Bize Ulaşın

     

Rus Devrimi ve Fransız Devrimi

Rus Devrimi’nin dördüncü yıl dönümündeyiz. Kim derdi ki Devrim böyle başarılı olsun! Fransız Devrimi tam on yıl sürmüştü. Bonapart, kendi hırsları adına ancien régime’in idari kurumlarının çoğunu tekrar hayata geçirerek devrimi bir süreliğine durdurabilmişti; ancak yine de, devrimde kazanılan eşit yurttaşlık, ulusal malların geri satışının engellenmesi, senyörlüğün kökünden kazınması gibi sosyal hakları korumak ve garanti altına almak durumunda kalmıştı. Restorasyon döneminde bile, imtiyazlarından arındırılan bu sınıfa haklarını geri vermeye kimse cüret edemedi.

Rus Devrimi, Fransız Devrimi’ni tamamına erdirdi. Fransız Devrimi bireylerin teorik eşitliğini, yasa karşısındaki eşitliğini ilan etmekten öteye geçememişti. Miras yoluyla aktarılan ve mutlak olduğu varsayılan mülkiyet hakkı tarafından kutsanan ekonomik ve toplumsal eşitsizlikler ise oldukları yerde kalmışlardı. Bireyi her tür vesayetten kurtararak, onun inisiyatifini kısıtlayan, teşebbüsü frenleyen toplumsal prangaları kırarak, sınırsız ticari ve sınai özgürlüğü ilan ederek, kurumların ve sınıfların hiyerarşi engellerini yıkarak modern kapitalizmin doğuşuna zemin hazırlamıştı. Kandan ve topraktan gelen feodalizmin yerini para ve sanayi feodalizmi almıştı.

İşte Rus Devrimi bu yeni feodal rejimi yıkma görevini üstleniyor. Fransız Devrimi’nin saygıda kusur etmediği mülkiyet hakkı, miras hakkının kutsanması ve sınırsız piyasa özgürlüğü nedeniyle teorik eşitliğe nüfuz etmiş bulunan eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Fransızlar ruhban sınıfının mallarını ve soylu mültecilerin mülklerinin bir kısmını kamulaştırabilmişlerdi yalnızca. Ve bu kamulaştırma, kolektifin yararına kullanılmak şöyle dursun, açık artırmalara katılanların bireysel servetlerini artırmaktan başka bir işe yaramamıştı. Böylece zenginle yoksul arasındaki uçurum daha da büyümüştü. Yoksul kesim, malları istimlak edilen sınıflardan kendilerine düşen paya öfkelenmiş, Babeuf de bu mağduriyete yol açan yağmaya haklı olarak karşı çıkmıştı.

Ruslar ise eşitsizliğin kökünü kazımak için kolları sıvadılar. 1789’un ilkelerindeki teorik eşitliğin yerine asıl eşitliği koydular. Onlar da, vaktinde Babeuf’ün ve Eşitler’in Direktuvar yönetimi altında uygulayabilmek için nafile uğraştıkları çözümü; komünizmi benimsemişlerdi.

Eşitler Hareketi başarısız olmuştu, zira o çağda Fransızlar bireyci felsefenin etkisi altındaydı ve halkın ezici çoğunluğu, mülkiyet hakkından feragat edilmesine yanaşmıyordu. Ruslar ise başarılı oldular; çünkü ellerinin altında bir asırlık sosyalizm propagandası ve komünizme hazır Rus köylüleri (mujikler) vardı.  Tıpkı işçiler gibi köylüler de komünal kolektif mülkiyet anlamına gelen seküler mir rejimi sayesinde komünizmden kazançlı çıkacaklardı.

Babeufçülerin hayata geçirmeye çalıştığı proletarya diktatörlüğüne Bolşevikler’in de yeni devleti kurarken başvurmuş olması dikkat çekicidir. Bu diktatörlük bir başka deyişle geçici ve olağanüstü bir devrimci hükümettir; Konvansiyon’daki Dağlılar (Montanyarlar) da riskler ve tehlikelerle dolu 1793 yılında içerideki ve dışarıdaki düşmanı alt etmek için bu yönetim biçimini benimsemişlerdir. Başka bir yerde de açıkladığım gibi, Bolşevik Terörü Jakoben Terörünün öz evladıdır; aynı zorunlulukların neticesidir, aynı yöntemlerden ilham almakta, birbirine benzer amaçlar için neredeyse aynı yolu izlemektedir.

Albert MATHIEZ
Çeviri: Hazal SARAL

Yazının tamamı Bilim ve Ütopya'nın kasım 2017 sayısında!