Bize Ulaşın

     

Ten renginin 50 tonu

“Afrikalılar koyu tenlidir” klişesini bilmeyen yoktur. Ama Güney Sudan’daki Dinkalı kardeşimizin rengi ile Güney Afrika’daki San kardeşimizin ten rengi bambaşkadır. O zaman, “koyu” derken kastedilen nedir? Cevap: Koskoca bir genelleme.

Gen mutasyonlarının ten renginin evrimindeki rolünü ortaya koyan yeni bir araştırma Science dergisinde geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Çalışma, farklı ten renklerinin dünyadaki izlerini de takip ediyor. Pasifik Adalarında yaşayan bazı yerlilerin koyu tenlerinin izi Afrika’ya dek izlenebiliyor. Avrasya’daki bazı yerlilerin de öyle… Gariptir ki, bu mutasyonlardan bazısı Avrupalıların açık ten renginden de sorumlu. Yani onların da izi Afrika’ya uzanıyor.

Araştırmacılar, Afrika’daki erken australopithecus atalarımızın tüylerle kaplı derilerinin büyük olasılıkla açık renkte olduğunda hemfikir. “Şempanzeyi traş ederseniz teninin açık renkte olduğunu görürsünüz” diyor Pennsylvania Üniversitesi’nden evrimsel genetikçi Sarah Tishkoff; kendisi aynı zamanda araştırmanın başyazarı. “Vücudunuz tüylerle kaplıysa, sizi ultraviyole ışınlarından koruyacak bir koyu tene ihtiyacınız yoktur.”

Koyu ve “açık koyu”

Şimdiye dek, yaklaşık 2 milyon yıl önce tüylerinden arınan insan teninin, cilt kanseri ve benzeri zararlı etkilere sahip ultraviyole ışınlarından korunmak için fazla oyalanmadan koyuya evrildiği düşünülüyordu. Afrika’dan çıkıp kuzeye yol aldıklarında da tenlerinin sınırlı güneş ışınına uyum sağlayarak açıldığı varsayılıyordu. Çünkü soluk ten rengi, zayıf güneş ışınına maruz kaldığında daha fazla D vitamini sentezleyebiliyordu.

Ama Tishkoff ve ekibi işin bu denli “ak ve kara” netliğinde olmadığını gösterdi. Araştırmacılar, Etiyopya, Tanzanya ve Botswana’dan 2092 kişi üzerinde cildin yansıtıcılığını ölçebilmek için ışık ölçer kullanmış. En koyu rengin, Mursiler ve Surmalar gibi Doğu Afrika halklarında olduğunu görmüşler. En açıkları ise Güney Afrika’daki San halkıymış.

Genetik araştırmaları için kan örnekleri de toplamışlar. 4 milyondan fazla tek nükleotid polimorfizmi (SNPs) dizilemişler. İlk sürpriz, Avrupa’ya aktarılan SLC24A5’in Doğu Afrika’da da yaygın olmasıymış. Ayrıca iki komşu gen olan ve Avrupalıların açık renk ten, saç ve göz renginden sorumlu HERC2 ve OCA2’nin Afrika’da ortaya çıktığını görmeleri de ekibi şaşırtmış. Afrika’da 1 milyon yıl gibi erken bir dönemde mutasyona uğrayan bu genler daha sonra Avrupa ve Asyalılara yayılmış.

En tuhafı da MFSD12 genindeki keşifleri olmuş. En koyu tenlilerde yüksek oranda gözlenen iki mutasyon yaklaşık yarım milyon yıl önce gerçekleşmiş. Yani bundan öncesinde atalarımız orta koyu ten rengine sahipmiş. Bu iki mutasyona Malinezyalılarda, Avustralya yerlilerinde ve bazı yerli gruplarında rastlanmış.

Çalışma, ırka dair eski ve “banal” görüşlerin önünü kesmesi açısından da önemli. “Ten rengi, insanları sınıflandırmak için kullanılamaz, tıpkı insan boyunu bunun için kullanmadığımız gibi” diyor Tishkoff.

Melda BAĞDATLI
Kaynak: kurius.ku.edu.tr