Bize Ulaşın

     

Deizm: Yeni orta çağa karşı aklın arayışı  

Diyanet dergisinin Ağustos 2017 sayısı Deizm, Nihilizm ve Ateizm Kıskacından İnsanlık başlığıyla çıktı. Buna göre “%99’u Müslüman” olarak tanımlanan Türkiye’de bu ezber bozuluyor ve yeni bir gelişme yaşanıyordu. MAK Danışmanlık Şirketinin 12-17 Haziran 2017 tarihleri arasında Türkiye’de Toplumun Dine ve Dini Değerlere Bakışı adıyla, 30 büyükşehir, 23 il ve 154 ilçede, 5400 kişiyle yüzyüze görüşerek yaptığı araştırmada “Allah’ın varlığına ve birliğine, bizi yaratıp yaşattığına inanıyor musunuz?” içerikli soruya %4 oranında hayır cevabı veriliyordu. “Evet, Allah’ın sadece varlığına, bizi yarattığına inanıyorum ama her şeye karıştığını, karışacağını düşünmüyorum” yanıtı ise %6’yı buluyordu. Buna göre deist ve ateisler büyükşehirlerde yoğunlaşmıştı. Bu ilginç araştırmada ortaya çıkan veriler öyle anlaşılıyor ki Diyanet’in bu konuda hemen harekete geçmesine neden oldu ve araştırmadan bir ay sonra dergilerinde esas olarak Deizmi hedef aldılar. Buna göre “deizmi bir dünya dini haline getirmek isteyen küresel güçler vardı” ve “ülkemizdeki deistler bu küresel güçler tarafından desteklenmekte” idi. Çünkü “bunlar dinleri özellikle de İslam’ı kurmuş oldukları düzenin önünde en büyük engel olarak görmekte”ydiler. (Prof. Dr. İbrahim Coşkun, Günümüzde Ateizm, Deizm ve Nihilizmi Doğuran Sebepler, Diyanet Dergi, Ağustos 2017)

Deizm küresel güçlerin oyunu mu?
Deizmin özellikle muhafazakâr ve inançlı gençler içinde neden yükseldiğini, bu yükselişte dinciliğe, ABD tarafından yönetilen ve uzun yıllar cemaat adıyla kodlanmış olan FETÖ’ye karşı tepkiyi, diğer dini cemaatlerin/tarikatların toplumu şekillendirme yönündeki pratiklerini ve hedeflerini, akıl, bilim ve özgürlüğün ancak dinsel inanca tâbi olup, bu inancın sınırları içinde hareket edebileceğini dikte eden anlayışı sorgulamadan deizmin neden yükselişte olduğu anlaşılamaz. Küresel güçler Cumhuriyet Devriminden sonra dünyaya ve ülkeye İslamcılık anlayışları çerçevesinde nizam vermeye çalışan siyasal partileri, dernekleri ve cemaatleri/tarikatları destekledi. Bu işbirliğinin en yakın ve somut örneği 15 Temmuz FETÖ darbesiyle görüldü. FETÖ sermayesiyle, medya kuruluşlarıyla, sivil toplumdaki yaygınlığıyla ve ABD emperyalizmi adına silahlı bir güç oluşturmasıyla “küresel güçlerin” en önemli piyonlarından biriydi ve en yobaz örgüttü. FETÖ İslamcılık iddiasıyla ortaya çıkmıştı, sekülerizmle değil! Bu basit ve açık gerçek ‘küresel güçler sekülerizmi destekliyor çünkü dinleri ve özellikle İslam’ı kendilerine engel görüyorlar’ propagandasına sığmayacak kadar büyüktür.

Yeni orta çağa karşı akıl
En basit şekliyle dinsiz Tanrı inancı diye nitelendirebileceğimiz deizm neden yükselişte? Bu soruyu dünyamızın ve ülkemizin, toplumumuzun önündeki somut ihtiyaca yanıt vererek açıklayabiliriz. Emperyalist-kapitalist sistem üretimden koptukça ve zenginleşme esas olarak üretim dışı etkinlikler olan vurgunculuk, faizcilik, rantçılık, borsacılık gibi alanlara kaydıkça sistemin sahipleri müttefiklerini orta çağ kalıntılarından bulmaya başladı. Etnik ve dinsel bağlar her şey haline geliyor, ulusal değerler kenarlara itiliyordu. Aydınlanmayı meydana getiren akıl, bilim ve özgür insan bastırılması gereken hedef oluyordu. Ancak sistem 1990’lardaki iddiasını önemli ölçüde yitirmiş durumda. Bu nedenle akla, bilime, özgürlüğe duyulan ihtiyaç ve yönelim büyük oranda arttı. Bu ihtiyaçların hepsi milli ve demokratik bir toplum düzenin içindedir.

Deizmin yükselişini de bu anlam çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor.

Kapak dosyamızla bir tartışmanın kapısını aralıyoruz. Yorumlarınızı, mektuplarınızı ve yazılarınızı bize ulaştırmanızı dileriz.

Değerli yazarlarımıza katkıları için çok teşekkür ediyoruz.

Emrah MARAŞO
Bilim ve Ütopya Genel Yayın Yönetmeni

Çivi Yazısı, Aralık 2017