Aydınlanma

Marx’ın din konusundaki görüşleri

Marx, Aydınlanma geleneğini benimseyen bir düşünür olarak, bu geleneğin din konusundaki yaklaşımını genel çizgileriyle izler görünmektedir. Aydınlanma düşünürleri, dine, özellikle de dinin gerçek yaşamdaki organize biçimine son derece eleştirel yaklaşmaktadırlar. Ancak genel olarak bu din düşüncesinin ya da Tanrının kendisinin sorgulanmasından çok, din adına yapılan, akla aykırı uygulamaların sorgulanması biçimini almaktadır.

Marx ve modernite: Frankenstein’ın izinde

19. yüzyılda sosyolojinin kurucu babalarının en önemli sorunlarının başında modernleşme adı verilen büyük dönüşümün açıklanması ve buradan hareketle toplumsal değişmenin kanunlarının keşfedilmesi gelmekteydi. Comte’tan Spercer’e, Weber’den Durkheim’a kadar modernleşmenin birinci kuşak teorisyenleri olan ilk sosyologlar, batı toplumlarının yaşadığı toplumsal dönüşümün, dünyanın geri kalanı için de geçerli evrensel bir toplumsal değişme kanununu keşfetmeyi mümkün kılacağını düşünüyorlardı.

Marx ve enternasyonalizm

Marx, J. Weydemeyer’e yazdığı 5 Mart 1852 tarihli mektupta modern toplumda sınıfların varlığını ve sınıf mücadelesini keşfetme onurunun kendisine ait olmadığını belirtir. Burjuva tarihçileri Marx’tan çok önce sınıf savaşının tarihsel gelişimini, burjuva iktisatçıları ise sınıfların ekonomik yapısını açıkça ortaya koymuşlardı.

Aydınlanma’nın çöplüğe süpürdüğü bir sözdebilim: Astroloji

"Akıl ve bilim dediğimiz kavramların önem kazandığı Aydınlanma Çağı öncesinde astroloji yaygındı. Esasında ilk doğa felsefecileri de astrolojiyle ilgileniyorlardı. Kepler ve Newton en önemli iki örnektir. Ancak Newton’un bulduğu fizik kanunlarıyla dünyayı algılayış biçimimizi değiştirmesi bizzat kendisini son önemli astrolog haline getirdi... Bu sadece Newton’un prensipleriyle de ilgili değil: Doğa hakkındaki bilgimiz arttıkça; mantık, bilimsel yöntem gibi sahalarda gelişme katedildikçe bir deli saçması olarak görünmeye başlayan astroloji, ciddiye alınmamaya başlandı."