Eski Mezopotamya'da cinsel yaşam

Muazzez İlmiye Çığ
Yazının Okunma Süresi
21 dakika

Arkeologlar, gelmiş geçmiş insanların yaşadıkları alanları bularak onları kazılarla meydana çıkarırlar. Buralarda genellikle yapı kalıntıları, tuğlalar, günlük yaşamda kullanılan eşyalar, çeşitli sanat eserleri bulunur. Arkeologlar bunlara dayanarak o yörede kaç toplumun birbiri ardınca yaşadığını, ne tür yapılan olduğunu, mimarlıkta ve sanattaki yeteneklerini, kültürlerinin nerelere kadar yayıldığını, hangi kültürlerle ilişki kurduklarını söyleyebilirler. Fakat vaktiyle cıvıl cıvıl insanların kaynaştığı bu yerler suskun, sessiz durur karşımızda. Bu sessizlik içinde birden sorarız kendimize, buralarda yaşayanlar kimlerdi? Yaşamları nasıldı? Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkileri, toplumsal düzenleri nasıldı? Mahkemeleri, kanunları var mıydı? Nelere inanıyor, seviniyor, üzülüyorlardı?

Bu soruların cevapları ancak o yerlerde yazılı belgelerin bulunması ve bu belgelerin çözülüp okunması ile ortaya çıkar. Böyle buluntular arkeologlar için büyük bir şanstır. Bunlarla varsayımlardan kurtularak halkın yaşantısına ait somut kanıtlar elde edilir.

Bugüne kadar bulunan en eski yazılı belgeler Sümerlilere aittir. Sümerliler bundan 6 bin yıl kadar önce Asya topraklarından Irak’ın güneyindeki Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki yere gelip yerleşmişler ve orada izleri zamanımıza kadar ulaşan yüksek bir uygarlık yaratmışlardır. Bu uygarlığın en önemli buluşu da dillerine göre bir yazı icat etmeleridir.

Bundan en az 5 bin yıl önce icat edilen yazı, anlatılmak istenen nesnenin resmini yapmakla başlamıştır. Yüzyıllar boyunca bu yazı okullarda geliştirilerek her istenilenin yazılabileceği duruma getirilmiştir.

Şekilleri oluşturan çizgilerin çiviye benzemesi nedeniyle bugün çiviyazısı olarak adlandırılan bu yazıyı, Sümerlilerden sonra gelen Babil ve Asurlular, Hititler, Hurriler, Urartular alarak kendi dillerini

yazmışlar, Ugarit ve Persler de bundan harf yazısı oluşturup yararlanmışlardır.

Bu yazı, tablet dediğimiz yumuşak kil levhalar üzerine yazılmış ve bunlar güneşte veya fırınlarda kurutulmuş olduğundan binlerce yıl toprak altında çürümeden kalabilmiştir.

Geçen yüzyılda başlayan kazılarla arşivler, kütüphaneler halinde binlerce tablet ortaya çıkarılmış, yazılar, diller çözülmüş, belgeler okunmuş ve böylece Yakındoğu’nun üç bin yıllık tarihi, devletlerin sosyal kurumlan, dinsel inanışları, bilimsel ve ruhsal yapıtları, günlük yaşamları ile birlikte gözler önüne serilmiştir.

Bunlar arasında, ilk oluşları ve sonradan gelenlere yaptıkları etkiler nedeniyle Sümer belgeleri, özellikle edebiyatı büyük bir önem taşır. Şiirler, ilahiler, destanlar, ağıtlar, efsane ve atasözlerinden oluşan bu edebiyatın çoğu öğesinin şu veya bu tarzda Tevrat'a ve Yunan edebiyatına girerek zamanımıza kadar ulaştığı, metinler okundukça meydana çıkmaktadır.

