Bize Ulaşın

     

"Tanrı bizi ister mi?" Tarihten bugüne Mısır

Onur Sinan Güzaltan’ın kitabının anımsattıkları
Tarihten güncele, dünden bugüne Mısır
Mısırbilimi kütüphaneler dolusu yazar ve araştırmacının çalışmalarıyla kaplı. Yeni kazı ve bulguların ise sonu gelmiyor...
Tutenkamon, Akhenaton, Nefertiti, Kleopatra gibi isimler Mısır Uygarlığının sembolleri olmuş. Arkeolog/Kazıbilimciler ve Mısır tarihi yazarları, firavunlar içinde II.Ramses’i öne çıkarıyor. Son dönem Mısırbilimciler içinde pek çok kitabın yazarı Christian Jacq, 5 ciltlik II.Ramses (İÖ 1301-1235) popüler kurgu romanları ile dünyada ve bizde ilgi yarattı.

Mısır-Roma İmparatorluğu, Kleopatra ile Cesar ve Antonyüs’ün aşkları hala toplumların belleğinde. Kleopatra, Roma yolculuğuna Akdeniz kıyılarına ve Anadolu sahillerine uğrayarak gidiyor. Kleopatra plajları, Efes limanı, Küçük Asya-Anadolu’daki izleri... Firavunların iktidar sürtüşmesinde Anadolu’ya sürgünler olmuş. Geçtiğimiz yıllarda yapılan arkeolojik kazılardan çıkan lahitler içinde Kleopatranın yakınlarının kemikleri var deniyor...

Antik Mısır uygarlığı Romalılardan sonra, tarih sahnesinden giderek çekiliyor.

Mustafa Kemal Mısır’da
Yakın tarihimizde bizden kimler gelip gitmemiş ki Mısır’a? Mustafa Kemal, 1911’de gazeteci Mustafa Şerif takma adını kullanarak Mısır’a gidiyor. Hastalanıyor, 15 gün İskenderiye’de kalıyor. Sonra Tobruk’a, oradan Derne’deki kuvvetlerin başına geçiyor, Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal olarak... (Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt:1, Sayfa:129, Kaynak Yayınları, İstanbul, Ekim 1998) Mehmet Akif , uzun yıllar gönüllü sürgün Kahire’de yaşıyor. 1936’da vatanında ölmek için dönüyor. (Mehmet Akif, Zeki Sarıhan, Kaynak Yayınları, İstanbul, Kasım 1996). Jön Türk Devrimi önderleri Kahire’de bulunuyorlar. İttihat ve Terakki Kahire’de şube açıyor. Kanuni Esasi ve Hak gazetelerini çıkarıyorlar. Halide Edip Adıvar 31 Mart gericiliğinin hedefi olunca vapurla önce Mısır’a, sonra Londra’ya gidiyor.

Nasır ve 6 Gün Savaşı
1967’de Araplarla İsrail arasındaki 6 Gün Savaşı yenilgisi üzerine Nasır istifa kararını duyurur radyodan. Mısır’da halk Nasır’a destek için sokaklara dökülür. Mısır sinemasının önde gelen yönetmeni Yusuf Şahin, Cezayir-Mısır ortak yapımı, Le Moineau (Serçe) filmiyle (1972) olayları ve halkın isyan çığlığını, Nasır’a çılgınca desteğini anlatır. Gene Arap dünyasının en etkili gazetesi El Ehram’ın başyazarı, Nasır’ın yakın dostu Muhammed Hasaneyn Heykel, 1967 savaşından Nasır’ın 1970 yılının eylül ayındaki ölümüne, 1973 Arap-İsrail Savaşı değerlendirmelerini ve olayların perde arkasını yazar. (1973 Arap-İsrail Savaşı ve Ortadoğu, M.Hasaneyn Heykel, Üçüncü Dünya Yayınları, Ocak 1977, İstanbul)

Mısır’dan çağdaş isimler
Yakın dönemde Mısır’dan, dünyaca tanınan değerler çıktı. Ünlü şarkıcıları Ümmü Gülsüm’ün sesi dünyada ve Arap aleminde yankılandı... Mimar Hassen Fathy, Mısır’da geleneksel mimariyi koruma ve modernleştirme ile halkın hizmetine sunma amaçlı çalışmalar yaptı. 1980 Alternatif Nobel Ödülü ile Aga Khan Mimarlık Ödülünü aldı... Yaptığı filmlerle, aldığı ödüllerle Mısır sinemasını dünyaya tanıtan Yusuf Şahin... Emperyalizme karşı Mao’nun Üç Dünya Teorisi savunucusu, Marksist düşünür, siyaset bilimci Samir Amin, 50’yi aşkın kitabın da yazarı... Aynı aileden Boutros Boutros Ghali, hukukçu, siyaset bilimci, devlet adamı, diplomat ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (1992-96). Ve 1988 Nobel Edebiyat Ödüllü Necip Mahfuz... Akla ilk gelenler…

Bugün Ortadoğu/Batı Asya
O zamanların Küçük Asyası’nda, bugün Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan, 80 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti var. Kilit ülke Türkiye, Avrasya Birliği’ne doğru gidiyor. Sümerlerin, Asurların yerinde şimdi Irak ve Suriye devletleri var. ABD emperyalizminin Büyük Ortadoğu Projesi’nin hedefindeki bölge ülkeleri, Amerika’nın Kürtlere Kukla Devlet 2. İsrail planına karşı mücadele sürecinde. Mısır 90 milyonluk varlığı ile Ortadoğu’nun ve Afrikanın önemli devletlerinden biri.

