Uzaylılar piknik yaparsa!

Süleyman ERHARAT
Ankara Üniversitesi Bilim Tarihi Yüksek Lisans Öğrencisİ

Stanislaw Lem’i tenzih ederek, Doğu’nun en önemli bilimkurgucuları olarak nitelendirdiğim Arkadi ve Boris Strugatski kardeşlerin Uzayda Piknik adlı kitabını teşrih masasına yatırıyoruz.

Kısaca Strugatski biraderlerden bahsetmemek olmaz. Çok heyheyli ve zahmetli bir çocukluk yaşayan kardeşlerden Arkady, İngilizce ve Japoncaya hâkim bir tercüman, Boris ise bilgisayar mühendisi ve gökbilimci. Çocukluklarında Leningrad kuşatmasının içinde kalan (872 gün sürmüş ve bir buçuk milyona yakın insan ölmüştür), babalarını burada kaybeden iki kardeş için oldukça etkileyici kariyerler. Üstelik bunu bir süre sonra tam zamanlı yazarlıkla taçlandıracaklar, rejimle araları her zaman balkaymak olmasa da (en dikkat çekici romanlarından Yokuştaki Salyangoz 1966 yılında yazılmasına karşın, 1989’da yayımlanabilecektir) batı dünyasında da bilinen ve sevilen bilimkurgu eserlerini yazacaklardır. Batı bilimkurgusundan farklı olarak “space-opera” değil daha ayakları yere basan satırlar için kalem oynatan kardeşlerden Arkady 1991’de, Boris 2012’de bu dünyadan göçecektir.

Piknik na Obochine’yi 1971’de Ocak’tan Kasım’a kadar tefrikalar halinde yazarlar. Roman, Avrora edebiyat dergisinde, Modern Bilimkurgu Kütüphanesi yayınlarında ve Estonya Gençliği gazetesinde bölümler halinde okura sunulur. Bürokratik engeller ve çeşitli savsaklamalar sonucu kitap olarak Rusçada ancak (bir hayli değiştirilmiş olarak) 1980’de basılabilecektir. Gerçi 1990’da yazarlar, aslına yakın bir versiyonunu tekrar basacaklardır.  Bu sırada kitap 1977’de Roadside Picnic adıyla ABD’de yayımlanır. Sunuş yazısını da Theodore Sturgeon yazar. “İyi bilimkurgu, iyi romandır” diye başlayan bu sunuş yazısını, bilimkurgu okurlarının ıskalamaması gerekir. Tam tercümesi “Yolkenarı Piknik” anlamına gelen kitap 1984’te Maya Yayınlarınca, 1998’de Sarmal Yayınlarınca, 2014’te Nirengi Yayınlarınca ve nihayet en son olarak 2018’de İthaki Yayınlarınca yayımlanır. İlk çevirisinden bugüne kitabın adının Uzayda Piknik olarak kalması ise kanımca oldukça isabetli olmuştur (nedenini ise yalnız romanı okuyanlar anlayacaktır).

Önce şu cümleyi bir okuyup sindirelim, sonra romanın tanıtımına geçebiliriz. Konuşma Noonan (bölgedeki müteahhitlerden biri) ve Valentine (bölge hakkında çalışan bir bilim insanı) arasında geçmekte. Valentine “bölge” hakkındaki teoremini açıklamaktadır:

"Bir piknik. Gözünün önüne bir orman getir, bir kır yolu, bir çayır. Bir araba kır yolundan saparak çayıra giriyor, arabadan bir grup genç, ellerinde şişeler, yemek sepetleri, transistörlü radyolar ve fotoğraf makineleriyle çıkıyor. Ateş yakıyorlar, çadır kuruyorlar, müziği açıyorlar. Sabah olunca da gidiyorlar. Gece boyunca olup biteni dehşet içinde izleyen hayvanlar, kuşlar ve böcekler, saklandıkları köşelerden çıkıyorlar. Ne görüyorlar? Otlara dökülmüş benzin ve yağ. Etrafa saçılmış eski bujiler, kullanılmış filtreler. Paçavralar, yanmış ampuller ve unutulmuş bir İngiliz anahtarı. Gölün üzerinde yağ lekeleri ve tabii her zamanki abur cubur: Elma koçanları, çikolata kâğıtları,  kamp ateşinden arta kalan kömürleşmiş parçalar, teneke kutular, şişeler, birinin mendili, birinin çakısı, yırtık gazeteler, bozuk paralar, başka bir çayırdan toplanmış solgun çiçekler."

Bu betimlemeden sonra kısaca kitabın özetini vermeye çalışalım. Dünya dışı varlıklar, bir zaman yerküremizi ziyaret etmiş ve altı “bölge”de birtakım kalıntılar bırakıp ayrılmışlardır. Kalıntıların bulunduğu bölgede yaşam yoktur. Üstelik yaşama düşman birtakım bilinmezler vardır. Bu bölgeler tecrit edilmiş, etraflarında araştırma merkezleri kurulmuş, bilimsel olarak incelenmeye çalışılmaktadır. Sorun şudur: Bölgedeki tehlikeler, keşif görevlerini imkânsız kılmakta, içeri girenler dışarıya nadir olarak çıkabilmekte, robot/dronla yapılan keşif çabaları ise yetersiz kalmaktadır. İçeriden nadir olarak çıkarılabilen nesneler hem bilimsel hem ekonomik değeri olan parçalardır. Bu nesnelerin kıymetli olması nedeniyle bir karaborsa piyasası oluşmuştur. “Bölge ”ye girip çıkmayı önceleri hasbelkader daha sonra da yüksek sezgileri nedeniyle daha sık yapabilen kaçakçı hırsızlara “cambaz” denmektedir. Genellikle ziyaretten önce bölgede yaşayan bu cambazların geliri yüksek olmakla birlikte riskleri de hiç azımsanacak gibi değildir.

Yazının tamamı Bilim ve Ütopya'nın kasım 2018 sayısında!

Edebiyat
Etiketler
bilimkurgu
strugatsky