Çiviyazısı

Yaşasın bilim ve ütopya! 

Ekonomik krizin derinleştiği koşulların içindeyiz. Hepimiz yaşamımızda bu durumun sonuçlarıyla karşı karşıyayız. O nedenle siz sevgili okurlarımıza, krizin zorluklarını uzun uzadıya anlatmayacağız. Sadece yayın dünyasının ve elbette Bilim ve Ütopya’nın içinde bulunduğu durumu kısaca belirtmekle yetineceğiz.

Adnan Oktar’ın bilim düşmanlığı

1970’li yıllardan itibaren dünyada ve Türkiye’de dinci hareketler yükselmeye başladı. Bunun nedeni emperyalizme ve kapitalizme karşı başarı kazanan devrim dalgasının geri çekilmesi, Sovyetler Birliği’nin tepesindeki yöneticilerin ve bürokrasinin ayrıcalıklı bir sınıf olarak örgütlenip sosyalist iddiasındaki bu devleti yozlaştırması, Avrupa ve ABD’de işçi haklarının adım adım kırpılması, üretim sürecinin çok merkezli küçük parçalara ayrılması ve bunun yansıması olan neoliberalizm denen ideolojinin başta batı olmak üzere yaygınlaşmasıydı.

Umut

İki tür umut var.

İlki rüzgârın taşıdıkları. İçinde hafif olanlar var bunun, tıpkı kuru yapraklar gibi. Kuş misali kolay havalananlar, yükseklere çıktığında ayakları yerden kesilenler bu umudun tutsakları. Aniden ve kolayca her şeyin el çabukluğuyla değişeceğini düşlüyorlar. Rüzgâr, enerjisini sürdürdüğü müddetçe sorun yok. Çünkü hâlâ gökyüzündeler ve çok güzel görünüyor gözlerine bütün dünya.

Suçu aydınlatan bilimler

Suç neredeyse insanlıkla yaşıt. Ancak suç olgusunun içeriği ve bir eylemin suç olarak nitelendirilip nitelendirilmemesi bir çok faktöre bağlı olarak karşımıza çıkıyor. Toplum, çevre, psikoloji, ihtiyaçlar… Tüm bu ana başlıkları belirleyen bir tarihsel çerçeve var.