Sümer yaradılış efsanesinde cinsel temalar

Sümer edebiyatında sevgi oldukça geniş bir yer tutar. Sümerliler vatan sevgisini, aile, çocuk sevgisini, ana baba, karı koca sevgisini, dost arkadaş sevgisini, daha geniş anlamı ile “sevgi” konusunu şiirlerinde, destanlarında, hikâye ve efsanelerinde dile getirmişlerdir. Fakat Sümer yazar ve şairleri daha çok tanrılarla ilgili cinsel sevgiyi ele almışlardır. Onlara göre; dünyadaki, özellikle Sümer ülkesindeki bolluk ve bereket, tanrıların cinsel isteği ve çiftleşmesi ile meydana geliyordu. Bu nedenle seks konusu tabu sayılmıyordu. Hatta onlar yazılarında kadın ve erkeği cinsel organlarının resmi ile göstermişler ve adlarını da olduğu gibi söylemişlerdir.

Sümer düşünürlerine göre, dünyanın yaradılışından itibaren her oluşum seks ile ilgilidir. Örneğin yaradılış şu şekilde başlamıştır:

Önce evren tanrıça Nammu adında dipsiz bucaksız bir su halinde idi. Tanrıça bu suyun içinden bir dağ çıkarıyor. Hava tanrısı Enlil onu ikiye ayırıyor. Üstünü gök tanrısı, altını da yer tanrıçası alıyor. Yer kendisini değerli madenler ve taşlarla süsleyerek gök tanrısının beğenmesi için hazırlıyor. Gök tanrısı, üzerinde hiç bitkisi olmayan, kutsal ve el değmemiş bakir toprağa dizini dayayıp kahramanca tohumunu yerin dölyatağına döküyor. Göğün bol tohumu ile yer gebe kalıyor ve yavaş yavaş bitkileri, ağaçları kamışları doğuruyor. Damla damla bal ve şarap akıtıyor.

Diğer taraftan bunların beslenip büyümesi de gerek. Bunun için hava tanrısı yağmuru, güneşi, bulutu düzene koymak üzere, bir boğa gibi dağa erkeklik organını dürtüp tohumunu boşaltıyor. Dağ bir gün bir gece sonra yaz ve kışı doğuruyor. Bunlardan sonra gözlerini Fırat’a çeviriyor ve şaha kalkmış bir boğa gibi gururla penisini dikilterek Fırat ve Dicle nehirlerine erkeklik suyunu saçıyor. Böylece tanrıdan gelinlik hediyelerini alan nehirler büyük bir coşku içinde bitkileri, tahılları sulayarak besliyorlar. Bundan sonra tanrılar çiftleşerek yeni yeni tanrılar meydana getiriyorlar

 

Aşk tanrıçası İnanna ve kutsal evlenme törenleri

Bunlar arasında Sümerli söylence yazarlarına en çok ilham veren, ay tanrısının kızı aşk ve bereket tanrıçası İnanna olmuştur. Bu tanrıça daha sonra Akadlılarda İştar, İbranilerde Astarte, Yunanlılarda Afrodit, Romalılarda Venüs olarak yüzyıllar boyu varlığını korumuştur. Hıristiyanlıkta ise İsa’nın annesi Meryem'e, bu tanrıçaya ait birçok niteliklerin geçirildiği görülüyor.

Sümer ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanıyordu. Bu yüzden toprağın bereketli, döl yatağının verimli olması gerekti. Bunun için Sümerli yazarlar, büyük bir seks gücü ve çekiciliği olduğunu düşündükleri tanrıça İnanna’yı, ülkelerinin ilk krallarından Dumuzi ile evlendirerek bu bereketi sağlayacaklarına inanmışlardı. Daha sonraları şairler, bu kralı çoban tanrısına dönüştürmüş ve bu ikisi ile ilgili çeşitli şiirler halinde büyük bir hikâye yaratmışlardır. Tanrıça İnanna bir taraftan bütün fettanlığını kullanarak Dumuzi’yi kendine âşık etmiş, diğer taraftan onun evlenme teklifini, ancak büyük zorluklar çıkardıktan sonra kabul etmiştir.

