Bize Ulaşın

     

Aydınlanma’nın çöplüğe süpürdüğü bir sözdebilim: Astroloji

"Akıl ve bilim dediğimiz kavramların önem kazandığı Aydınlanma Çağı öncesinde astroloji yaygındı. Esasında ilk doğa felsefecileri de astrolojiyle ilgileniyorlardı. Kepler ve Newton en önemli iki örnektir. Ancak Newton’un bulduğu fizik kanunlarıyla dünyayı algılayış biçimimizi değiştirmesi bizzat kendisini son önemli astrolog haline getirdi... Bu sadece Newton’un prensipleriyle de ilgili değil: Doğa hakkındaki bilgimiz arttıkça; mantık, bilimsel yöntem gibi sahalarda gelişme katedildikçe bir deli saçması olarak görünmeye başlayan astroloji, ciddiye alınmamaya başlandı."

Bilim ve Ütopya: Astrolojinin Bilimle İmtihanı, Türkçe’deki ilk astroloji eleştirisi kitabı. Neden daha önce böyle bir eser meydana gelmedi ve siz niçin bu konuda bir kitap yazma ihtiyacı hissettiniz?

Tevfik Uyar: Neden daha önce astroloji eleştirisi yazılmadığı özel bir durum değil aslında. Bilim yazınımızı çeviri yayınlar oluşturuyor. Bilim büyük ölçüde dışarıda üretildiğinden yeni gelişmeleri halka anlaşılır bir dille götürecek popüler bilim kitapları da orada yazılıyor. Yazmaları için gereken motivasyonu da okunmak sağlıyor. Türkiye’de popüler bilim yazmaya hevesli bilim insanı sayısı hep az olduğu gibi okur kitlesi de az. Okur kitlesi yeni yeni kemikleşiyor diyebilirim.

Benim yazma ihtiyacım çok eskilere dayanıyor. Ezelden beri yazmayı seviyorum. Lisedeyken yerel gazetelerde yazdım, üniversitedeyken dergilerde yazdım. Mesleki hayatımda da sıklıkla yazmaya devam ettim. Bu konudaki yazma ihtiyacım ise hem bilime olan sevgimden, hem de memleketime. Bizim çocuklarımızın Türkçe bilimsel kaynağa erişemiyor olmaları beni rahatsız ettiğinden 2011 yılında birkaç arkadaşıma bir bilim dergisi kurmayı teklif ettim ve benimle aynı fikirde olan dostlarla birlikte Açık Bilim’i kurduk. Yalansavardı, radyo programıydı derken, bilim yazarlığı ana uğraşım haline geldi. İlk popüler bilim kitabım da girdiğim bu yoldaki önemli kilometre taşlarından birisi oldu. Beni en çok heyecanlandıran şey uzay olduğundan ve astronomiyi çok sevdiğimden olsa gerek, hedef tahtama onun sahte versiyonu astroloji oturdu.

‘Astrolojinin Bilimle İmtihanı’ kitabı Kırmızıkedi Yayınevi’nden çıktı. Astrolojinin ‘nasıl ortaya çıktığını, neden sahtebilim olduğunu ve neden bu denli tuttuğunu?’ inceliyor.

 


Bilim ve Ütopya: Kitabın hemen başında astrolojinin niçin artık geçerli olamayacak kadar “ilkel” olduğunu vurgulayan bir cümle var. Astrolojinin insanlık tarihinde geçerli olduğu bir dönem oldu mu ve astroloji artık neden geçerli değil?

Tevfik Uyar: Gezegenlerin gezegen, yıldızların yıldız olduğunu bilmediğimiz çağlarda gökyüzünü izlemek mühimdi. Güneşin ve ayın hareketlerini izleyebilen kavimler göç hayvanlarının geçiş zamanlarını doğru tahmin ettiler, tohumlarını doğru zamanda ektiler, hasatlarını isabetli gerçekleştirdiler. Gerçek  olgulara  dayalı bu işlevsel kısım günümüzde takvim icadıyla beraber astronomi bilimi, ziraat teknikleri, zooloji, botanik vb. içerisinde devam ediyor. O dönemdeki ilkel inançlara dayalı kısımsa astroloji olarak varlığını sürdürüyor.

