İnsanlık tarihinde bir sıçrama: Neolitik teknoloji

Prof. Dr. Eren OMAY
Yazının Okunma Süresi
31 dakika

Hangi tarihsel gelişim düzeyinde bulunursa bulunsun, insanın besin, giysi, barınak vb. maddi nesnelere ihtiyacı vardır. İnsanın yaşaması için bu ihtiyaçlar karşılanmalıdır. Bu ihtiyaç nesneleri doğada hazır bulunmaz. İnsan, maddi nesneleri emek sarf ederek doğadan elde eder. İnsanın, doğanın zenginliğinden ve gücünden, emek sarf ederek, ihtiyaç maddelerini elde etmesi işlemine üretim diyoruz. Üretim, her toplumun varlığının ve gelişmesinin gerek şartıdır. Üretim yapmayan toplumun ayakta kalamayacağı açıktır.

İlk çağlarda insanların üretimiyle, çağımızın üretimi arasında ortak hiçbir şey yokmuş gibi görülebilir. Fakat bilim, toplum hangi gelişme düzeyinde bulunursa bulunsun, üretimin her zaman üç temel ögeye dayandığını göstermiştir. Bu üç temel ögenin birincisi insanın çalışması, ikincisi bu çalışma sırasında işlenen madenler, üçüncüsü çalışma araçlarıdır.

Çalışma her şeyden önce, insan yaşayışı için gerekli şeyleri üretmeyi hedef alan faaliyettir. Çalışma, insan yaşayışının doğal bir şartıdır. Bundan ötürü insan yaşayışının bütün toplumsal biçimlerinde vardır. Tarih boyunca bir toplumsal sistemin yerini başka bir toplumsal sistem almıştır ama çalışma faaliyeti toplumun varlığında hep gerekli bir ihtiyaç olarak kalmıştır.

İşlenen maddeler, insan çalışmasının, emeğinin uygulandığı her şeydir. Örneğin, doğa, evrensel bir işlenen maddedir. Çalışma araçları, insanların işlenen maddeler üzerinde çalışmak için başvurdukları araçlardır. Çalışma aletleri (el aletleri), örneğin balta, testere, makine, kimya tesisleri, çalışma araçlarının en önemli bölümüdür. Çalışma aletleri, üretim sürecinde kesin rol oynar.

İnsanın doğa üzerindeki egemenliğinin düzeyi, çalışma aletlerinin yeterliliğine ve gelişmişliğine bağlıdır. Diğer bir deyimle, insanların doğaya ne ölçüde egemen olduğunu şu veya bu aletin kullanılması yansıtır. Nitekim, ilkel toplumlarda, insan, taşı, sopayı çalışma aleti olarak kullandığı için doğa karşısında güçsüzdü. İnsan günümüzde, çalışma aletleri güçlü olduğu için doğa üzerinde geniş ölçüde egemenlik kurabilmiştir.

İşlenen maddelerle çalışma araçları beraberce üretim araçlarını meydana getirirler. Üretim araçları, maddi nesneleri kendiliğinden üretemez. İnsan olmadığı takdirde, en mükemmel teknik bile hareketsiz kalır. Çünkü alet, kullanılmak için yaratılmak ve geliştirilmek için insanın elinden geçmek zorundadır. Şu halde, üretimin kesin ve belirleyici etkeni bizzat insandır. Daha doğru bir deyimle, insanın iş gücüdür. Eğer, insan gücü ile çalışma araçları bir araya gelirse toplumun üretim gücünü meydana getirir.

İnsan, üretim yaparken, doğayı kendi ihtiyaçlarına uygun biçimde değiştirir. Aynı zamanda kendisini bedensel ve entelektüel yeteneklerini de değişikliğe uğratır. İnsan tabiatında uyuklayan melekeleri geliştirir. Örneğin, insanların toplu halde üretim yapması dilin (konuşma) oluşup gelişmesine yol açtı. Dil (konuşma) ihsan beyninin gelişmesinde, insan düşüncesinin oluşmasında belirleyici bir rol oynadı.

Bu genel açıklamalardan anlaşılmaktadır ki; insanın yaşaması için üretim yapması, üretim yapması için çalışma aletleri (el aletleri) gerekir. Nitekim, insan daima çalışma aleti yapmıştır. Çalışma aletlerinin karakteristiği, sürekli olarak değişmesidir. Paleolitik çağda, bu değişmenin sebebi, doğal çevredeki değişmelerdir. [Omay (17)]

Diğer paragraflarda belirtildiği gibi, Neolitik çağda doğal çevre değişmiştir. Buna ek olarak, tarım devrimi, işlenen maddeleri de değiştirmiştir. Bu şartlarda Paleolitik teknolojinin ürünü olan aletler işe yaramayacaktır. Neolitik çağın insanı, bu çelişkiyi çözmek zorundaydı ve çözdü. Şöyle ki; ya yeni aletler yaptı, ya da eski aletleri yeni şartlara uygun hale getirdi.

