Bize Ulaşın

     

Hayat kurtaran sessiz katillerin bilimi: Toksikoloji

Zehir kelimesi tarih boyunca hep entrikayla, suçla, cinayetle, ölümle birlikte anıldı. Zehirlenerek öldürülen kralların, yüzüğündeki zehri içerek intihar eden kraliçelerin trajik hikâyelerini okuduk tarih kitaplarında. Zaten adını duyduğumuzda bile irkilmemize neden olan yılanların, akreplerin zehirlerinin ne kadar ölümcül olduklarını öğrendik kulaktan kulağa. Tadını hiç de sevmediğimiz yemeğe “zehir gibi” dedik. Yeri geldi dost bildiklerimizden “zehir zemberek” sözler duyduk. Bu sözler günümüzü “zehir etmeye” yetti. En nihayetinde olumsuz tüm kelimeler zehrin eşanlamlısı gibiydi bizim için. Bu yüzden kafalardaki birçok soruya ve soruna çözüm olan, devasa bir bilim sahasının odak noktası olduğunu göz ardı ettik. O halde hatamızın telafisi için tarihin ve bilimin uçsuz bucaksız dehlizlerinde zehrin izini sürmeye başlayalım.

Toksik (zehir/zehirli) kelimesi, Yunanca savaş yayı anlamına gelen “toxon” kelimesinden türemiştir. “Toxikon” ise antik Yunan medeniyetinde okun ucuna sürülerek hafif bir yaralanma durumunda bile oka maruz kalan kişinin hayatına mal olan ölümcül madde manasına gelir. Hint-Avrupa dil ailesinde farklı etimolojik yolları takip etse de bu kelime önce Fransızca’da “toxique”, İngilizce’de de “toxic” olarak karşımıza çıkmıştır. Bilim literatürümüze ise toksik/toksin olarak girmiş, Farsça zehr (öldürgen) kelimesinden türeyerek Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem” anlamında kendisine yer edinmiştir.

Bu bilgilerden yola çıkarak toksikoloji kelimesi, en basit ifadeyle zehirbilim karşılığını akıllara getirmekle birlikte, bilim insanları zehirleri ve etkilerini daha fazla ortaya koyduklarından geniş ve belirgin bir açıklama yapmamız doğru olacaktır. Buna göre modern toksikoloji, kimyasal-fiziksel maddelerin çeşitli analizler ile karakterize edilen özelliklerinin, canlı organizmadaki veya çeşitli ekosistemlerdeki etkilerinin belirlenmesini, olumsuz etkilerinin bertarafını görev edinmiş, bunu gerçekleştirebilmek için temel bilimler ve çeşitli mühendislik dallarından yararlanmış çok disiplinli bir araştırma sahasıdır.

 

Zehrin ve zehirbiliminin tarihsel arka planı

Arkeolojik çalışmalar, ilk çağda insanın avlanmak ve düşmana karşı korunma amaçlı olarak bitkilerden elde ettikleri zehirli özütleri ilkel silahlarının ucuna sürdüklerini göstermektedir. Zehirle ilgili en eski yazılı kaynağa ise Mısır papirüslerinde rastlıyoruz. Aynı zamanda en eski yazılı tıbbi kaynak olarak da bilinen Ebers papirüsü (MÖ 1552) timsah ısırmasından, ayak tırnağı ağrısına kadar çeşitli tedavileri anlatan, sinek, fare, akrep gibi zararlılardan arındıran yaklaşık 800 reçete içermekle birlikte birçok farklı türde zehirden bahsetmektedir. Antik Yunan medeniyetinde tıbbın babası olarak anılan Hipokrat (M.Ö. 460-315) birçok hastalığın tanımını yapmış ve zehirlerin tıbbın yararına kullanılması için çalışmalar başlatmıştır. Ayrıca mineral yataklarından çıkarılması sırasında işçilerin kurşuna maruz kaldığını ve bu durumun hayati risk yarattığını belirterek endüstriyel iş güvenliği ve toksikolojinin temelini atmıştır. Yunan medeniyeti ilk çağlardan itibaren arsenik, cıva gibi maddelerin öldürücü etkisinden haberdar olmakla birlikte, zehrin, vücuttan atmaya yönelik bir yaklaşımla maruz kişinin kusturulması amacıyla sıcak yağ içirilmesini de panzehir olarak kullanmışlardır. Zehir, tarihin sonraki dönemlerinde olduğu gibi bahsi geçen dönemde de idam cezalarında kullanılmıştır. Bununla ilgili en çarpıcı örnek Yunan felsefesinin kurucularından olan Sokrates’in  (M.Ö. 469-399) “baldıran” ile idam edilmiş olmasıdır. İdamın yanı sıra ilk çağda zehirlerin intihar amacıyla kullanıldığı da bilinmektedir. Antik Mısır’ın son Helenistik kraliçesi Kleopatra’nın (M.Ö. 69-30) rivayete göre kendini bir kobra yılanına sokturarak veya güçlü bir zehir içerek intihar ettiği düşünülmektedir.

Yazının tamamı Bilim ve Ütopya'nın haziran 2018 sayısında!
 
Mustafa Cihan DEMİR 
Hacettepe Üniversitesi Nanoteknoloji ve Nanotıp Anabilim Dalı (Doktora)