Bize Ulaşın

     

Primatlarda yer değiştirme hareketleri

Günümüz insanı, nesli tükenen insan ve ön insanlar, kuyruklu ve kuyruksuz bütün maymun türleri, taksonomide “primatlar” adı verilen bir takımda yer alırlar. Yani insan da bonobo da halka burunlu maki de birer primattır. Bugün insan haricindeki hiçbir primat bipedal (iki ayaklı) değil. Ama nesli tükenenler arasında hem insanlar hem de ön insanlar iki ayakları üzerinde hareket ediyordu. Dinozorlar ve kuşlar ise primat olmayan meşhur bipedallerdendir.

İki ayaklılık ve dört ayaklılık
Primatlarda yer değiştirme davranışları veya hareketleri çeşitlidir. Bipedalizm (iki ayak üzerinde hareket etme) bunlardan sadece biri. Ağaç yaşamına yönelik adaptasyonlara sahip primatlar, nesli tükenen birkaç tür hariç quadrupedaldir. Yani dört ayakları üzerinde hareket ederler. Bu türlerin kol ve parmakları da görece uzundur. Ağaç dallarını iyi kavrayabilirler. Ayrıca derinliği algılama yetenekleri gelişkindir. Nitekim gözleri birbirine yakın konumlanmıştır. Bir türün hareketi, onun anatomisiyle ilişkilidir. Mesela şempanzeler iki ayakları üzerinde uzun süre kalabilecek anatomik donanıma sahip değildir. Omurgalarının şekli C harfine benzer. Bacaklarını uzattıklarında, “kilitlenebilen” bir diz yapısına sahip değildirler. Oysa ki insanlarda bipedal yürüme kısaca şöyle gerçekleşir: adım atmak maksadıyla bacak uzatılır ve vücudun ağırlık merkezi, ağırlığı taşıyan bacağa doğru kayar. Yere basma anında, uyluk kemiği (femur) ile kaval kemiği olan tibia üst üste gelir. Diz kapağı (patella) ise menteşe işlevi görerek adeta bu iki kemiği kilitler. Ayak kemerleri sayesinde, insan ayağı neredeyse itici bir kaldıraç haline gelmiştir. Şempanze ayağı ise kavrama özelliğine sahiptir. İnsan bedeni, dik konumlanmış bir boyun, uzun ve ince bir bel, yanlara doğru genişleyen görece kısa bir leğen/kalça kemiği, büyük bir topuk kemiği (calcaneus), uzamış bacak kemikleri ve eklemlerin geniş yüzey alanları gibi özelliklerle şempanze anatomisinden farklıdır.

Mertcan ERİCE
Antropolog

Yazının tamamı Bilim ve Ütopya'nın nisan 2018 sayısında!