Tarih

Peygamber'in karıları ve cariyeleri

Muhammed'in birden fazla kadınla evlenmesi, Medine dönemine ve yaşlılık günlerine rastlar. Hatice'den sonra, Hicret'e kadar yalnız Zem'a kızı Sevde ile evli kalmıştır. Hatice ile evlendiği sırada kendisi 25 yaşında, o ise 40 yaşında, iki kocadan dul kalmış bir kadındı. On beş yıl birlikte yaşadılar. Hatice, Hicret’ten üç yıl önce 65 yaşında öldü. Peygamber'in hayatını evlilikler açısından birkaç dönemde görmek gerekir:  

25 yaşına kadar bekâr; 25-50 yaş arasında tek evlilik hayatı; 50-60 yaş arasında çok evlilik hayatı; 60 yaşından sonra ise hiç evlenmedi.

Antik dönemde bankerlik ve noterlik

Noterlik mesleğine ilişkin yazılı belgelere Eski Çağ’ın çeşitli dönemlerinde rastlanır. Örneğin, Sümerolog Veysel Donbaz, Kayseri yakınlarında M.Ö. 2. binyılın ilk çeyreğine tarihlenen Kültepe (Kaniş/Neşa) yerleşim yerinde ele geçen bazı çiviyazılı belgelerdeki sözleşmelerin noter tasdikli olduğundan bahseder.(1) Bankerlerin aynı zamanda noterlik yaptıklarına ilişkin bilgiler ise daha çok Antik Dönem (M.Ö. 6. yüzyıl sonrası) belgelerinde yer alır.

Kelimenin gölgesinden korkmak: Sansür ve jurnal

Türkiye’de “sansür” denince akla ilk gelen, II. Abdülhamit ve onun saltanat yıllarıdır. Bu döneme aynı zamanda “İstibdat Dönemi” denmesinde sansür 1876’da tahta çıkan II. Abdülhamit’in 1878’de başlayan ve gittikçe koyulaşan istibdat rejiminin temel kurumlarından biri hafiyelik/jurnalcilik ise, diğeri de sansür olmuştur. II. Abdülhamit’in, kamuoyunu harekete geçirebilme potansiyeli taşıyan tüm unsurları kontrol altında tutma arzusu, sansürü, iktidarın en etkin yönetim aygıtlarından biri hâline getirmiştir.

“Devr-i İstibdat” ve II. Abdülhamit hakkında ilginç notlar

Mithat Paşa’nın cesedinin kesilen başı

Abdülhamit Mithat Paşa’nın ölümü hakkındaki gerçeklerin ortaya çıkmasından çok korkuyordu. Bu olayı örtbas etmek gerekiyordu ama nasıl? Ya yarın Taif’te Mithat Paşa’nın cesedi mezardan çıkartılır da nasıl öldüğü anlaşılırsa? Padişah bu işin altından kolay ko- lay kalkamazdı. Yeni Osmanlılar’ın da eline yeni silahlar verilmiş olacaktı.

Rus ve Bulgar arşivlerinden gizli belgelerle Nâzım Hikmet Bulgaristan’da

Nâzım Hikmet, 1951 Haziran’ında Türkiye’den ayrılıp Moskova’ya geldikten sonra, ilk yurtdışı gezisini ağustos ayında Berlin’e yapmıştı. Nâzım, Berlin’de III. Dünya Öğrenci ve Gençlik Festivali’ne katılmış ve herkes tarafından büyük ilgi görmüştü. Nâzım, bu seyahatini, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) örgütlenmesi açısından da değerlendirmişti.(1)