Özet olarak denebilir ki, insan Neolitik çağda, doğa şartlarının değişmesinin ve tarım devriminin etkisiyle, mevcut bilgi birikimine dayanarak, yeni aletler yapmış ve yeni bir teknoloji geliştirmiştir. Bu teknoloji Neolitik teknoloji diye isimlendirilir.

Şüphesiz tarım yeni bir teknoloji yaratacaktı ve yarattı. Çünkü bugün çiftçilik ve hayvancılık basit uğraşılar gibi görünse de, bitki ve hayvan yaşamının evcilleştirilmesinde her aşama, yeni buluşlara yol açmıştır. [Bronowski (9) ]

 

Neolitik teknoloji ve ürünleri: Cilalı taş balta

Cilalı taş balta, Paleolitik çağın el baltasının gelişmiş türü değildir. Bu alet, sık dokulu bir taştan kesilmiş, iri bir dilimdi. Bir ucu keskin bir kenar oluşturacak biçimde yontulmuştu. [Childe (3)] Yongalar çıkararak, ana malzemeye “balta başı şekli” verildikten sonra, balta başı ıslak, kalın bir taş parçasına sürülür ve böylece yüzeyi düzeltilirdi.

Bu alet, bir sapa takılarak, balta ya da keser olarak kullanılırdı. Baltanın keskin kenarı ise, sapa dik pozisyonda idi. Balta, sapa takılırdı. Keser ise, sapa bağlanırdı. Baltanın iki yüzü eşitti ve keskin kenarı simetri ekseniydi. Başlangıçta, balta ile keser arasındaki yapı farkı tam olarak ortaya çıkmamıştı. Fakat, zamanla farklı uygulamalarda kullanılmaları, balta ile keserin yapıları arasında farkların doğmasına sebep oldu. Şöyle ki; balta, odunun içine iyice sokulup odunu parçalamak için; keser ise, büyük bir kütleden ince bir parça koparmak için kullanılır. Balta darbe etkisi yapması için ağırdır. Keser, momentuma daha az gerek duyulan işlerde kullanıldığı için daha incedir. [Cole (18)]

Neolitik devirde genellikle, taş baltalara sap takmak için delikler delindi. Bu deliklerin en eskileri, saat camı şeklindedir. Geç Neolitik devre ait silindirik delikler, çeşitli matkap tipleriyle yapılmıştır. [Cole (18)]

Bilinen en eski düzgün ağızlı baltaları yaklaşık olarak M.Ö. 6000 yıllarında İskandinavya’da yaşamış olan Ertobolle diye isimlendirilen insan topluluğu yapmıştır. Bu aletlere, M.Ö. 5000 yahut daha eski yıllara ait Mısır, Yakın ve Ortadoğu’nun ilk Neolitik tabakalarında rastlanmıştır. [Cole (18)]

Childe (3), bu aletin bulunuşunu, “Bu yeni teknik taş üzerinde tahıl öğütülürken gözlenmiş ve bulunmuş olabilir. Belki de, bahçe kazılırken, kırılan bir taş parçası bir tahtaya takılıp bir tür çapa ortaya çıkarılmıştır. Derken bu taşın bir ucu kumlu toprağa sürtülünce keskinleşmiştir” diye açıklamaktadır.

Avrupa’da, yaklaşık M.Ö. 8000 yılında sık ormanlar oluşmaya, tundra ve stepleri kaplamaya başladı. Yaklaşık M.Ö. 2500’den sonra Neolitik çiftçiler, ormanları yakarak veya taş balta ile keserek tarla açmaya başladılar. [Cole (18)] Bu nedenle, taş baltayı, ormanlarla kaplı bölgelerde yaşayan insanlar daha çok kullanmıştır. [Childe (3)] Childe’ın bu düşüncesini Cole (18) desteklemektedir. Cole’a göre; Mısır’da cilalı taş baltanın yapımı hanedan öncesi devirlerde terk edilmiştir. Çünkü, kuraklığın artması ile kesilecek çok az ağaç kalmıştır.

