Bize Ulaşın

     

Adnan Oktar’ın bilim düşmanlığı

1970’li yıllardan itibaren dünyada ve Türkiye’de dinci hareketler yükselmeye başladı. Bunun nedeni emperyalizme ve kapitalizme karşı başarı kazanan devrim dalgasının geri çekilmesi, Sovyetler Birliği’nin tepesindeki yöneticilerin ve bürokrasinin ayrıcalıklı bir sınıf olarak örgütlenip sosyalist iddiasındaki bu devleti yozlaştırması, Avrupa ve ABD’de işçi haklarının adım adım kırpılması, üretim sürecinin çok merkezli küçük parçalara ayrılması ve bunun yansıması olan neoliberalizm denen ideolojinin başta batı olmak üzere yaygınlaşmasıydı.
Modernizm laikliği, aydınlanmayı, aklı ve bireyin özgürlüğünü vadediyordu. Postmodernizm ise dinselliği, karanlığı, akıl düşmanlığını ve bireyin nesne olmasını dayattı. Emekçilerin elde ettiği kazanımların yok edilmesi ve mazlum ülkelerin güçten düşürülüp bağımlılaştırılması, mümkünse işgal edilmesi başka türlü ilerleyemezdi. Bu programa aynı zamanda bir ittifaklar sistemi eşlik etmeliydi. O ittifak tasarımı, ortaçağa gömülmüş marjinal ideolojileri yeniden gündeme getirdi. Etnikçilik ve en önemlisi de dincilik… Dincilik neoliberalizmin yükselişe geçtiği koşullarda emekçilerin acılarını “dindirmenin”, onları haksızlıklarla dolu sisteme boyun eğdirmenin aracı haline geldi. Bugünlerde tartıştığımız tarikatların/cemaatlerin güç toplamaya başladığı dönemin kökleri işte bahsettiğimiz bu tarihsel kesittedir. Gerek Fethullahçı Terör Örgütü, gerekse Adnan Oktar örgütü bu yıllarda başını kaldırdı. Sadece büyük devletlerle işbirliği yapmakla ve kıblelerini onlara çevirmekle kalmadılar. Bilim ve aydınlanma düşmanlığı yaptılar. Çünkü biçimlendirmek istedikleri insan tipi düşünmeyen, sorgulamayan, şeyhin ağzının içine bakan, bilimi çarpıtan ve onu teknik bir etkinliğe indirgeyen müritten başkası değildi.
Bilim ise Kopernik, Darwin ve Marx’ın açtığı yoldan ilerleyerek yeni insanı nesnel gerçeğin arayışı düzleminde ortaya koydu.
Dünya dönüyordu, insan evrimleşmişti ve ayrıcalığı yoktu, tarih sınıf mücadelelerinin tarihiydi ve kaçınılmaz olarak sınıfsız topluma doğru ilerleyecekti!
Bir tarafta değişimin ve hareketin baş döndürücü, büyüleyici etkinliği vardı; diğer tarafta ise durağanlığın vaazı. Madem evren ve dünya “en başından(!)” beri aynıydı o halde varolan azınlık çıkarı sistemi de aynı kalacaktı, kalmalıydı! İşte bu nedenle bilim ve dincilik çatışma halinde.
Adnan Oktar vakası sözünü ettiğimiz bu tarihsel ve düşünsel çelişki içinde anlaşılabilir. Daha önce yine dergi sayfalarımızda yazdığımız gibi ülkemizde evrim düşmanlığını 1960’ların sonu, 1970’lerin başında Fethullah Gülen başlatmış, konferanslar vermiş, yayınlar yapmıştı. Oktar da sorgusunda verdiği ifadede bu etkinliklere katıldığını itiraf etti. 1980’den sonra 12 Eylül yönetimi tarafından topluma zerk edilen yaradılışçılık ve evrim karşıtlığı için dönemin bakanı Vehbi Dinçerler özel çaba göstermişti. Adnan Oktar’ın Türkiye şubeliğini yaptığı aşırı dinci ABD’li kuruluş olan ICR’yi Türkiye’ye davet etti. Deyim yerindeyse o zamanki devlet yöneticilerinin özel çabasıyla evrim düşmanlığı topluma zorla giydirilmek istendi. Aynı ICR 1998’de yazdığı bir raporda Oktar örgütünü kastederek “Türk yaradılış hareketine yardım” ettiklerini söylüyordu. Aynı raporda “Laikliğin topluma nüfuzu ve evrimci eğitime daha fazla tolere edilmeyecek” diye yazdı. Bu cesareti ve hadsizliği nereden buldukları mâlum…
Dikkat edin, nerede ABD’yle işbirliği var orada vatansızlık, dincilik, gericilik, bilim düşmanlığı, yozlaşmışlık var. Bu gerçeği tersten de ifade edebiliriz: Nerede tarikatlar/cemaatler var, orada emperyalizm ve her türden yobazlık var.

***

Bilimkurgu bilimin abc’si… Doç. Dr. İnan Kalaycıoğulları’nın yönlendirmesi, Süleyman Erharat’ın kapsamlı yazısı ve Sinem Serap’ın katkısıyla bu güzel kapakla karşınızdayız.
Prof. Dr. Erksin savaş hocamız her ay Antropos köşesiyle artık bizlerle olacak.
Aynı zamanda bağımsız makaleler, sabit sayfalarla dolu dolu bir dergi bulacaksınız.
Katkı sunan herkese çok teşekkür ederiz.

Kapak görseli Aya Seyahat filminin afişine ait. Bahar Önal çok kısa bir sürede bizim için yeniden çizdi. Ona da ayrıca teşekkür ediyoruz.

Emrah MARAŞO
Yayın Yönetmeni

emrahmaraso@gmail.com

Çiviyazısı, Ağustos 2018