Bu yüz tam 3,8 milyon yaşında

Yazının Okunma Süresi

2 dakika

İnsanların en eski atalarından Australopithecus anamensis, 3,8 milyon yıl sonra yeniden bir yüz ifadesine kavuştu!
10 Şubat 2016’da, Etiyopya’nın Afar Bölgesi’ndeki Miro Dora mevkiinde çalışan paleontologlar, yüzeyde bir üst çene parçası gördü ve biraz daha kazınca, çok iyi korunmuş bir kafatası parçası keşfettiklerini anladılar. Bu kafatası parçasının (MRD-VP-1/1, kısaca ‘‘MRD’’) morfolojik yapısı incelenince, özellikle üst çene ve köpek dişlerinin belirgin özellikleri sayesinde, fosilin Australopithecus anamensis türüne ait olduğu belirlendi. Bölgedeki volkanik kaya katmanlarının içindeki mineraller tarihlendiğindeyse, fosilin 3,8 milyon yıl öncesine ait olduğu keşfedildi.
Australopithecus anamensis, bilinen en eski Australopithecus türüdür ve Lucy olarak tanınan Australopithecus afarensis’in öncülü olduğu düşünülür. Bugüne kadar bulunmuş olan A. anamensis fosilleri, kırık çene kemikleri ve dişlerden ibaretti. Dolayısıyla, neredeyse tamamı korunmuş bu kafatası örneği sayesinde, 3,8 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen hominidin (insansının) yüzü yeniden canlandırıldı.


Kaynak: Johanes Haile-Selassie, Cleveland Doğa Tarihi Müzesi

MRD’nin yüz hatları 1974’te bulunan Lucy’ninki kadar sert olmasa da, öne uzanan bir çeneye ve büyük köpek dişlerine sahip. İnsanlardan daha çok, primatların hatlarını andıran bu fiziksel özellikler, 2,8 milyon yıl öncesine geldiğimizde ortaya çıkan Homo türüyle birlikte değişiyor; daha basık bir yüz, küçük bir çene ve dişlere evriliyor.
3,6-3,9 milyon yıl öncesinde yaşamış hominidlere ait çok az sayıda fosil bulunduğu için, bu türlerin arasındaki ilişki ve tarih içindeki yerleri, oldukça tartışmalı. Yalnız, MRD’nin bir A. anamensis’e ait olduğu belirlendikten sonra, A. anamensis ile A. afarensis’in en az 100.000 yıl boyunca dünyada bir arada var olduğu öğrenildi. Evrimin her zaman düz bir çizgide izlemediğine dair enteresan bir keşif.
Max Planck Evrimsel Antropoloji Ensitütüsü’nden Stephanie Melillo şöyle açıklıyor: ‘‘A. anamensis’in, zaman içinde A. afarensis’e dönüştüğünü tahmin ediyorduk. Bu iki türün hâlâ aynı atadan geldiğini düşünüyoruz, ama bu yeni keşif sayesinde Afar’da uzunca bir süre birlikte yaşadıklarını anladık. Bu tip keşifler, evrim süreçleri hakkında ilginç fikirler ve sorular ortaya çıkarabiliyor. Örneğin, zamanla birbirinden ayrılan bu iki hominid türü, yemek ve mekân için rekabet ediyor muydu?’’

Kaynak: Kurious

Güncel Bilim
Etiketler
paleoantropoloji