Cilalı taş balta, genellikle Neolitik teknolojinin karakteristik ürünü sayılır. Fakat, aksi tezi savunan bilim adamları da vardır. Örneğin, Childe (13), “Arkeologlar, cilalı taş baltayı Neolitik araç gereç donatımının ayırt edici aleti sayarlar. Fakat, bu baltalar vahşi toplumların hiç tanımadıkları bir araç olmadığı gibi, Neolitik ekonomi düzeninde bulunan, geçmişin ve zamanımızın barbar toplumlarının mutlaka kullandıkları bir araç da değildir” demektedir. Bu düşüncesini doğrulamak için aşağıdaki kanıtlan vermektedir.

Baltık Denizi kıyılarında, çiftçiliğin herhangi bir belirtisine rastlanmayan zamanlara ait, boynuz ve kemikten yapılmış, cilalanarak keskinleştirilmiş, balta türü aletlere rastlanmıştır. Kuzey Avrupa ormanlarında yaşayan ve besin için hayvan ve bitki üretmeyen insanların yerleşme alanlarında ise yontularak keskinleştirilmiş, taş balta ve keserler bulunmuştur. Avrupa’nın dışında da pek çok besin toplayıcılar, örneğin, Avustralya’daki Arborjin’ler de yontulmuş taş balta kullanmışlardır. Öte yandan, bitkiyi belki de tahılı oraklarla biçen Natufıyanlar’da ise balta yoktu.

Parmaksızoğlu ve Çağlayan (19), bu konuda diyor ki: Gerçi taş araçlar daha düzgün biçime kavuşturulduğundan arkeologlar, bu aşamayı Neolitik devir diye adlandırırlar. Fakat Neolitik devrin asıl ayırt edici öğesi, kilin kullanılması, hayvanların evcilleştirilmesi ve doğanın asalağı olmaktan çıkan insanın tarımsal üretim yapmasıdır. Bu açıklamaların ışığında denebilir ki; cilalı taş baltanın Neolitik teknolojinin karakteristik aleti sayılması en azından tartışılabilir. Diğer bir deyimle, cilalı taş balta, yeterli besin üretimi yapan Neolitik ekonominin kesin bir kanıtı sayılamaz.

Cilalı taş balta, Neolitik dönemin karakteristik aracı sayılmasa bile fonksiyonu nedeniyle Neolitik dönemin en önemli aracıdır. Çünkü, cilalı taş balta, sağlam, birkaç vuruşta zedelenmeyen, keskin kenarlı, sert bir araç olduğu için ağaç kesmeye ve ağacı biçimlendirmeye yarıyordu. Cilalı taş balta marangozluğu başlatmıştı. Taş balta ile tekerlek, sal ve tahta evler yapılıyordu.

Yani insan, cilalı taş balta ile bugünkü teknolojiye ulaşan yolda ilk adımlarını atıyordu.

Cilalı taş balta yapmak için en uygun malzeme kolay yontulan ve düzeltilen sert çakmak taşı, taş devrinin başlangıcından beri kullanılan yataklardan temin edildi. Fakat, orman açmak, baltaya duyulan ihtiyacı artırdı. Balta talebi arttı. Mevcut ham madde, talebi karşılamadı. İnsanlar yeni yataklar aradılar ve yer altındaki çakmak taşı yataklarını işletmeye açtılar. Eski tarz işçiliği iyi örgütlenmiş endüstriye dönüştürdüler.

Çakmak taşı madenciliği, İngiltere, Fransa, Danimarka, İsveç, Belçika, Polonya, Portekiz, Sicilya ve Mısır’da gelişmişti. Fransa'nın “Grand Pressigny” bölgesinde çıkarılan kırmızı yeşil çakmak taş çok değerli idi.

Yer altındaki çakmak taşı yataklarını işletmek için kuyular ve galeriler açıldı. Bu kuyu ve galerilerde bulunan kalıntılardan, geyik boynuzlarının kazma olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Öküzlerin omuz kemiğinden yapılmış kürekler de madencilerin kullandığı araçlardı. Neolitik ekonomi, ihtiyaçlarını karşılayarak, uzman ustaları destekledi. Böylece, çakmaktaşı çıkaran madenciler, ustaları için hammadde sağladılar. Ustalar balta ürettiler ve ürünlerini tüccarlara verdiler. Tüccarlar bu baltaları Neolitik çağın dünyasında pazarlara sundular. [Cole (18)]