Güneş “ekliptik” diye bir yol izler. Bu, bizim bugün zodyak diye bildiğimiz 12 burcun yoludur. Güneş ekim ayında terazi burcunda iken yapraklar sararmaya başlar. Ne biyoloji ne astronomi bilgisi olmayan atalarımız doğal olarak “gökcisimlerinin oradaki hareketlerinin yerde bir şeyler değiştirdiği” şeklinde hatalı bir neden sonuç ilişkisi kuruyorlar. (Biz bugün, mevsimlerin nasıl oluştuğunu biliyoruz. Onlar bilmiyordu) Doğal olarak benzer neden sonuç ilişkilerini gezegenlerin burçlar arasındaki seyahatleri için de kurdular. O dönemlerde astroloji, gökyüzünün mesajının okunması gibi kutsal, gerçek(!) bir uğraştı. Elbette bugün neyin ne olduğunu biliyoruz. Astroloji bir hurafeler demeti.
 

Bilim ve Ütopya: Kitabın birinci bölümünde astrolojinin nereden çıktığını özetliyorsunuz. Özellikle toplumu yöneten sınıflar için kâhinlik yapan astroloji, nasıl oldu da her gün gazete sayfalarına kadar girmeyi başardı? “Nereden çıktı, nereye geldi?” dersek kısa bir astroloji tarihi özeti yapabilir misiniz?

Tevfik Uyar: İlk başta astroloji kral ve toplum hakkındaydı. Kâhinler gökyüzüne bakarak krala kendisi ve toplum hakkında kehanetler sağlardı: Kıtlık olacak, prens doğacak, yağmur yağacak, vb. Zamanla kralın ailesini içine alacak şekilde genişledi bu mevzu. Elitlere de hizmet veren kahinler ortaya çıktı, derken halka kadar indi. M.Ö 5. ve 6.  yüzyıllara  gelindiğinde astrolojinin ülkede felaketler yaşanıp yaşanmayacağı, bir savaşın kazanılıp kazanılmayacağı, tarımda rekoltenin nasıl olacağı vb. konularda başvurulan toplumsal bir boyutu olduğunu, diğer tarafta insanların çocuklarının horoskoplarını yorumlatarak kaderlerinin nasıl olacağını öğrendikleri bir bireysel boyutu olduğunu görüyoruz. Bugünkü günlük fal dediğimiz şey ise 1930’larda bir gazete icadı. O tarihten önce “Koçlar, size yarın bir kısmet var” şeklinde bir kehanet kültürü yok.

 

Bilim ve Ütopya: III. Mehmet’i ikna ederek yapılan Dar’ür-Rasadü’l Cedid Rasathanesi’nin, Halley Kuyruklu Yıldız’ı gözlemlemesinin ardından o yıllarda gerçekleşen büyük İstanbul depremine yol açtığı gerekçesiyle “uğursuz” olarak görülüp kapatılmasına kitabınızda yer vermişsiniz. Aklı ve bilimi geri plana iterek topluma yön veren Ortaçağ dönemi ile astroloji arasında nasıl bir ilişki vardı?

Tevfik Uyar: Astroloji inançla iç içeydi. Dolayısıyla akıl ve bilim dediğimiz kavramların önem kazandığı Aydınlanma Çağı öncesinde astroloji  yaygındı.  Esasında ilk doğa felsefecileri de astrolojiyle ilgileniyorlardı. Kepler ve Newton en önemli iki örnektir. Ancak Newton’un bulduğu fizik kanunlarıyla dünyayı algılayış biçimimizi değiştirmesi bizzat kendisini son önemli astrolog haline getirdi. O tarihten sonra astroloji ile astronomi kesin olarak birbirinden ayrılıyor. Bu sadece Newton’un prensipleriyle de ilgili değil: Doğa hakkındaki bilgimiz arttıkça; mantık, bilimsel yöntem gibi sahalarda gelişme katedildikçe bir deli saçması olarak görünmeye başlayan astroloji, ciddiye alınmamaya başlandı. Günümüzde astroloji, akademide tartışılan  bir şey değil.
 

