Afrika’nın yarasaları iklim değişikliğinden sağ çıkabilir – yeter ki yaşayacak bir yer bulabilsinler

Afrika’nın yarasaları iklim değişikliğinden sağ çıkabilir – yeter ki yaşayacak bir yer bulabilsinler

İklim değişikliği ile arazi kullanımındaki değişiklikler, hayvanların hayatta kalıp gelişebildiği ortamı değiştirdikleri için yaban hayatının karşı karşıya olduğu en büyük iki tehdittir. Türlerin bu baskılara nasıl yanıt verdiğini bilmek, koruma eylemlerini planlamanın merkezinde yer alır.

Bir dizi çalışmada, iklim değişikliğinin omurgalı canlıların dağılımını nasıl etkileyeceği modellendi. Ancak tropikal ve subtropikal bölgelerdeki yarasalar, özellikle de Afrika’dakiler hakkında çok az şey biliniyor.

Yavaş üreme hızları, sabit barınaklara bağımlılıkları ve başlıca besin kaynakları olan böceklerin bulunabilirliğini belirleyen aşırı iklim koşullarına duyarlılıkları nedeniyle yarasalar, çevrelerindeki değişimlere karşı özellikle hassastır.

Yarasalar bu nedenle hem avlanmaya elverişli peyzajlara hem de barınma amacıyla kullanılabilecek mağaralara ihtiyaç duyar. Yarasaların, iklim değişikliğinin sıcaklık artışı gibi sonuçlarından nasıl etkileneceği üzerine araştırmalar yapılmıştır. Gözden kaçırılan nokta ise mağaraya bağımlı yarasaların, uygun barınaklara erişemedikçe iklimsel olarak uygun alanlarda hayatta kalamayacağıdır.

Dolayısıyla gelecekteki bir peyzaj uygun sıcaklığa ve yağışa sahip olsa bile, barınmaya elverişli hiçbir yer yoksa bir yarasaya pek faydası olmayabilir. Bu da bizi basit bir soruya götürdü: İklimi uygun olan yerler, mağaraların bulunduğu yerler değilse ne olur?

2017’den bu yana yarasalar üzerinde çalışan biri olarak, araştırma kariyerimin büyük bölümünü onların ekolojisini ve belirli habitatlara bağımlılığını incelemekle geçirdim. Bu deneyim, iklim değişikliğinin yaban hayatını nerelere doğru itebileceğini sorgulamama yol açtı. Afrika’nın mağarada yaşayan yarasalarının, iklim değiştikçe gerçekten yaşayabilecekleri bir yer bulup bulamayacaklarını anlamak istedim.

Ortak yazarım Mark Keith ve ben, bu soruyu yanıtlamak üzere yola çıktık ve Sahra Altı Afrika genelinde gelecekteki iklim koşullarını, mağaraların ve kayalık barınma alanlarının bulunabilirliğiyle bir araya getiren bir model kurduk. Yapbozun bu iki temel parçasının gelecekte nasıl örtüşebileceğini incelemek için çalışma grubumuz olarak, mağarada yaşayan ve Miniopteridae adıyla bilinen uzun parmaklı yarasaları seçtik.

Uzun parmaklı yarasalar Afrika genelinde yaygın olarak bulunur ve barınmak için büyük ölçüde mağaralara bağımlıdır. Ayrıca mağarada yaşayan diğer yarasa türleriyle birlikte sıkça bulunurlar; bu da onları, iklim değişikliğinin mağaralara bağımlı yarasaları nasıl etkileyebileceğini anlamak için yararlı bir grup hâline getirir.

Mağara tavanında sık kümelenmiş uzun parmaklı yarasalar ve yavruları
Uzun parmaklı yarasalar mağaralarda kalabalık koloniler hâlinde barınır. Avustralya’da bir mağarada yavrularıyla bir bükük kanatlı yarasa. Fotoğraf: Steve Bourne, CC BY-SA 4.0

Bulgularımız, Afrika’nın mağarada yaşayan yarasalarının çifte bir zorlukla karşı karşıya olduğuna işaret ediyor. İklim değişikliği yaşayabilecekleri alanları daraltabilir; ancak gelecekteki koşulların uygun kaldığı yerlerde bile mağara bulunmayabilir.

Üç şeyin bir araya geldiği yerlerin bulunması gerekiyor: iklimin uygun kalması, yarasaların yaşayabileceği bir yerin olması ve yarasaların ihtiyaç duydukları yerler arasında hareket edebilmesi.

İklim değiştikçe buralar, yarasalar için kritik öneme sahip güvenli sığınaklar hâline gelebilir.