Tarım devrimi, insanlara yeni bir yaşama biçimi sağladı. Bu yaşam biçiminde, insanlar, geleceklerinden daha emindiler ve daha fazla boş zamanları vardı. Bu koşullardan yararlanan Neolitik çağ insanı, yüksek işçilik ürünü, sanatsal değeri büyük alet ve araçlar yaptı. Dokumayı ve iplik üretimini keşfetti. [Cole (18)], [Bernal (21)]

Bir zamanlar, Neolitik çağ teknolojisinin karakteristik ürününün çömlek olduğu düşünüldü. Daha sonra, çömleğin hayvan ve bitkilerin evcilleştirilmesinden önce de yapıldığını gösteren kanıtlar bulundu. [Cole (18)] Fakat, büyük çapta çömlek yapımı ancak Neolitik çağda başlamıştır. Neolitik yerleşme alanları genellikle kırık çömlek parçalarıyla bezelidir. [Childe (20)] Çömlek kolay kırıldığı için, yerleşik düzene geçmiş insanlar için yararlıdır. Bu nedenle, birçok bölgede, Neolitik çağdan önce çömlek kullanılmamıştır. [Cole (18)]

İlk çömlek belki de kille kaplı bir sepetin tesadüfen yanmasının sonucu meydana gelmiş olabilir. Fakat karmaşık bir proses olan çömlek yapma tekniği deneme yanılma yöntemiyle belirlenmiştir.

Yapılan ilk çömlekler, genellikle kolay kırılıyordu. Zamanla, çömlek ustaları kilin davranışını öğrendiler. Kile iri kum veya bitkisel maddeler katarak kırılmayı önlediler. Neolitik çağın çömlek ustaları çömlek yapmak için iki yöntem kullandılar. Birinci yöntemde, bir kil toprağında parmakların yardımıyla boşluk açılırdı. Cidarlar, başparmak ve parmağın arasında sıkıştırılarak inceltilirdi. İkinci yöntemde, kilden çapı 1-4 cm. olan silindirler yapılırdı. Bu silindirler birbirine eklenir ve elde edilen şeritler spiral şeklinde sarılırdı. [Scott (22)] Pişirilmeden önce çömleğin yüzeyi düzeltilir ve cilalanırdı. Neolitik çağın çömleklerinin tabanı daima yuvarlatılırdı. [Cole (18)]

En eski sepetler (M.Ö. 6500) Çatal Höyük'te bulunmuştur. Bu sepetler, buğday saplarından yapılmıştı. Sepet yapmakta kullanılan malzeme genellikle bitki lifleridir. Kullanılan lifler yerel bitkilerden elde edilirdi. Bazı sepetler ise, bitkilerin elle bükülmesinden oluşan malzeme ile yapılmıştır. M.Ö. 5000 yıllarında dokuma ve sepetçilik henüz gelişme halindeydi. Sepetçilik teknikleri M.Ö. 4000 yılında gelişmesini tamamladı. Sepet yapmak için çeşitli teknikler geliştirilmiştir:

a) Sarmal teknik: En eski ve en önemli tekniktir. Günümüzde de kullanılmaktadır. Bu tekniği uygulamak için iki eleman gereklidir. Bu elemanlardan birisi çekirdek, diğeri sargı şerididir. Çekirdek lif veya saz destesidir. Çekirdek istenen şekilde sarmal (spiral) olarak sarılır. Meydana gelen tabakalar sargı şeridi ile birleştirilir. Sargı şeritlerinin içinden geçtiği delikler sivriltilmiş bir kemik veya ahşap parçasıyla açılmıştır.

b) Sarma tekniği: Sazlar tek tek veya deste halinde yan yana konur, iki iplikle birbirine birleştirilir.

c) Örgü tekniği: Örgüler hazırlandıktan sonra birbirine dikilir.

