Bize Ulaşın

     

Teizmin ötesi, Ateizmin berisi: Dinsel Tanrı’ya karşı sivil Tanrı arayışı olarak Deizm

Ateizm ve Deizm zorunlu olarak tek bir felsefi veya dini kimliklerle ilişkili görülmemelidir. Ateizm, Batı kültürünün merkezi kavramlarından biridir. Ancak Hıristiyan teolojiye gönderme yapan giriş niteliğinde veya özel olarak yazılmış kitaplar tarihsel olarak gayri sahih ve kavramsal olarak da karışıktır. Ateizm David Hume, Derida ya da Kristeva gibi filozoflar tarafından temsil edilen felsefi bir duruştur. Tarihte tüm ateistlerin bağlı oldukları belli, sistemli ve tanımlı hiçbir ideoloji yoktur. Ateizm, farklı kültürlere göre anlamı değişen çağrışımlara dayanır. Kimi kültürlerde halk dininin inkarı, kimine göre teknik bir felsefi duruş olarak Teizmin inkarı ya da doğaüstü varlıkların egemenliğine karşı insani otonominin savunulması şeklindedir. Şu halde Ateizm her zaman Teizmin reddi ile ilintilendirilemez. Çünkü bu Ateizmi özel bir ilahi kavrama bağlar. Ateizm, ilahi varoluşa karşı olumsuz bir duruş ve tutumla ilişkilendirilebilir. Ateist, ilahi olanı kutsal olan anlamında sempatiyle karşılayabilir. Bu durumda bir ateist, felsefi anlamda “inançsız”, “Tanrısız” olarak nitelenemeyecek paradoksal bir tutum sergilemektedir. Üstelik değişen anlamları dikkate alındığında henüz kuşku düzeyini bile tam geçmemiş ateist tutumun en katı teolojilerde bile “kafir” olarak adlandırılması göründüğü kadar kolay verilecek bir yargı olmayabilir. Çünkü Ateizmin “berisi”, Deizmdir.

Ateizm gibi Deizmin de tarihsel süreç içinde anlamları değişmiştir.

Din olgusunu teolojik ve felsefi açılardan ele alıp eleştiren bu akımlar, her ne olursa olsun, (usla) gerekçelendirilmiş söylemler ve Aydınlanmayı karakterize eden insani durumun geliştirilmesi için gerçekleştirilen bu akılcı girişimler İngiltere’de dinsel bir çerçeve içinde meydana gelmiştir. İngiliz deistler herkese açık bilimi izleyenlerin bir parçasıydı. Deizmin diğer anavatanı Fransa’dır. Fransa, İngiltere ve diğer yerlerdeki Aydınlanmanın tipik bir dinsel tavrı olan Deizm, kısa bir zaman için Fransız İhtilali’nde Mutlak Varlığa ibadetin resmi olarak kurumlaşması idiyse de hiçbir zaman genel anlamda bir din değildi. Deizmin ne olduğunu kısaca ortaya koyacak yeterlilikte bir tanımı yoktur. Ancak Deizmi pozitif (kurucu) ve negatif (eleştirel) olmak üzere iki yönden incelemek mümkündür. Pozitif olanı, Tanrı’ya inanmayı zorunlu olarak gerektiren yöndür. Negatif olanı ise, Hıristiyanlığa ve Kiliseye yönelik eleştirileri içerir.

Deizm, başlıkta belirttiğim gibi, Teizmin ötesinde, Ateizmin de berisindedir. Deizmin çoğunlukla, bu iki akımdan biri veya diğeriyle karıştırılması bu nedene bağlanabilir. Oysa Deizm ne Teizm ne de Ateizmdir.

Teizmin ötesi ile Ateizmin berisinde yer alan Deizm nedir öyleyse?

Deizm, birden fazla tanımlara sahiptir. İki temel kullanımından söz edebiliriz. İlkin, Deizm, Tanrı’nın evrenle ilişkisi olmadığını savunur. Ama O, evrenden sorumludur. Ancak bu sorumluluğun ne olduğunu anlatan, sınırlarını belirleyen ya da bize bildiren bir ilahi buyruk, kutsal bir kitap ya da Tanrı elçisi yoktur. Tanrı vardır, demekle, Ateizmin berisindedir. Tanrı vardır ancak, gönderdiği herhangi bir din ya da elçisi yoktur; bu nedenle insanın yakarmaları ve O’na bağladığı umutları yanıltıcıdır, yararsızdır demekle de Teizmin ötesindedir.

Deizmde varlığı kabul edilen ama dinlerde öykülenen işlevleri olmayan Tanrı “evsiz ev sahibi” yani “absentee landlord”dur. Thomas Hardy’nin meşhur şiiri “Unutulmuş Tanrı” bu durumu resmeden bir örneklemedir. Açıktır ki Deizm, Teizmin bir formudur.

Bireysel bir tutum ve inanç olarak kökleri insanlık kadar eskiye dayanan Deizm, salt Tanrıcı bir teoloji olarak XVII. yüzyılda bazı düşünürlerce temsil edilmeye başlamıştır. XVII. yüzyıldan XVIII. yüzyıla doğru bir grup din düşünürleri tarafından sıklıkla kullanılmaya başlamıştır. İngiltere ve sonra Fransa, Deizmin ilk ortaya çıktığı ülkelerdir. Teizm ve Ateizm için de aynı ülkelerin başlangıç noktası olması rastlantı değildir. Bu yüzden de Deizm, Teizmin ötesinde, Ateizmin berisindedir.

Prof. Dr. Şahin FİLİZ
Akdeniz Üniversitesi Felsefe Bölümü

Yazının tamamı Bilim ve Ütopya'nın aralık sayısında!