Evlendiklerinden bir süre sonra Tanrıça yeraltı dünyasına, oranın kraliçesi olan kız kardeşini görmeye gider. Fakat oranın kuralına göre, gelenin yeryüzüne dönebilmesi için yerine birini bırakması gerektir. Tanrıça, yerine birini aramak üzere yeraltı cinleriyle yeryüzüne çıkar. Yeryüzü tanrıları kraliçelerinin yokluğuna son derece üzülmüş, çuval elbiseler içinde kendilerini yerlere atmışlardır; hiçbirini vermeye kıyamaz. Kocasının bulunduğu yere geldiğinde, onu karısının yokluğuna hiç aldırmayarak, en iyi giysiler içinde başında tacı ile tahtında keyifle oturur gören tanrıça çılgına döner ve cinlere “alın götürün bunu” diye emreder. Birçok olaydan sonra Dumuzi’nin kız kardeşi olan rüya yorumcusu tanrıça, kardeşi yerine yarım yüzyıl yer altında kalmayı kabul eder. Bu süre içinde Dumuzi yeryüzünde kalır. O her çıkışında karısı ile birleşir. Sümer yazarları, bahar zamanına denk gelen bu birleşme ile, bitkilerin yerden fışkırdığını, hayvanların doğurarak, yumurtlayarak çoğaldığını, böylece ülkeye bolluk ve bereket geldiğini düşünmüşler. Yeni yıl başlangıcı sayılan bu birleşmeyi, tanrı yerine ülkenin kralı, tanrıça yerine bir baş rahibe geçerek bir evlilik töreni ile simgelemişler. Bu törenler, çalgılar şarkılar, danslar, ziyafetler ve çeşitli şenliklerle kutlanmış. Kutsal evlenme olarak nitelendirilen bu törenler için; şairler, ozanlar, tanrının veya kralın, tanrıçanın veya rahibenin ağzından birbirlerine söylenmek üzere aşk, sevgi ve şehvet dolu açık saçık şiirler, şarkılar yazıp bestelemişlerdir.

 

Sümer aşk şiirlerinde tabu yok

Bu şiirlerin birinde tanrıça, kadınlık organını, sulanmış toprağa, boruya, gök teknesine, yeni doğan aya benzetiyor ve “kim benim yüce tarlamı, sulak yerimi, vulvamı sürecek?” diye soruyor. Dumuzi “Yüce hanımım, kral sürecek vulvanı, ben Dumuzi sürecek onu” şeklinde yanıtlıyor, İnanna da “sür vulvamı sür, kalbimin adamı” diyor.

Bu şiirlerden bazı örnekler verelim: İnanna, Dumuzi’ye:

“Benim hal adamım, beni tatlandıran hat adamım,

Tanrıların hal adamı,

Dölyatağımın biricik sevgilisi,

Elleri ayaklan bal,

Beni tatlılandıran bal adamım." Dumuzi, İnanna’ya:

"Şarap sunucusunun içkisi tatlı,

İçkisi gibi vulvası tatlı, içkisi tatlı, Dudakları gibi vulvası tatlı, içkisi tatlı. Karışık içkisi tatlı, tatlıdır içkisi." İnanna sesleniyor:

"O istiyor, o istiyor, yatağı istiyor, Kalbe neşe veren yatağı istiyor,

Krallık yatağını, aşk yatağını istiyor. Yatağı tatlı yaptım,

Krallık yatağını tatlı yaptım.

O beni güzel kokan bal yatağa yatırdı. Benim değerli tatlım.

Kalhimini yanında yararak,

Sağ eli vulvamda,

Sol eli başımda,

Binbir dil dökerek,

Güze! yüzlü erkeğim Elli defa yaptı beni.”

Bu kutsal evlenme törenlerinin Filistin’e de geçtiği ve İsa’nın doğumuna kadar şu veya bu şekilde devam ettiği, İncil ve Tevrat’la bulunan izlerden anlaşılmaktadır. Ayrıca Tevrat’taki Süleyman’ın şarkıları bölümünde bulunan açık saçık şiirler, Sümer Kutsal Evlenme Töreni şiirlerine çok benzemektedir.

