Bize Ulaşın

     

Arayarak bulan olmak

Prof. Dr. Ahmet İNAM
ODTÜ Felsefe Bölümü

 

Koymuşlar. Oradasınız. Belki babanız, belki otorite diye körlemesine inandığınız birileri. “Ben oralıyım. O düşüncedeyim” diyorsunuz. Konulduğunuz yere bakarak ne olduğunuzu, kim olduğunuzu anlamaya çalışıyorsunuz.  Üstelik sizi inandırmışlar: Konulduğunuz yer, en doğru yerdir. Sizi oraya koyanlara övgüler yağdırıyor, dualar ediyorsunuz. “Ne güzel kondurulmuşum dünyadaki bu yerime, daha ne isteyeyim?” diyorsunuz. Kondurulmuşlardansınız. Memnun da olabilirsiniz, rahatsız da. İsyan da edebilirsiniz; neden beni daha iyi bir yere kondurmadılar diye.

Ama neden oradasınız bir türlü anlayamıyorsunuz. Dünyada insanların konduruldukları yerleri düzenleyen nasıl bir güç vardır, kavrayamıyorsunuz. Elbette kavrıyorsunuz: Bu bir yazgıdır! Şanstır. İnsan kondurulur. Ölünceye dek kondurulduğu yerde yaşar gider.

Bir anlamda bir canlı türü olarak biz insanlar kondurularak bu dünyaya (ana karnına!) düştük. Kondurulacağımız uygun bir çevre (oikos!) olmadan gerçekleşemezdi bu durum. “Konduruk” varlıklarız, deyim yerindeyse. Başlangıçta öyleydik ama sonra öyle kalmamız gerekmiyor. “Ne biçim insan bu, konduruk geldi konduruk gidiyor” desinler mi arkanızdan size? Kondurulmuşuz ama konma özelliğimiz de var. Konuğuz sonunda bu dünyada, konmayı, konuk olmayı, içinde oluştuğumuz çevreye katkıda bulunup o çevreyi daha yaşanır kılacak biçimde ortaya ürünler koymayı başarmalıyız.

Kondurulmaktan konmaya, konmaktan etkin olup koymaya giden homo productor, yaratıcı insan, yazgısına sahip çıkmaya çabalayan insan, konduruk olmaktan çıkabilir. Yazık ki dünyadaki güç savaşımı, konduranlar ve konduruklar olarak dünyayı ikiye ayırıyor. Doğrusu, konduranlar da kaçınılmaz olarak konduruk oluyor. Dünya, konduruk dünyaya dönüşüyor. (Bir anlamda köle-efendi diyalektiği gereği!) Ezen, özerk bir insan olamaz. Ezilene dönüşür. Ezen de ezilen de eziktir. Homo productor olan insan, doğadaki güç savaşımının yeni bir düzleme sıçramasıyla ezme-ezilme savaşımının yapısını dönüştürebilir. Bin yıllar öncesinin bilge insanlarının, Karl Marx gibi sezgi gücü yüksek çalışkan düşünürlerinin üzerinde kafa yorduğu sorun, bir yorumla, kondurulmuşluktan, koyucu varlığa nasıl çıkacağımız sorunudur.

Kondurulmuş insan deyim yerindeyse buluntu insandır. Buluntu, yitirdiğimiz bir nesne bulunduğunda ona verilen addır. Örneğin, biri çantasını unutur, bir yerde. Diğeri bulur. Bulunan nesne buluntudur. Bir yerde bulunmuştur. Adresi bellidir. El altındadır. Buluntunun bir insan olduğunu düşünelim. Buluntu başkasının bulduğudur. Konduruk başkasının koyduğudur. İkisinin de özerkliği yoktur, başkalarına bağlıdırlar. Öte yandan, bir yerde kendi seçimiyle bulunan olmak, konduruk olmaktan farklıdır. Konduruk çoğu zaman nerede olduğunu bilmez. Bulunan ise nerede durduğunu, konumunu bilir; eski deyimle nerede mevcut olduğunu bilir. Bulunduğu yerde neden bulunduğunu anlamaya çalışır. Kendi kendini bulmuş buluntudur, artık. Kondurulduğunda yitirmişti kendini, başkalarının bulduğu bir buluntuydu. Artık kendini bulan buluntu oldu. Bulunan oldu. Henüz kendi dışında olanları homo productor olarak, yaratıcı insan olarak bulamadığı için ona bulan diyemiyoruz.

Konulan mısınız, bulunan mısınız? Ne fark arada? Bulunan konumunu bilir. Konulduğunun ayırtındadır. İnsan gibi insan olmanın eşiğindedir. Bu dünyada neden bulunduğundan emindir. Yerinin, tarafının farkındadır. Sorun ne konulan ne de bulunan olmaktır. Bu iki edilgin konumdan çıkmak gerekir. “Koyan” ve “bulan “olmaya doğru atılım içinde olmak gerekir.

“Senin yerin burası”, “sen işçisin”, “sen öğrencisin”, “sen hainsin”, “sen benim dur dediğim yerde duransın” der, konduran güçlü. Oysa konduran, koyan değildir. (Türkçede kondurmak, bir işi gelişigüzel yapma anlamına da gelir.) Koyan, düzenin bilincinde, özgür, özerk, sorumlu insandır. Oluşturan, yapan, kondurmaya karşı koyan, homo productor olmaya baş koyandır. Konduran ve kondurulan, sürmekte olan düzenin parçalarıdırlar. Bulunanın bulan olması, örneğin sınıfta yoklamada bulunan konumunda olan öğrencinin yaptığı yorumlarla, çözüm önerileriyle kendini ortaya koyması insan olmaya giden yolda bir başarıdır. Bulan, buluşabilendir, insan kardeşleriyle karşılaşabilendir. Konumunu bilip, aşmaya çalışandır.

Konulmuşuz. Demek ki koyacağız. Karşı koyacağız. Cana karşı sorumluluğumuz var. Bulunuyoruz bu evrende, demek ki bulacağız. Bulamazsanız sizi belli yerlere koyarlar. Bulamazsanız sizi bulur, sizi kondururlar. Buluntu olmamak için bulmak, bulmak için aramak, araştırmak gerekiyor. Bu evrende can düşüklüğü yaşamamak için cana can katarak, yaşama yaşam katarak, bilimde, sanatta, düşüncede, teknolojide, tıpta, hayatın her alanında canların devrimci candaşlarını bulması, bu yüzyılda insanın yaşadığı can düşüklüğünü can yüksekliğine dönüştürmesi kaçınılmazdır.

Bu yazı Bilim ve Ütopya'nın Temmuz 2017 sayısında yayımlanmıştır.