Eğirme ve dokuma

Neolitik çağdan önce, eğirme ve dokuma yapıldığını gösteren kanıt yoktur. Bu zanaatlar Neolitik çağın faaliyetleridir. Neolitik çağda, eğirme ve dokuma için kullanılan malzemeler, ıhlamur ağacının lifi, pamuk, ipek ve yündü. Yün kolay yok olduğu için, Neolitik çağdan günümüze ulaşan tek örnek, Yorkshire’da (İngiltere) bir ağaç gövdesine oyulmuş tabuttaki kefendir. Neolitik çağa ait en eski dokuma ürünleri Çatal Höyük’te bulunmuştur. M.Ö. 6500 yıllarında yaşamış bu insanların halı ve kilim ürettiklerini gösteren kanıtlar vardır. Ortadoğu ve Mısır’da dokunan ilk malzemeler bitki lifleri, özellikle ketendi. Bu bölgede M.Ö. 4500 yıllarından kalmış keten bezi parçalan bulunmuştur. Bugün elimizde bulunan kanıtlara göre pamuk, dokuma malzemesi olarak, ilk defa Hindistan’da kullanılmıştır. Pamuk ve yünü kullanarak dokuma yapmak için temizleme ve yolma işlemleri yeterlidir. Oysa bitki liflerinden, örneğin ıhlamur kabuğu liflerinden yararlanmak için ıslatma, dövme, tarama ve sıyırma gibi işlemler yapmak gerekir. Neolitik çağ dokumacılarının bu işlemleri iyi bildikleri anlaşılmaktadır. Çünkü altı bin yıl önce dokunmuş kumaşlar günümüze kadar ulaşmıştır.

Eğirme, liflerin iplik olacak şekilde çekilip burulması ile yapılır. Neolitik çağda bu işlem önceleri elle yapıldı. Daha sonra bugün, Anadolu’da kullanılan teşi, kirman ve eğir’e benzer aletler geliştirildi. Neolitik çağda dokumalar tezgâh kullanılarak yapılmıştır. En çok kullanılan tezgâh tipi yatay tezgâhtır. Bu tezgâhların M.Ö. 4000 yılında kullanıldığını gösteren kanıtlar mevcuttur. Daha sonra düşey tezgâhlar ortaya çıkmıştır. Günümüze ulaşan kanıtları dokumacılığın Neolitik topluluklarda önemli bir uğraş olduğunu ortaya koymaktadır. [Cole (18)]

 

Ulaşım araçları

Yüzen Taşıtlar: Tarih öncesi zamanlarda, ulaşım genellikle su üzerinde yapılırdı. Akarsular ticaretin damarlarıydı. İnsanlar, su üzerinde önce sal ve kelekle yolculuk yapmıştır. Bu araçları yapmak için değişik malzemeler kullanılmıştır. Örneğin Mısır’da papirüs, Kongo’da tomruk, saz ve kamış, ağacın bulunmadığı Dicle ve Fırat’ta şişirilmiş tulum veya çerçeve üzerine gerilmiş deri kullanılmıştır. Norveç’te kayalara kazılmış resimlerden anlaşılmaktadır ki; taş devrinde Kuzey Avrupa’da deri kaplı kayıklar kullanılmıştır. Neolitik çağda, cilalı taş balta ve keser ile ağaçlar oyularak kanolar yapılmıştır. Polen analizi yöntemiyle, Danimarka’da bulunan kanoların, Neolitik çağın erken dönemlerine ait olduğu saptanmıştır. İsviçre, Almanya, İngiltere’de Neolitik çağa ait çok sayıda kano bulunmuştur. Bulunan örnekler, kanoların genellikle çam ağacından yapıldığını ortaya koymuştur. Ağacın az olduğu veya bulunmadığı bölgelerde kelekler kullanılmıştır. Örneğin, Mısır’da Neolitik çağa ait sazdan yapılmış kelek örnekleri bulunmuştur.

Danimarka’da, Neolitik çağ balıkçılarından arta kalan çöplüklerde. Morina, Pisi, Kedi balığı gibi derin deniz balıklarının kemikleri bulunmuştur. Bu kalıntılar. Neolitik çağda, insanların yaptıkları kano ve benzeri araçlarla denizde uzak mesafelere gittiklerini göstermektedir.

Neolitik çağın yaşamsal önem taşıyan keşfi yelkendir. Yelken, gemiciliğin alanını alabildiğine genişletti. Ama asıl önemi, cansız gücün insan ihtiyaçlarına uygulanmasında, daha sonra gelecek olan yel ve su değirmenlerinin buhar makinelerinin ve uçakların ilk örneği (prototipi) olmasındadır. [Bernal (21))