 

Sümer tapınaklarında kutsal seks

Sümer mabetlerinde, özellikle aşk tanrıçasının mabetlerinde, rahibeler fahişelik yapıyorlardı. Bu bir tanrı görevi sayılıyor, bunlara kutsal kadın gözü ile bakılıyordu. Ayrıca, diğer kadınlardan ayrılmaları için başlarını örtmeleri gerekiyordu. Daha sonraki çağda bu gelenek, evli ve dul kadınlara da uygulandı. Sümerliler, onları da, meşru seks yaptıkları düşüncesi ile kutsal fahişe sınıfına sokmuşlardır. Bu gelenek Yahudilerde fahişelerin peçe takması, evlilerin baş örtmesi olarak sürdürülmüştür. Hıristiyanlıkta bütün rahibeler başlarını sıkı sıkı örtmüşlerdir. Müslümanlıkta ise bu gelenek erkekten kaçma şekline dönüşmüştür. Araştırmalara göre, Yahudilerde önceleri mabet fahişeliği varmış sonradan kalkmış.

Sümer mabetlerinde kadın fahişeler yanında, kadın kıyafetine girmiş erkekler, erkek kıyafetine girmiş kadınlar da eşcinsellik görevi yapıyorlardı. Eski çağlarda rahiplerin, törenlere çıplak olarak katıldıkları kabartmalardan anlaşılıyor. Fakat daha sonraları yaptıkları göreve göre giyindikleri metinlerde belirtilmiş. Örneğin günah çıkaran rahipler kırmızı giyerlermiş.

Ünlü tarihçi Heredot MÖ 5. yüzyıllarda Babil’e yaptığı gezi anılarında mabet fahişeliği hakkında şöyle yazmaktadır: “Yerli halktan olan her kadın hayatında bir kere Afrodit tapınağına gider ve orada rastladığı ilk yabancıya kendini verir. Başkaları ile ilişki kurmaktan çekinen zengin kadınlar arabalara binerek peşlerinde uşakları olduğu halde tapınağa gidip erkek beklerler. Başlarında hasırdan örülmüş başlıklar olduğu halde tapınağın etrafında otururlar. Kimi oturan, kimi dolaşan, kimi ayakta duran bir alay kadın etrafı doldurur. Kadınlar arasında dolaşan erkekler istedikleri kadını seçerler. Tapınağa giden bir kadın, bir erkek gelip kucağına para atarak onu yalağa götürünceye kadar evine dönemez. Erkekler parayı atarken Asurluların Afrodit’i olan Melitta adına demeleri zorunludur. Paranın değeri önemli değildir. Para bir kere atıldı mı kutsallaşır. Yasa bunun geri çevrilmesini yasaklar. Kadının seçme hakkı yoktur. Tanrıçaya karşı görevini yapmış sayılan kadın, artık evine dönebilir. Bu olaydan sonra ne kadar para verirseniz veriniz bir kadını baştan çıkaramazsınız. Boylu poslu güzel kadınlar çabuk evlerine dönerler, çirkinler ise yasanın istediği koşulları yerine getirmek için bazen 3-4 yıl beklerler. Böyle bir âdet Kıbrıs’ın bazı yörelerinde de vardır.” (Heredot I s.70)

Babillilerden farklı olarak Sümerlilerde bu görev yalnız rahibelere özgüdür, diğer kadınlar için yoktur.

 

Seks gücünü yitirmemek için Sümer büyüleri

Sümerli kadınlarda bakirelik oldukça önemliydi. Sümer yasasına göre; dul olarak evlenen kadın, boşandığı zaman, bakire olarak evlenen kadının aldığı boşanma tazminatının yarısını alabiliyordu. Bakireliği bozmak, zorla bir kadınla sevişmek büyük suçtu, tanrılar arasında bile yasaktı. Efsaneye göre, hava tanrısı, sonradan evlendiği karısı ile zorla seviştiği için yeraltı dünyasına sürülmüştü.

Sümer erkekleri için seks gücünün yitirilmesi pek önemli sayılmıştır. Seks gücünün yitirilmesi hakkında bilgileri olmamakla beraber, bir metinde erkeğin birinin rüyasında korktuğu için seks gücünü yitirdiği yazılmış.