Yarasaların nerede hayatta kalabileceğini modellemek

Sahra Altı Afrika genelinde bu yarasaların nerelerde bulunduğunu gösteren, 551 güvenilir kayıttan oluşan mevcut bir veri tabanından yararlandık. Ardından bu kayıtlardan yola çıkarak, iklim değiştikçe koşulların nerelerde yarasalar için uygun kalabileceğini sorguladık. Bir bilgisayar modeli kullanarak bu yerlerin her birini, ne kadar sıcak, soğuk ya da yağışlı olabildiği gibi yerel iklim özellikleriyle eşleştirdik ve böylece yarasaların hangi koşullara ihtiyaç duyduğunu ortaya çıkardık. Sonrasında modele, dünya ılımlı bir hızla ısınmaya devam ederse bu koşulların 2070 civarında hangi yerlerde hâlâ var olacağını sorduk.

Uzun parmaklı yarasaların (Miniopteridae) Afrika, Madagaskar, Güney Avrupa, Asya ve Avustralya'daki yayılış alanı haritası
Uzun parmaklı yarasaların (Miniopteridae) bugünkü yayılış alanı. Harita: PresN, CC BY-SA 3.0

Önümüzdeki on yıllarda iklimin nasıl değişeceğine bağlı olarak, bu yarasalar için uygun koşullara sahip alanın 2061–2080 dönemine kadar %36 ila %64 oranında daralabileceğini saptadık. Uygun kalan alanlar ağırlıklı olarak Afrika’nın güneyinde, doğudaki dağlık bölgelerde ve Madagaskar’da yoğunlaşıyordu.

Daha sonra bir sonraki soruyu yanıtlamaya geçtik. Bu yerlerde mağaralar var mıydı?

Gelecekte uygun bir iklime sahip olacak alanları, uygun mağaraların ve kayalık peyzajların bulunduğu yerlerle karşılaştırdığımızda, ortaya çıkan tablo çok daha endişe verici bir hâl aldı. Uygun mağaraların bulunduğu alanların yalnızca yaklaşık %5’inde, yarasalar için uygun kalması beklenen bir iklim de vardı. Çevredeki peyzajın gelecekteki değişime karşı ne kadar savunmasız olduğunu da hesaba kattığımızda ise bu oran yaklaşık %2’ye düştü.

Başka bir deyişle, yarasaların uygun iklimi bulabilecekleri yerlerle kendilerine yuva edinebilecekleri yerler neredeyse hiç örtüşmüyordu.

Bunun yanı sıra, mağarada yaşayan bazı yarasalar için hayatta kalmak yalnızca uygun tek bir mağara bulmaktan ibaret değildir. Bu yarasalar, peyzaja yayılmış bir mağara ağına bağımlı olabilir ve yılın farklı zamanlarında bu mağaralar arasında yer değiştirebilir. Bu, mağaralar arasındaki peyzajın da önemli olduğu anlamına gelir.

Bir mağara ideal bir barınak sunabilir; ancak çevredeki peyzaj yollar, kentler, tarım ya da başka değişimler yüzünden ağır biçimde parçalanmışsa, uygun başka bir mağaraya ulaşmak çok daha zorlaşabilir. Üstelik uçmak enerji gerektirir. Yarasalar beslenebilecekleri, dinlenebilecekleri ve üreyebilecekleri yerler arasında daha uzun mesafeler kat etmek zorunda kalırsa, sınırlı enerjilerinin daha büyük bölümünü yalnızca bir yerden bir yere gitmek için harcamaları gerekebilir. Hâlihazırda değişen bir iklimle baş etmeye çalışan hayvanlar için bu durum, üzerlerindeki baskıya bir katman daha ekleyebilir.

Yarasaların ötesine uzanan bir sorun

Bulgularımız çeşitli hayvanlar için önem taşıyor. Bir kurbağanın belirli bir sulak alana ihtiyacı olabilir. Bir kuş, belirli bir orman türüne bağımlı olabilir. Bir bitki yalnızca belirli bir toprak türünde yetişebilir. İklim değiştikçe bu türlerin ihtiyaç duyduğu koşullar başka yerlere kayabilir, ancak yuvaları olduğu yerde kalabilir.

Bu durum, koruma çalışmaları açısından bir zorluk yaratıyor: Gelecekte iklimin yaban hayatı için nerelerde uygun olacağını sormak yeterli değil. Yaban hayatının oralara vardığında gerçekten yaşayabileceği bir yerin olup olmayacağını da sormamız gerekiyor.


Bu yazı, Mariëtte van der Walt’ın The Conversation‘da 21 Ekim 2026’da yayımlanan “Africa’s bats could survive climate change – if they can find somewhere to live” başlıklı yazısının çevirisidir. Mariëtte van der Walt, Güney Afrika’daki Witwatersrand Üniversitesi’ne bağlı bir araştırmacıdır; yazıda anlatılan çalışmayı Mark Keith ile birlikte yürüttü. Çeviren: Emirkaan Nanovçe.

Paylaş
Paylaş: