Bize Ulaşın

     

2. Dünya Savaşı'nda Alman intihar pilotları: Sonderkommando Elbe Operasyonu

2. Dünya Savaşı'nda müttefik kuvvetlerine karşı intihar saldırısı yapan Japon pilotlarına “kamikaze” denirdi. Ülkeleri için kendilerini feda etmişlerdi. Peki, siz hiç Alman intihar pilotlarını duydunuz mu?

İşte aşağıda anlatılanlar bu pilotların hikâyesidir. Alman pilotların intihar görevi olan Sonderkommando Elbe’nin hikayesi.

1944 ‘ün sonlarına gelindiğinde, bir zamanların güçlü Luftwaffe’si, (Alman Hava Kuvvetleri)  artık geçmişin bir gölgesidir. Yakıt, mühimmat, yedek parça sıkıntısı çeker ve her şeyden daha önemlisi en iyi ve en deneyimli savaş pilotlarının çoğunu kaybettiği için, Almanya’yı artık savunamamaktadır. Almanya, müttefik bombardıman uçakları tarafından gece gündüz bombalanmakta, harabe haline getirilmektedir. Luftwaffe’nin avcı kuvvetleri, artık çoğunlukla acemi pilotlardan oluşmaktadır. Acilen bir şeyler yapmak gerekiyordu.

Albay Hans-Joachim (Hajo) Hermann (avcı pilotu), Almanya'nın konvansiyonel anlamda yeterince savunulamadığını görünce ortaya cüretkâr bir teklif attı: “Yüzlerce Bf-109’u havalandıralım. Amerikan bombardıman uçaklarına ateş açmayacaklar, onları mahmuzlayacaklar.” Amerikalılar şoka girmeli “artık oraya uçamayız “ demeliydiler. Hermann, bu operasyona katılacak pilotların bir kısmının sağ çıkmasını umuyordu. Hasar alan uçaklarından paraşütle atlayacak, daha fazla saldırıda bulunmak için üslerine döneceklerdi. Adolf Hitler planı kabul ederek, uygulanmasını istedi.

Hedeflenen, İngiltere’de üslenmiş bulunan Amerikan 8. Hava Kuvvetleri’nin 4 ila 6 hafta boyunca bombardıman seferlerini durdurmasını sağlamaktı ve bu süre içinde Alman Hava Kuvvetlerinin Me-262 jet avcı uçaklarından yeteri kadarını imal ederek havada üstünlüğü kazanmaktı.

Gönüllülerin başvurması için 7 Mart 1945 günü çağrılar başladı. Operasyonun ismi Sonderkommando Elbe (Özel Görev Elbe) idi.

2000 kişi başvurhansdu. 300’ü seçildi ve Elbe kıyısındaki bir hava üssüne gönderildiler. Çoğu ya çok eğitimli ya da hiç eğitimsiz gençlerden ibaretti.

Bu gönüllülerden biri olan Fritz Marktscheffel anılarında şöyle der: “Bize hayatta kalma şansının yüzde 10 olduğu özel bir görev için gönüllüler arandığı söylendi. O zamanlar gençtik, 19-20-21 yaşlarındaydık, öleceğimiz aklımıza bile gelmiyordu. Bize bahsedilen o yüzde 10, yüzde 90 hayatta kalmakmış gibi geliyordu.” Bir başka Alman savaş pilotu da bu görev için “o yapılan bombardımanlar, ölen çocuklar, kadınlar içimizde keskin duyguların oluşmasına neden olmuştu. Bir şeyler yapmak gerektiğini hissediyorduk” der.

Albay Hans-Joachim Hermann, Amerikan bombardıman uçaklarını koruyan avcı uçaklarının, Alman avcı uçaklarından daha kıvrak ve hızlı olduğunun farkındaydı. Bu dezavantajı, avantaja çevirmek için çok daha tehlikeli bir taktik belirledi. İlk önce çok hafif bir zırha sahip Bf-109’ları (Messerschmitt Bf-109; diğer adı ile Me-109) seçti. Sonra, Amerikan avı uçaklarından daha hızlı yükseğe tırmanıp bombardıman uçaklarına saldırabilmeleri için bu Bf-109’ların hafif zırhlarını kaldırdı. Uçakların ana silahları da sökülerek ağırlıktan kazanıldı. Geriye sadece MG-131 makineli tüfek ve 50-60 atımlık mermi bırakılmıştı. Saldırı biçimi olarak da mahmuzlama taktiğini seçmişti. Bu tekniği de üç farklı şekilde kullanacaklardı. Elbe pilotları Bf-109’un çelik pervanesini, düşman bombardıman uçaklarının kuyruğunun hareketli yüzeylerini tahrip etmek üzere eğitiliyorlardı. Başka bir yöntem de kanatlara çarpma yöntemiydi. Sonuncu ama en korkunç taktik ise, yandan yatarak düşman uçağının kokpitini mahmuzlamaktı. Kokpitteki bombardıman pilotları anında ölüyorlardı. Elbe pilotunun uçağıyla dönüp üsse inmesi planlanmıyordu. Bf-109 mahmuzlama saldırısından sağ çıkamazdı. Bir Sonderkommando Elbe pilotunun umabileceği en iyi ihtimal, mahmuzlamadan sağ kurtulmak ve paraşütüyle atlamak olabilirdi.