Seks gücünü artırmak için çeşitli ilaçlar, dualar, büyüler yapılmıştır. Bu tedavi yöntemleri, yazılı tabletlerde, mabetlerin ve sarayların kütüphanelerinde, arşivlerinde bulunmuştur.

Böyle bir metinde yazılanlardan örnekler verelim:

1) Eğer bir erkeğin erkekliği Nisan ayında sona ererse: Bir dişi kekliği tut, tüylerini yol, döverek yassılt, tuzlayarak kurut! Dağların dadanu otu (ne olduğu bilinmiyor) ile döv ve bira içine koyarak içirt! Adamın erkekliği gelecektir.

2) Eğer bir adamın erkekliği giderse, bir erkek kekliğin boynunu kes, onu kanlı suyun içine koy ve onun kalbini yut, suyu gece dışarı koy, gün doğduğu zaman onu erkeğe içirt! Erkekliği gelecektir.

3) Eğer bir adamın erkekliği giderse, bir erkek kekliğin penisini, heyecanlanmış bir boğanın, bir koyunun, bir tekenin salyalarını suya koyarak ona içirt! Koyunun iki bacağı arasından yünü alıp adamın kalçasına sar, erkekliği gelecektir.

4) Eğer bir adamın erkekliği giderse, çiftleşmeye hazır bir erkek kekliği kurut, döv, suya koy, onu gece damda beklet, ertesi gün suyu içirt! Erkekliği gelecektir.

Eski Mezopotamya toplumlarında, cinsel birleşmeyi sağlamak ve hazzı artırmak

için de birçok büyülere başvurulmuş ve bunlar tabletlere geçirilmiş. İşte bazı örnekler:

Cinsel hazzı artırmak için dua ve büyüler

1) Dua: Çiftleşmeye hazır inek, seks heyecanı coşmuş bir tufan gibi olan azgın aygır! Senin organlarını kim bağladı? Kim senin kaslarını gevşetti? Tanrın sana dönmeli, sihir tanrısı Asalluhi dönmeli! Vücudunu İştar'ın (Aşk tanrıçası) çekiciliği ile coştursun!

İlacı: Sonra şu ilacı yap! Manyetik demir filizlerini döv, yağ içine koy, onunla penisini, göğsünü, kalçasını ovsun! İyi olacaktır.

2) Dua: Avlanmış vahşi eşek! Dilû kanalının ağzı gibi kim sana sed çekti? Bir gezgincininki gibi kim senin yolunu tıkadı ve gubabanın oğlu gibi kim senin ormanını yaktı? Git ve Anu'nun (gök tanrısı) göksel kızına dualara başla!

İlacı: Manyetik demir filizini döv, puru yağ içine karıştır. Yukarıdaki duayı üç kere oku, erkeğin penisini, kadının vajinasını onunla yağla, o erkek seks doyumuna ulaşacaktır.

3) Dua: Heyecanlan, heyecanlan, dikil dikil, bir geyik gibi coş, bir boğa gibi dikil! Bir aslanı seninle birlikte dikilt, bir yılanı seninle birlikte dikilt! Hissiz olan penis hislensin!

İlacı: Manyetik demir filizini döv, toz haline getir, puru yağına karıştır! Duayı onun üzerine 7 kere oku, erkeğin göbeğine sür, 7 kere oku kadının göbeğine sür. Erkek ve kadın doyuma ulaşacaktır.

Bu büyülerin katalogları da yapılmış. Bunlardan bazılarının adları şöyle:

1. Çiftleşmeye hazır koç.

2. Rüzgâr essin, titreme çoğalsın.

3. Neden bir kanal gibi tıkanıp kaldın?

4. Neden gözlerin kapalı?

5. Çiftleşmek için sarıldım, zarflandım.

6. Bir yatak yaptım, sandalye hazırladım.

 

Bir kadını veya erkeği etkilemek için büyüler

’ Sümerli erkeğin bir kadını kendine çekmek için başvurduğu büyülerden bir örnek verelim:

Dua: Aşk yaratan güzel kadın! Elmayı, narı seven, doyum gücü veren İnanna! Kalk in! Aşk taşları benim için etkili ol! Kalk in! İnanna aşkı, doyumu getir!

