Çiviyazısı

Algoritma/Yapay Zekâ üzerine 12 tez

İnsanlık bilim ve teknolojide iki büyük dönüşümün eşiğinde. Birinci dönüşüm uzaydaki bilimsel çalışmalar. Uzay deyip geçmeyin. Meselenin odağında çok büyük enerji kaynaklarına kimin ulaşacağı, uzaydan getirilen kaynakları nasıl kullanacağı ve savunma var. İkinci büyük dönüşüm ise Algoritma/Yapay Zekâdaki devrim. Bu devrim üretimi insan aklının hayal bile edemeyeceği kadar artıracak ve büyük soruları beraberinde getirecek.

Epigenetik: Genetik determinizme darbe

Yakın bir zamana kadar dişi ve erkekten yavrusuna sadece genlerin aktarıldığı ve kalıtımın bu yolla olduğu varsayılıyordu. Gen ötesi, genetik dışı, genetik olmayan anlamına gelen epigenetik bilimiyle birlikte durumun tamamen öyle olmadığı; çevresel deneyimlerin, yaşam tarzının, alışkanlıkların, davranışların, psikolojik durumun, hatta büyük baba ve babanın yediklerinin-içtiklerinin olumlu ya da olumsuz sonuçlarının da yavruya aktarılabildiği ortaya çıktı.

Sıfırın birleştiriciliği

“Sıfır”, matematiğin en büyük buluşlarından birisiydi. Çünkü sıfırın yükselişi bir sosyo-ekonomik sistemin, bir sınıfın yükselişinin yansıması ve eşlikçisi durumundaydı. Hint’te doğan sıfır sayısı, ilerici çağındaki İslam Uygarlığı tarafından oradan alınmış, ünlü Türk bilgini Harezmî tarafından yaygınlaştırılmış ve Avrupa’ya tanıtılmıştı. Ancak bütün bunların temelinde bir ticaret gerçeği  vardı.

Zekâya dair her şey

Zekâyı sadece biz insanlara has bir olgu olarak düşünürüz. Hatta bizi diğer canlı türlerinden ayıran en önemli özellikleri  sayarken mutlaka zekâya da yer veririz. Kuşkusuz insanın yarattığı uygarlık, karmaşık toplumsal sistem ve kültürel ürünler düşünüldüğünde hak verilmesi gereken bir şeydir bu. Ancak sadece insana değil diğer canlı türlerine biraz mesafeli baktığımızda ve onları kendi koşulları içinde değerlendirdiğimizde durumun böyle olmadığı anlaşılır. Birçok canlı kendi ihtiyaçlarına yaratıcı çözümler bulma anlamında zekidir ve bazı nitelikleri insandan daha iyidir.

Şiddet efsaneleri ve gerçekler

Sınıflı toplumun doğuşundan önceki zaman, şiddetin olmadığı altın çağ olarak tasvir edilir. Söylenceye göre insanlar eşittir, doğanın kendilerine verdiklerini yiyip içerler, sağlıklı bir yaşam sürerler. Şiddet denilen belayı ise komün için üretilen ürünlerin değişim ürünü haline gelmesi, toprağın aileler üzerinden bölünüp sahiplenilmesi ve tarımsal köy ekonomisinin ortaya çıkması başımıza musallat etmiştir. Bu söylence bugün de kendini güçlü bir şekilde gösteriyor.

Dünden yarına uzay

“Yeryüzü insanlığın beşiğidir fakat kimse sonsuza kadar beşikte kalamaz.” Kapağa çıkardığımız bu söz, roketlerle uzaya seyahatin mümkün olduğunu söyleyen ve bu alandaki ilk bilimsel eseri yazan Rus bilim insanı Tsiolkovsky’e ait. İnsanlığın tarihsel serüvenini tekil bir insanın yaşamı gibi görebiliriz. Doğum, bebeklik, çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik… Gökyüzüyle ve uzayla olan ilişkimiz de bu adımların izlerini taşıdığı gibi her evrede daha da derinleşen, bilimselleşen bir nitelik arzediyor.

Doğa devrimle kurtulur

Ekolojik kriz 1990’lı yıllardan itibaren gündeme ağırlığını koymaya başladı. BM’de yapılan zirveler, alınan kararlar, binaların önünde yapılan protestolar, çevreci örgütlerin medyaya yansıyan ilginç eylemleri… Bunlar ekolojiye dair zihnimizde beliren belli başlı ama yüzeydeki imgeler. Sovyetler Birliği’nin dağıldığı ve dünya ölçeğinde sosyalizmin geri çekildiği, ulusal-devletlere yönelik neoliberal saldırının hızlandığı koşullarda emperyalist-kapitalist sistemin kesin zaferini ilan ettiği propagandası yapılıyordu.

Anlamanın mutluluğu radikal olmakta saklı

Beynin ve bilincin ne olduğu ve nasıl tanımlanması gerektiği tartışılan konuların başında geliyor. Son yıllarda bu ayrılmaz ikiliye yönelik ilgi iyice arttı. Özellikle yapay zekanın hayatımızın merkezine doğru hızla ilerlediği çağımızda merak doruğa çıktı ve akıllı makinelerden zihin felsefesine kadar mesele farklı ama birbiriyle de ilişkili alanlara doğru uzandı. Biz bu sayımızda beyne ve bilince genel olarak canlılığın, özel olarak da homo sapiensin ve onun akrabalarının tarihi ve yaşamı içinden baktık.