7 Nisan 1945

İlk saldırının tarihi olarak 7 Nisan 1945 seçildi. O tarihte İngiltere’deki üslerinden kalkan 1300 Amerikan bombardıman uçağı, Orta Almanya semaları üzerinde dağılarak gruplar halinde hedeflerine doğru yöneldiler.

389. bombardıman grubu, 31 adet Consolidated B-24 Liberator uçağı, bombalama görevine yaklaşırken kendisini bekleyen sürprizden habersizdi.

Kötü uçuş koordinasyonu yüzünden diğer Elbe pilotlarından ayrı tek başına uçan Elbe pilotu Heinrich Rosner, 2100 metre altında bulunan 389. grubun uçaklarını görür. Lövyeyi itip gazı açarak aşağıdaki uçaklara olanca hızı ile dalar. Tek bir amacı vardır, düşman uçağını mahmuzlamak. Rosner, lövyeyi geri çeker ve dalıştan çıkar. Ne var ki, gözüne kestirdiği düşman uçağını ıskalar. Vazgeçmeyen Rosner, düşman uçakları ile aynı formasyona girer. Amerikan bombardıman uçaklarında bulunan makineli tüfekçiler afallamış durumdadırlar, kendi uçakları arasında dolaşan bu uçağa ateş açamazlar, kendi uçaklarını vurmaktan korkarlar. Rosner ise, bir yolunu bulup görevini yerine getirmek zorundadır. Aklından ise, en zor mahmuzlama tekniği geçirir. Koldan ayrılarak öncü B-24 uçağını önden mahmuzlamak ister. Öncü uçaktakiler ise, BF-109’un sola yatarak üstlerine geldiğini görürler ama yapabilecekleri bir şey yoktur. Rosner, öncü uçağın kokpitini adeta biçer. Ardından takla atarak diğer B-24’e çarpar ve iki uçağı da saf dışı bırakır. Rosner  paraşütle atlayarak kurtulur. Bombardıman uçağındakiler ise o kadar şanslı olamayacaklardır.  Sonderkommando Elbe dehşeti daha yeni başlamıştır. Diğer Amerikan bombardıman uçakları da bu dehşeti yaşayacaklardır.

7 Nisan 1945 Sonderkommando Elbe pilotlarının çıktığı tek görev olacaktı. O gün ikisi Almanya'dan, bir tanesi Prag’dan olmak üzere üslerinden havalanan 189 Sonderkommando Elbe pilotundan 60’ı mekanik sorunlar yüzünden üslerine dönmek zorunda kalmış, yaklaşık 47’si ise görevlerini yerine getiremeden bombardıman uçaklarını korumakla yükümlü Amerikan avcı uçakları tarafından düşürülmüştü. Yalnızca bir avuç dolusu pilot, bombardıman uçaklarını mahmuzlamayı başarabilmişti.

Amerikan 8. Müttefik Hava Kuvvetleri karargâhı bu saldırıdan dehşete düşmüştü. Yaşanan olayı gizledi ve mahmuzlama işinin kasıtlı olduğunu itiraf etmedi. Müttefik karargâhı mahmuzlama olaylarının ayrıntılı raporlarını yayınlamadı. Bunları ya acemi pilotların ya da ölmüş pilotların uçaklarının çarpması olarak açıkladı. Kendisi de bir Sonderkommando Elbe pilotu olan Fritz Marktscheffel  anılarında şöyle der: “Kayıtlarımıza göre 22-24 arası başarılı mahmuzlama saldırısı gerçekleşti.”

Sonuç olarak, Sonderkommando Elbe operasyonu istenilen hedefe ulaşamadı. Yaklaşık 1 ay sonra Almanya teslim olacaktı.

Bu operasyon uzun yıllar Almanya ve müttefikler tarafından kamuoyu ile paylaşılmadı. İntihar görevine çıkan Alman pilotlarla Japon kamikaze pilotları arasındaki tek fark, Alman pilotlarının yüzde 10'luk kurtulma şansı sebebiyle görevi intihar görevi olarak ele almıyor oluşlarıydı. Japon pilotları ise düşman gemi ve uçaklarına ölmek üzere çarpıyorlardı.

Attilâ DURAN