İlacı: Eğer bir kadın bir erkeğin penisine baksın istersen, ya bir elma veya nara yukarıdaki duayı üç kere oku, meyveyi kadına ver, onun suyunu içir! (1)0 kadın gelecek ve seninle sevişecektir. Eğer yine gelmezse, tappinu bitkisini al, onu kral Ea (bilgelik tanrısı) için nehre at ve Dicle ve Fırat nehirlerinin kıyısından çamuru al, o kadının küçük heykelini yap, sol kalçasına onun adını yaz! Güneşe dönerek yukarıdaki duayı oku! Şehrin batı kıyısının dışına göm, öyle ki, ya günün sıcağında veya gece kadın onun üzerinden yürümeli ve üç defa yukarıdaki duayı oku, o kadın gelecek, onunla sevişeceksin.

Bir kadının seninle konuşması için meşu tahtasını, şimşiri,... taşını, kekliğin dilini koyunun yününe sar, yatağının başucuna koy! O kadın nereye giderse gitsin seninle konuşacak ve sevişecektir.

Kadınlar da erkekleri kendilerine çekmek için çeşitli dua ve büyülere başvurmuşlardır. Bunların birinde, kendisine sadık kalmamış olan sevgilisini tekrar elde edebilmek için bir kadın tarafından yapılan dua ve büyü şöyle:

Dua: Memleketlerin İştar’ı (aşk tanrıçasının Akutça adı)! Tanrıların en cesuru bu senin yerin, sevin, neşelen! Gel bizim eve gir, seninle yatan sevgilin, dostun da gelsin! Dudaklarım bal olmalı. Bir yılan deliğinden çıktığı zaman kuşlar nasıl etrafına toplanırsa erkekler de benim etrafıma öyle toplansın! Bana ihanet eden o erkeği getir, bir altın gibi kalpli olarak bana dönsün!

İlacı: Bu duadan sonra 12 çeşit toprak alınacak. Bir kurban yanında suda eritilecek, yarısı ile evin kapısı sıvanacak, geri kalanla bir boğa heykeli yapılarak çukura atılacak.

Mabetlerde, özellikle aşk tanrıçasının mabetlerinde çamurdan yapılmış kadın erkek cinsel organları veya bir yatak içinde çiftleşmeyi gösteren levha şeklindeki kabartmalar bulunmuştur. Bunların büyü olarak oralara konulduğu kuşkusuzdur.

Tabletlerden öğrendiklerimize göre, bundan 4-5 bin yıl önce de insanlar arasında, bugünkü gibi seks problemleri vardı. Fakat bunlar tabu değildi.

Mabetlerde seks tanrı görevi olarak kabul edilmiş, onunla ilgili açık saçık şiirler, hikâyeler yazılmış, ilaçlar, büyüler icat edilmişti. Büyülerin iyi amaçla yapılması gerekiyordu. Fena amaçla büyü yapanlar cezalandırılıyordu. Sümer kanununa göre bir adamın karısı büyü yaparak başka bir adamla yatarsa kadın öldürülürdü.

Notlar

1) Elma ve nar, aşk tanrıçasına ait şiirlerde seks gücünü veren meyveler olarak geçiyor. Tevrat’taki Süleyman’ın şiirlerinde de bulunuyor. Bir efsaneye göre bilgelik tanrısı Enki, tanrıça Uttu ile sevişmeden önce ona elma suyu içirmiş. Seks gücü için dağlardaki bitkilerden yararlanıldığı anlaşılıyor. Bir şiirde aşk tanrıçası, kardeşi güneş tanrısına, çiftleşmeyi, öpüşmeyi bilmediğini, onun için kendisini dağlardaki güzel kokulu otlardan yemek üzere dağlara götürmesini rica ediyor.

Bu yazı Bilim ve Ütopya'nın nisan 1995 sayısında yayımlanmıştır.

Tarih