Kara taşıtları: Teker keşfedilmeden önce, insanlar uzun süre kızak kullandı. En eski kızaklar deri yahut ağaç kabuğundan yapıldı. Bu kızaklar, çimen; bataklık, kar ve hatta taş zemin üzerinde sürüklenebilirdi. Neolitik çağ insanları, kano yaparken kullandıkları yöntemle ağaçlan oyarak kızak yaptılar. İskandinavya’da bulunan kızak ayaklarının “polen analizi” tekniği ile Mezolitik döneme ait olduğu saptanmıştır. Bu nedenle, en eski kızak ayaklarının Mezolitik döneme ait olduğu ileri sürülmüştür. Kuzey Avrupa’da kızakları köpekler veya ayaklarına kayak takmış insanlar çekti. İskandinavya’da bulunan Neolitik döneme ait kayak kalıntıları bu düşüncenin kanıtlarıdır. Bu dönemlerde. Ren geyiğinin evcilleştirildiğini gösteren kanıt bulunamamıştır. Tekerlek, önce çömlekçilikte kullanılmıştır. Daha sonra taşıt araçlarına tekerlek takılmıştır. Tekerleğin, M.Ö. 3000 yıllarında Ortadoğu’da kullanıldığı genellikle kabul edilir. Taşıtların çekiminde önce öküz kullanıldı. Öküzler, M.Ö. 1000 yılına kadar, özellikle, ağır yükleri taşımakta kullanıldı ve arabaya günümüzdeki gibi koşuldu. Yani çekme kuvveti, boyundurukla arabanın okuna, okla tekerleklere iletildi. Kara ulaşımında hayvanların kullanılması önemli bir fikirdi. Çünkü, bu uygulama ile hayvanlar yalnız besin kaynağı olmaktan çıkmış, bir güç kaynağı olmuştur. [Bernal (21)]

İnşaat teknolojisi

Köyler ve Evler: Neolitik dönemin ilk evrelerinde, insanlar vahşi buğday ve arpanın yetişmesi için yeterli yağmur alan yamaçlara yaylalara, akarsuların beslediği alanlara yerleştiler. Var olan kanıtlara göre, en eski köy Jericho idi. Bu köy, bir akarsuyun beslediği denizden 840 feet aşağıda bir vahada kurulmuştu. Bu vahayı M.Ö. 8000 yılından hemen sonra Mezolitik yiyecek toplayıcıları sık sık ziyaret etti. Daha sonra burada sürekli yerleşim başladı. M.Ö. 7500’de bu yerleşim yeri Neolitik köylerin bir prototipi haline geldi. Yedi yüz yıl sonra bir kent karakteri kazandı. Neolitik dönemin çömlek öncesi evresinde Jericho’da iki tip ev yapıldı. [Cole (18)] M.Ö. 6800’den itibaren yapılan ilk evler lens kesitli, çamurdan yapılmış tuğlalarla inşa edildi. Evler planda daireseldi. Duvarlar içe doğru eğilimliydi. Çatı, sıva ile tutturulmuş dallarla yapıldı. Döşeme sıkıştırılmış çamurla kaplanmıştı.

M.Ö. 6250’den itibaren görülen çömlek öncesi ikinci tip evler, planda dikdörtgen şeklindeydi. Sıkıştırılmış tuğladan yapılmıştı. Duvarlar ve döşemeler parlak sıva ile kaplıydı. Çömlek öncesi evrede Jericho kenti yaklaşık dört hektarlık bir alanı kaplıyordu. Nüfusu yaklaşık iki bindi. Çömlek öncesi evresinin sonunda bu yerleşim yerini çömlek kullanan topluluklar işgal etti. Bu toplulukların dayanıklı binalar yapmadığı sanılmaktadır. Bu toplulukları farklı çömlekler yapan diğer bir topluluk izledi. Bunlar evlerini, çömlek öncesi toplulukların tuğlalarına göre daha kalitesiz yuvarlak tuğlalarla yaptılar.

Neolitik dönemde Orta Avrupa’da üç tip ev inşa edildi. İlk evler ahşaptan yapılmış yaklaşık 30 m. uzunluğunda uzun evlerdi. Daha sonra evler küçüldü. İki odalı evler yapıldı. Sonunda, tek odalı daha küçük meskenler yapıldı. İkinci tip evler iki odalı idi. Bu evlerin temelini yumuşak toprak üzerine oturan kiriş sistemi oluşturuyordu. Taşkın tehlikesinin olduğu yerleşme bölgelerinde evler zeminden yaklaşık iki metre yukarıda inşa edildi. Neolitik dönemde, evlerin göl içinde kazıklar üzerinde inşa edildiği düşünüldü. Bu görüş artık geçerli değildir. Rutubete engel olmak için evlerin tabanı sıkıştırılmış, kalın bir kil tabakası

ile kaplanmıştı. Evin iç odasında yatak için bir sedir, bölme duvarının karşısında bir ocak vardı. Yiyeceklerin, kilden bir fırının bulunduğu dış odada pişirildiği kesindir. Genellikle evlerin önünde tahtadan yapılmış bir ön avlu vardı.

Neolitik çağın toplumsal ve ekonomik yapısı

Neolitik çağ, besin üretiminin başladığı ve geliştiği çağdır. Üretimdeki bu değişiklik yeni teknolojiler yarattığı gibi toplumun yapısını da değiştirdi.

Besin üretimi, nüfusun artmasına neden oldu. Bu çağda, nüfusun arttığını gösteren pek çok kanıt vardır.

Örneğin, çocuklar, bu çağda ekonomik açıdan yararlı olmaya başladılar. Çocuk, avcılara yük olur. Aile kilerine katkıda bulunacak yaşa gelinceye dek beslenmeleri gerekir. Oysa küçük çocuklar bile tohum ekmekte, kuşları kurtlan kovmakta yararlı olabilir. Koyun ve sığır sürülerine çocuklar bakabilir. Bu nedenle yeni ekonomiyle birlikte nüfusun da artmış olması olasılığı yüksektir.

Arkeolojik çalışmalar, bazı yörelerde, önceleri boş ya da çok ıssız olan alanların birdenbire kalabalıklaştığını ortaya koymuştur. Bu değişimin nedeni büyük olasılıkla nüfus artışıdır. [Childe (20)]

Tarım yapmak, toplumun kesin olarak yerleşik olduğu anlamına gelmez. Tarımı bilmeyen veya avcı topluluklar da yerleşik düzende yaşamışlardır. Örneğin, buz çağında Fransa’da yaşayan ve tarımı bilmeyen Magdelenler kuşaklar boyu aynı mağarada yaşadılar. Pasifik kıyılarındaki avcı kabilelerin geçen yüzyılda, derli toplu, hatta lüks tahta evlerden oluşan köyleri vardı. [Childe (20)]

Fakat, Neolitik teknoloji, çalışmanın verimliliğini artırdı. Artık insan her defasında, gerekli olandan daha fazlasını üretti. Ürettiği ürünün bir kısmını saklamak olanağını buldu. Çömleğin icadı, besinlerin pişirilmesini ve saklanmasını sağladı. Bu ve benzeri olanakların yardımıyla insanlar aynı barınakta uzun zaman kalabildiler. Bundan dolayı, konutlar yaptılar ve göçebeliği terk edip, yerleşik hayata başladılar. [Zubritski, Kerov (23)]

Bu süreç sonunda yerleşik olmayan, durmadan yer değiştiren kabile kampı, derli toplu, kendi kendine yeterli, dirlik düzenlikli bir köye dönüştü. [Thomson (24))

Neolitik köyler, ihtiyaç duyduğu besini kendisi üretirdi. Köyün yanı başındaki kaynaklardan elde edilen ham maddeyi ev halkı işler, ihtiyaç duyulan araç ve gereçleri yapardı. Bu nedenle, Neolitik köyler, “kendine yeterli ekonomik birimler” haline gelmişti.

Bu birimin içinde kadın-erkek ekonomik iş bölümü dışında bir iş bölümü, bir uzmanlaşma yoktur. Neolitik köyler arasında da bir uzmanlaşma mevcut değildi. Bu nedenle, Neolitik köyde ticaret yoktu. [Şenel (25)]

Nüfus artışının baskısıyla insanlar yeni Neolitik köyler kurmak zorunda kaldılar. Böylece cilalı taş ekonomisi ekilebilir toprakların bulunduğu her yere yayıldı. Yayılmanın sınırlarına yaklaşıldıkça, artan nüfus baskısıyla köyler arasında ticaret başladı. [Thomson (24)]

Ticareti başlatan diğer bir neden şudur: Zaman içinde, Neolitik topluluklar, yerleşik küçük sulama tarımı yapan topluluklar olarak farklılaşmışlardır. Çok geçmeden bunlara bir üçüncüsü, hayvan yetiştiriciliğinde uzmanlaşan göçebe çoban topluluklarının farklılaşması katılmıştır.

Neolitik çoban topluluklarının ekonomileri kendine yetersizdi. Bu nedenle çoban toplulukları çiftçi topluluklarıyla alışveriş ilişkileri kurmak zorunda kaldılar. [Şenel (25)]

Böylece, Neolitik çağda, düzensiz de olsa ticaret oluşmuş, eşyalar ve mallar uzun yollar aşmıştır.

Bu eşyalar, gerekli nesneler değildi. Lüks eşyalardı. Bu alışveriş insanın gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Çünkü, ticaret yoluyla, bir toplumdan bir topluma düşünler aktarılmış, kültür alışverişi başlamıştır. [Childe (13)]

Paleolitik çağda, toprağa yerleşme olmadığı için taşınmaz malların mülkiyetinden, üretim ve mal birikimi olmadığından taşınır malların mülkiyetinden söz edilemez.

