Boş

Toplam: 0,00 ₺

Edebiyat

Latin Amerika’da Devrimci Yazarlar

Aydınlanma’dan çok önce Sokrates’in zamanında, hatta ondan da önceki çağlardan beri, gerçeğin ifade edilmesi devrimci bir eylem olagelmiştir. Aydın, yazar, gazeteci, sanatçı, düşünür daima bu devrimci görevle karşı karşıyadır: Gerçeğin dili olmak. Bedeli ise en hafifinden dışlanmak, hapis ya da sürgün edilmektir. Ölüm ise çoğu zaman bir kurtuluş sayılabilir. Engizisyonun işkence hanelerinde bitmek bilmez eziyetlere katlanmak, en sevdiklerinin kurban oluşunu görmek de vardır. Fakat aydın bilir ki, hiçbir bedel hakikatin bir formda ortaya çıkışına engel olamaz.

Ölümünün 400. yılında Shakespeare ve Çağdaş Okur: Sevmek ya da Sevmemek!

Kraliçe I. Elizabeth’in 1558 yılında İngiltere’de tahta geçmesi ile başlayan dönem, ülkenin hem siyasi hem sanat tarihinde büyük öneme sahiptir. Kraliçe’nin iyi örgütlenmiş ve planlı yönetimi altındaki İngiltere yükselişe geçer ve bu yükseliş, sanatın da gelişmesine olanak sağlar. Elizabeth Dönemi’nin siyasi açıdan sakin bir dönem olduğunu söylemek çok doğru olmayacaktır ancak hem matbaanın hem de ülkeler arası etkileşimlerin yaygınlaşması, sanat açısından daha huzurlu ve ilerlemeci bir dönem yaşanmasına zemin hazırlar.

ÇİÇİKOV'UN KUTUSUNDAKİ ÖLÜ CANLAR

19. yüzyıl boyunca edebiyat alanında ölümsüz yapıtlar veren Rus yazarlarının birer filozof hatta birer peygamber gibi görülmesinin en belirgin özelliği burada gizlidir: Yaşadıkları toplumsal sorunlara sarsılmaz bir ahlakla çözüm bulmaya çalışmak ve daha erdemli bir toplumun nasıl kurulacağını sorgulamak!

Gogol “Ölü Canlar” romanıyla taşradaki toprak sahiplerinin ve bürokrasinin toplumsal konumlarını eleştirmekle birlikte sıradan insanların gündelik hayatlarını aynı canlılık ve zenginlikte sunamamaktadır.

DÜŞÜNCENİN ŞİİRİ: İKİNCİ YENİ

Muzaffer İlhan Erdost: İkinci Yeni
İkinci Yeni, küçük-burjuva korkaklığını, gericiliğini simgelememiştir; küçük-burjuvazinin ilerici kesiminin şiiridir. Bir farkla ki, Varlık okulu, genel olarak köyün ve köylünün sorunlarını ele alan şiirlere yaklaşıyor; İkinci Yeni ise, köylülüğün sorunlarıyla yetinmiyordu. Yeni bir kent ve yeni bir toplum oluşuyordu. Değişen toplumla birlikte, değişen insanı kucaklamak, doğal ki, yazın için her zaman gündemde olmuştur.

HİTİT EDEBİYATINDAN BİR ÖRNEK: APPU MASALI

Hitit edebiyatı kendini efsane, destan ve masallarda ifade etmektedir. Efsaneler hep tanrı ve insanoğlunun yaratılışına ve şu dünyada olup biten olaylara belirli bir mantık çerçevesi içinde bir açıklama bulma çabası içinde olmuştur. Hitit mitosları ise Anadolu kökenli mitoslar ile yabancı kökenli mitoslar olmak üzere iki gruptan oluşmaktadır. Anadolu mitosları Hititler öncesi Anadolu’nun yerli halkı olan Hattilerden adapte edilmiştir. Yabancı mitoslar ise Mezopotamya’dan Hurriler aracılığıyla Hititlere geçmiştir.

KAMUCU BİR CUMHURİYET AYDINI: BİLSAY KURUÇ

Ad bir insanın kişiliğini yansıtır mı? Ya da isim çocuğun, gencin kişiliğine yön verebilir mi? “Bilsay” bilgili ve saygılı sözlerinden türetilmiş bir ad. Bilsay Kuruç’un babası oğlunun bilgili ve saygılı olmasını istemiş.

“İktisat dalını seçmem bir tesadüftür. Ben mimar olmak istiyordum. Sınavda kazanamadım. Hâlbuki resmim iyidir. Sonradan spor yazarı olan Nurhan Aydın Nişantaşı’ndan mahalle arkadaşımdı. ‘Bizim İktisat Fakültesi’ne gel’ dedi, böylece öncesinde bir ilgim olmadan iktisada yöneldim.”

RSS - Edebiyat beslemesine abone olun.