Bilim ve Ütopya: Kitapta en çok ilgimizi çeken, yılbaşı öncesi bazı siyaset programlarına astrologların çıkarılması ve onlara “Yıl içinde ne olacak?” diye sorulması ile ilgili verdiğiniz örnekti. Astrologların, bir siyaset bilimci veya sosyologdan önce gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tevfik Uyar: Saçmalık. Diyecek başka bir şey var mı? Hiç çekinmeden her konuda konuşuyorlar ve birçok kehanette bulunuyorlar. Dediklerinin hiçbirisi gerçekleşmiyor ve ne kendileri utanıp bu işten vazgeçiyorlar ne de onları programına çıkaranlar geri dönüp de “Siz böyle böyle demiştiniz ama?” diye soruyor. Zaten her söylediklerini “Olabilir, yapabilir” diye söylüyorlar. Olursa “Ben demiştim”, olmazsa ses seda yok.
 

Bilim ve Ütopya: Tarihte astroloji ve astronomi arasında ayrım ilk ne zaman yapıldı ve astrolojiye savaş açanlar kimlerdi?

Tevfik Uyar: Astroloji ve astronomi ayrımına ilk kez 6. yüzyılda rastlıyoruz. “İlkel dünyanın son bilgini” olarak adlandırılan Isidor, astronomi ve astrolojiyi ikiye ayırmış ve ikincisini hurafeler içeren, batıl bir uğraş saymıştı. Zaten 7. yüzyıldan sonra kilisece reddedilen astroloji, Hristiyan dünyasında önemini yitirdi ve bayrak İslam dünyasına geçti. Avrupa’nın bayrağı tekrar almaya başladığı 15. yüzyılda astroloji meteoroloji almanakları hazırlamada kullanılıyordu. O dönemde yaşayan ve astrologların işkembeden salladıklarını fark eden İtalyan rönesans filozofu Pico della Mirandola, dönemin astrologlarının kış mevsimlerine yönelik hava durumu kehanetlerini derledi ve tutup tutmadığına baktı: Derlediği 130 kehanetten sadece 7’si tutmuştu. Pico, aynı anda aynı yerde doğan ikizlerin birbirlerine benzememesinden yola çıkarak astrolojinin yararsızlığını göstermeye çalıştı. İsidor ve Pico’yu kendi dönemlerinin öncülleri sayabiliriz.

Bilim ve Ütopya: Kitapta çokça vurguladığınız şeyi soralım: Bugünkü astrologların 8. yüzyıl’daki astrologlardan neden bir farkı yok?

Tevfik Uyar: Aynı tas aynı hamam çünkü. Astroloji bir bilim olmadığı için ilerlemiyor. Kendini yeni bilimsel bilgilerle güncellemiyor. Güncellemeye kalksa kendini lağvetmesi gerekirdi. Bu yüzden yenilenmeye, güncellenmeye direniyor. Hem neden güncellesin ki? Bu haliyle insanlar inanıyorlar zaten. Kitapta geniş bir alt başlığı astrolojinin neden güncel olmadığını ve astrologların bunu nasıl açıkla(yama) dığını anlatmaya ayırdım.
 

Bilim ve Ütopya: Astrolojinin 17. yüzyılda değerinin kaybolduğunu ancak 20. yüzyılda tekrar diriltildiğini söylüyorsunuz. Bilimsel ve siyasi devrimlerin astrolojiyi değersizleştirdiğini düşünüyor musunuz? Astrolojinin 20. yüzyılda dirilmesinin siyasal ve toplumsal koşullarla nasıl bir bağlantısı var?

Tevfik Uyar: Kitle kültürüyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Kitle endüstrisinin çok satan ürünlerinden birisi haline geldi astroloji. Neo-marksist düşünürler Adorno ve Horkheimer ile benzer düşünüyorum bu konuda. Onlara göre astroloji modern çağın batıl inancıdır. Nitekim 20. yüzyılda medya patronlarına çok iyi hizmet etti astroloji. Kitabımda 1930’lardan sonra başlayan astroloji furyasının ilgililerine nasıl bir servet kazandırdığına dair birtakım sayılar sunuyorum. Nasıl bir gelir kapısı yarattığını tahmin edemezsiniz.
 

Bilim ve Ütopya: Kitapta astroloji dışındaki sözdebilimlerden de bahsediyorsunuz. Astroloji, akrofonoloji, homeopati vs. sözdebilimlerin hem bilimi kötüleyip hem de kendilerini bir bilim dalı gibi göstermesi hakkındaki düşünceleriniz nedir? Sözdebilimler ve baskıcı rejimler arasında nasıl bir benzerlik kuruyorsunuz?