Şenel’in (25) deyimiyle; geçimin elden ağza olduğu bir ekonomide üretimle tüketim arasında bir “mülkiyet” durağı yoktu.

Neolitik çağda, üretim güçleri gelişti. Mevcut üretim ilişkileri, yani Paleolitik çağın kolektif mülkiyeti, gelişen üretim güçlerine engel olmaya başladı. Bu çelişki nedeniyle, üretim ilişkileri değişti ve Neolitik çağda özel mülkiyet ortaya çıktı ve gelişmeye başladı. [Zubritski (23)]

Özel mülkiyet, üretim fazlasının ailelerin elinde toplanmasına neden oldu. Bazı aileler büyük bir zenginliğe erişti. Örneğin, M.Ö. 4000 yıllarının başlarında. Nil vadisinde ölüleri için gösterişli mezarlar yaptıran zengin aileler türedi. [Diakov (26)]

Böylece Hesiodos’un “İşler ve Günler" isimli eserinde altın çağ diye adlandırdığı ilkel komünal toplum yapısı sona erdi. İnsanın insanı sömürdüğü sınıflı toplum tarih sahnesine çıktı.

 

Kaynaklar

1) Bernal, J. D.: Science in History, The M.I.T. Press, 1971.

2) Ducasse, P.: Tekniklerin Tarihi, Gelişim Dizisi, 1976.

3) Childe, G.: What Happened In History, The Penguin Books, 1975.

4) Güvenç, B.: İnsan ve Kültür, Remzi Kitapevi, 1974.

5) Leakey, L. S. B.: Working stone, bone and wood. History of Technology, Ed: C. Singer, E. J. Holmyard, A.R. Hall, Oxford, 1965.

6) Starr, C. G.: A History of the Ancient World. Oxford, 1974.

7) Clough, S. B.: Uygarlık Tarihi, Varlık Yayınları, 1965.

8) Leakey, L. S. B.: İnsanın Ataları, Türk Tarih Kurumu, 1971.

9) Bronowski, J.: İnsanın Yücelişi. Milliyet Yayınları, 1975.

10) Hodges. H.: Technology in the Ancient World, The Penguin Books, 1970.

11) Esin, U.: Toplum ve Bilim, Beta, 1977.

12) Thomson, G.: Studies in Ancient Greek Society, The Citadel Press, 1965.

13) Childe, G.: Man Makes Himself, Mentor Book, 1951.

14) Melaart. J.: Neolithic of the Neareast, London, 1975.

15) Zeuner, F. E.: Domestication of Animals, Cultivation of Plants, History of Technology, Ed: C. Singer, E. J. Halmyard, A. R. Hall, Oxford, 1965.

16) Drower, M. B. E.: Water-Supply, Irrigation and Agriculture, History of Technology, Ed: C. Singer, E. J. Halmyard, A. R. Hall, Oxford, 1965.

17) Omay, E.: Teknoloji Tarihine Giriş ve Paleolitik Teknoloji Konusunda Bir Deneme. Aydınlık Bilim ve Ütopya Eki, sayı:4, 1993.

18) Cole. S.: The Neolithic Revolution, British Museum (natural History), 1965.

19) Parmaksızoğlu, İ. Çağlayan Y.: Genel Tarih-1, Funda Yayınları, 1976.

20) Childe, G.: Kendini Yaratan İnsan, Varlık Yayınevi, 1978.

21) Bernal, J. D.: Materyalist Bilimler Tarihi, Cilt I, 1976.

22) Scott, L.: Pottery: History of Technology, Ed: C. Singer, E. J. Holmyard, A. R. Hall, Oxford, 1965.

23) Zubritski, Mitropolski, Kerov: İlkel Toplum, Köleci Toplum, Feodal Toplum, Sol Yayınları, 1971.

24) Thomson. G.: Tarih Öncesi Ege, Payel, 1983.

25) Şenel, A.: İlkel Topluluktan Uygar Topluma. Birey ve Toplum Yayınları, 1985.

26) Diakov, V., Kovalev, S.: İlkçağ Tarihi, V Yayınları, 1987.

 

Bu yazı Bilim ve Ütopya’nın nisan 1995 sayısında yayımlanmıştır.

Antropoloji
Etiketler
neolitik
antik uygarlıklar
medeniyet
antropoloji
paleoantropoloji