Belleğimizde Mısır’dan yankılar. Kahire Sokaklarında İsyan’ın genç yazarı ile tarihten güncele, dünden bugüne Mısır’ı konuşuyoruz...

Firavunların Antik Mısırı ile Hititler

Bilim ve Ütopya: Mısır, Ortadoğu/Batı Asya tarihinin, Küçük Asya-Anadolu uygarlıkları ile Mezapotamya-Sümerler, Pers-İran gibi en önemli uygarlık merkezlerinden biri. Mısır, tarih boyunca insanlığın ilgi odaklarından olmuş ve bizim yaşadığımız topraklarla Mısır arasında belirli tarihi aralıklarla ilişkiler hep süregelmiş. Akla ilk gelen ,Türk kavimlerinin de yaşadığı Anadolu’dan Hititler (Etiler). Mısır ile Hititler arasındaki sürtüşmeler Kadeş Meydan Savaşı’yla sonuçlanıyor. Taraflar askeri güçleriyle, bugünkü Suriye toprakları üzerinde savaşa tutuşuyorlar. Savaşın kazananı yok. Ardından tarihin ilk yazılı barış anlaşması yapılıyor MÖ XIII. yüzyılda, II. Ramses ile III. Hattuşili arasında. Anlaşmanın yazıldığı taşların bir nüshası Boğazköy’de bulunuyor, diğeri Mısır’da. Mısırlıların bu uzak tarihlerine bakışını nasıl gözlemledin?

Onur Sinan Güzaltan: Mısırlıların “Ummü’l Dünya”, dünyanın anası olarak isimlendirdiği Mısır, insanoğlunun tarihsel gelişiminde önemli bir yer tutuyor. Nil kıyısı, insanoğlunun avcı/toplayıcı kabilelerden yerleşik tarıma geçtiği önemli merkezlerden bir tanesi.

Mısır, yaklaşık 5000 yıllık bir medeniyetin üzerine oturmuş bir ülke. Bugün uygarlık olarak isimlendirdiğimiz ve merkezine de devleti yerleştirdiğimiz düzeni anlamak için bu ülkenin tarihini incelemekte yarar var.

İlk taş piramitlerin inşa edildiği Eski Krallık (MÖ 2613-2494) döneminde, iktidarın merkezileşmesiyle beraber, modern devletin ilk nüvelerinin atıldığı söylenebilir.

Bu süreç, yönetenler ve yönetilenler arasına kalın duvarların da örüldüğü bir süreç.

Kahire’nin yakınlarındaki El-Giza’da inşa edilen Keops, Kefren ve Mikerinos piramitleri, medeniyetin önemli yapı taşları olmasının yanı sıra iktidar erkinin, halk üzerindeki gücünün sembolleri olarak da tanımlanabilir.

Yine bu dönemde Firavunlar, Güneş Tanrısı Ra’nın oğulları olarak isimlendirilmeye başlanmış ve siyasi iktidar, dinle perçinlenmiştir.

Tarihi bir tesadüf olarak adlandırabiliriz; 1517 yılında Ridaniye Savaşı sonrası Kahire’ye giren Yavuz Sultan Selim, siyasi iktidarını, dini bir “titr” (unvan) olan halifelik makamıyla yine Mısır toprakları üzerinde taçlandırmıştı. Antik Mısır tarihi, özellikle devlet organizasyonunun tarihsel gelişimini anlamak açısından değerli bilgiler içeriyor.

Mısırlıların bu döneme bakışlarına gelince; Mısırlılar, İslamcı cenah haricinde, Firavunlar dönemini de kültürlerinin bir parçası olarak kabul ediyor. Kabul etmekten öte, içgüdüsel bir biçimde hayatın her alanında bu dönemle ilişkileri devam ediyor.

Kahire sokaklarında, Mısırlıların günlük hayatını gözlemlediğinizde, Firavunlardan bu yana akıp geçen zaman nehrinin bu şehre aktığını fark ediyorsunuz. Mısırlılar tarihleriyle bir arada yaşamaya devam ediyorlar. Örneğin Mısır’ın farklı bölgelerinde, bugün dahi Firavunlar dönemine benzer yöntemler kullanılarak ekmek yapılıyor… Yine sokakta, insanların ayaklarındaki sandaletlerin benzerlerini, Kahire Müzesi’nde camların arkasında görmeniz mümkün… Devlet ve halk arasındaki ilişkiye baktığınız zaman, ülkenin “Reis”inin aynı zamanda, Firavunlar döneminde olduğu gibi bir yarı Tanrı gibi saygı gördüğünü fark ediyorsunuz.

Kitabımın ismini de Mısır’da yöneten ve yönetilenler arasındaki bu ilişkiden yola çıkarak koydum; Mübarek “Yarı Tanrısını”, sonrasında Mursi’yi yıkarak bir günah mı işledik? Tanrı’nın buyruklarına karşı mı davrandık? Tanrı bizi ister mi?

Söyleşi : Gürler AKDORA

Söyleşinin tamamı Bilim ve Ütopya'nın ekim 2017 sayısında!