Boş

Toplam: 0,00 ₺

Güncel Bilim

Sahra Çölü’nü insanlar mı yarattı?

Yeni bir araştırma, Dünya’nın yörüngesindeki değişimin Sahra’nın çölleşmesini tetiklediği görüşüne karşı çıkıyor.

Sahra’nın çölleşmesi, iklim ve ekolojik kırılma noktalarını çalışan bilim insanlarının yıllardır ilgisini çekiyor. Seul Ulusal Üniversitesi’nden Arkeolog Dr. David Wright tarafından Frontiers in Earth Science dergisinde yayımlanan bir araştırma, bugüne kadar yapılan çalışmalarda yer alan, Dünya’nın yörüngesindeki veya bitki örtüsündeki değişimlerin Sahra’nın çölleşmesindeki en önemli etkenler olduğu fikrine karşı çıkıyor.

3,77 milyar yıllık fosiller bilinen en eski yaşam kanıtlarına yeni bir iddia getiriyor

Dünyadaki yaşam, aslında sığ denizlerde değil, okyanusların Güneş ışığından yoksun diplerinde başlamış olabilir. Yeni bir çalışmada 3,77 milyar yıllık kayaları inceleyen bilim insanları, gelişen biyolojik topluluklara ev sahipliği yapan hidrotermal ağızlarda bulunan yapılara benzeyen, boru biçiminde fosiller buldu.

Bu, onları Dünya’daki en eski canlılık işaretlerinden –sığ denizlerde büyüyen, stromatolitler olarak adlandırılan fosilleşmiş mikrobik katmanlar- daha eski yapar.

Dinozor aile ağacının temelleri sarsılıyor

Dinozorların evrimsel geçmişi hakkında yüzyılı aşkın bir süredir geçerli olan teori, Cambridge Üniversitesi ve Londra Doğa Tarihi Müzesi’nden bilim adamlarının yeni araştırmalarını yayımlamalarının ardından sarsıldı. Çalışma; aile gruplarının yeniden düzenlenmesi, yeniden tanımlanması ve adlandırılması gerektiğini ve dinozorların güney yarımkürede ortaya çıktığı düşüncesinin aksine kuzey yarımkürede ortaya çıkmış olabileceğini öne sürüyor.

Telefonlar yakın tarihte kendi çatlaklarını onarabilecek mi?

Talihsiz bir hareket sonucu, akıllı telefonlarımızın kırılgan ekranları kolayca çatlayabilir veya daha kötü sonuçlar yaşanabilir. Ancak Riverside’daki Kaliforniya Üniversite’sinden bir ekip, akıllı telefonların küçük yaralanmalarına bir son verebilir. Amerikan Kimya Topluluğu (American Chemical Society) tarafından düzenlenen bir toplantıda araştırmacılar, özel olarak yeni teknolojileri hedefleyen ve kendi kendini tamir edebilen bir madde tanıttılar.

Birbirimizle Konuşurken Göz Teması Kurmakta Neden Zorlanıyoruz?

Yeni bir araştırmaya göre bazılarımızın konuşma esnasında göz teması kurarken yaşadığı zorluğun arkasında geçerli bir bilimsel neden var.
İşin aslı, bu durum sadece bizim beceriksizliğimizden kaynaklanmıyor. Beynimizin, bir yüze odaklanma ve doğru kelimeleri seçebilme görevlerini aynı anda gerçekleştiremediği ortaya çıktı.
Bu durumun etkisi, kişi az bilinen kelimeleri bulmaya çalışırken daha çok fark ediliyor çünkü bu görev beynimizin göz teması kurarken kullandığı alanla aynı yerden yönetiliyor.

NASA, “İkizler Araştırması”nın İlk Sonuçlarını Yayınladı

Gelecekte yapılması beklenen Mars yolculuğu hepimizi heyecanlandırıyor, fakat bundan önce bu tür uzay yolculuklarının insan bedenini nasıl etkileyeceğini anlamamız gerekiyor.
NASA, 2015 yılında uzayda uzun bir süre kalmanın insan bedeni üzerindeki etkilerini araştırmak için Uluslararası Uzay İstasyonu'nda gerçekleştirilecek olan bir yıllık bir görev tasarladı. Bu görevde yer almak için iki astronot gönüllü oldu: ikiz kardeşler Mark Kelly ve Scott Kelly. NASA bu çalışmaya Twins Study (İkizler Çalışması) adını vermişti.

Telefon Konuşması Yapmaktan Korkuyor musunuz? İşte “Telefobi”yi Yenmenin Yolları

Telefonunuzun zil sesini duymak paniğe kapılmanıza mı sebep oluyor? Birisini arama düşüncesi bile size soğuk terler mi döktürüyor?
Son zamanlarda telefon elimizden düşmez oldu, fakat yine de çoğumuz basit bir aramayı yapmaktan bile ciddi anlamda korkuyor. Sosyal fobinin bir uzantısı olarak bilinen telefobi, her nesilden ve her kesimden birçok insana sıkıntı veriyor.
Telefobiden mağdur insanlar tanımadıkları kişilerle dolu bir odada konuşma yapmaktan çekinmezken ya da gün içinde binlerce mesaj gönderirken, telefon konuşması yapacak olduklarında geriliyorlar.

Çevresel Değişim Malawi Gölü’ndeki Çiklitlerin Çeşitlenmesini Sağlıyor

Bu çalışma, son 800 bin yıldır Malawi Gölü’ndeki derin ve berrak su fazlarının sığ ve bulanık su fazları ile dönüşümlü olarak var olduğunu ortaya koydu. En uzun ömürlü derin fazların zamanlaması gölün tarihinde ortaya çıkan çiklit çeşitliliği patlamalarıyla çakışmaktadır.

Bitkilerde Doku Tamirinin Denetlenmesi Tarımın Geleceğine Yön Verebilir

Canlıların tanımlanan özelliklerinden biri de hasarlı dokuların kendini tamir etmesidir (rejenerasyon). Canlılar arasında özellikle bitkilerin kendini yenileme alanında şampiyon oldukları biliniyor. Bitkilerin bu özelliği yüzyıllardan beri aşılama gibi tarımsal tekniklerde kullanılıyor. VIB ve Ghent Üniversitesi’nden Belçikalı araştırmacılar bitkilerde doku tamirini denetleyen kilit bir protein bileşimi keşfettiler. Bitkilerde doku tamiri mekanizmalarının anlaşılması tarımsal açıdan çok büyük bir önem taşıyor.

Sayfalar

RSS - Güncel Bilim beslemesine abone olun.