Tevfik Uyar: Kitabı yazdığım sıralarda sözdebilimlerle -bilhassa astrolojiyle- totalitaryen rejimler arasında ilginç bir bağlantı fark ettim: İkisi de mükemmellik iddiasındalar ve hayatın her alanında söz sahibi olmak istiyorlar. Totaliaryen rejimlerde reform, rejimin yıkılmasına neden olur çünkü sistemin mükemmel olmadığının bir itirafıdır bu. Baktım ki astroloji için de öyle görünüyor. Plüton astroloji için bir gezegen olmaya devam eder ve yeni bulunan cüce gezegenler kehanet sistemine eklenmez. Dünya’nın presesyon hareketi nedeniyle burçlar kayar; ancak astroloji buna göre yeniden konum almaz. Yapmaya kalksalar sistemi komple yenilemeye, birbirlerini yalanlamaya başlamak zorunda kalacaklar. Sessiz bir mutabakat içerisinde gözlerini yeniliklere kapıyorlar. Onlara göre astroloji olduğu haliyle mükemmeldir, kusursuzdur; iş, aşk, cinsellik, meslek seçimi, yatırım kararları, fiziki görünüm... Hepsiyle ilgili ahkâm kesmeye devam ediyorlar.

 

Bilim ve Ütopya: Her 100 ABD’liden 45’i astrolojinin bir bilim dalı olduğuna inanıyor. Ülkemizde böyle bir anket çalışması olsa belki bu oran daha fazla çıkar diyorsunuz. Astroloji niçin bu kadar tuttu?

Tevfik Uyar: Bence daha fazla çıkar. Hofstede adlı sosyal bilimcinin terimleriyle konuşursak Türkiye, güç mesafesi yüksek bir topluma sahip. Güç mesafesi kabaca en “üst” ile en “alt” arasındaki mesafedir. İşte bu bizde yüksek. Güç mesafesi düşük ülkelerde Belediye başkanı kuyruğa girer; yüksek ülkelerde kendi seçtikleri başkanın önünde ceket iliklerler. Ya da düşük ülkelerde CEO ile iş çıkışı bira içmeye gidebilirsiniz; yüksek ülkelerde işçi ile genel müdür arasında bir kontak olması mümkün değildir. İşte bu, otoriteyi algılama biçimimizi belirler. Güç mesafesi yüksek ülkelerde otorite sorgulanmaz. Gazete muhabirleri, köşe yazarları, astrologlar, doktorlar, yani ister sosyal, ister bilimsel, ister sözdebilimsel konularda olsun, herhangi bir uzman, otorite olarak kolaylıkla kabul görür ve söyledikleri de doğru olarak benimsenir. Medya, astrologları hayatlarımız hakkında uzman olarak TV’ye sürdükçe astrolojiye olan inanç katlanarak artacak.

Bunlar toplumsal nedenler. Bir de astrolojiye bir kez inanınca onu sürdürmek için kendimizi nasıl kandırdığımızla ilgili psikolojik süreçlerimiz var. Örnekleriyle birlikte kitabımın üçüncü bölümünde yer verdim.
 

Bilim ve Ütopya: Son olarak, şu an sahip olduğumuzu düşündüğümüz burçların bile tamamen yanlış olduğunu söylüyorsunuz, bunu açıklar mısınız?

Tevfik Uyar: Dünya yalpalayan bir topaç gibi kabaca 25.000 yıllık döngüye sahip bir yalpalama hareketi yapar. Buna presesyon denir. Bugün 21 Şubat ile 21 Mart arasında doğanlara balık burcu deniyor. Evet... M.Ö. 600 yılında Mart’ta doğsaydınız Balık olacaktınız ama Dünya’nın presesyon hareketi nedeniyle günümüzde Güneş Mart ayında balık burcunda değil kova burcunda bulunuyor. Yani aslında Mart’ta doğanlar artık Kova  burcundalar. Bu kadar açık bir gerçeği astrologlar, “Burçların takımyıldızlarıyla alakası yok” şeklinde, kendi temel dayanaklarını inkâr ederek savunuyorlar. Sonra bakıyorsunuz, astrolojik yorumda “Bugün Mars burcunuza giriyor” diyorlar. Hani takımyıldızlarıyla ilgisi yoktu? Dalga mı geçiyorlar, anlamak mümkün değil.

Tevfik UYAR
Söyleşi: Orçun GÖKTÜRK

Bu söyleşi Bilim ve Ütopya'nın Ekim 2015 sayısında yayımlanmıştır.