Bize Ulaşın

     

Muazzam katil: Peygamberdevesi karidesi

Peygamberdevesi karidesi, deniz kabuklularının Stomatopoda takımının genel adıdır. Bu canlı, karides denilmesine rağmen bir karides türü değildir, ıstakoz da değildir; peygamberdevesi ile bazı türlerin görüntüsü hariç hiçbir yakınlıkları yoktur. İsimlendirme sırasında canlıyı keşfeden bilim adamları bu takımın hayli renkli ve büyük türlerinden biri olan tavus kuşu peygamberdevesi karidesine rastlamış ve renk ve görüntü itibariyle benzettikleri diğer hayvanların ismini vermiştir ve bu isimler henüz değiştirilmemiştir. Eski dönemlerde Asur medeniyeti bu canlılara deniz çekirgesi derken, günümüz Avustralyalıları bu canlılara karides katili veya parmak yarıcı olarak da seslenmektedir.

Peygamberdevesi karidesleri boyları 15-30 cm arasında değişebilen (şimdiye kadar ölçülen en büyüğü 38 cm boyundadır) canlılardır. Genel olarak bakıldığında iki ana gruba ayrılırlar: Dikenliler ve kırıcılar. Dikenliler ön kollarında dikenli mızraklara sahiptir ve bunları avlanmak ve korunmak için kullanırlar. Kırıcılar ise daha gelişmiş ön kollar olarak iki tane hayli güçlü kıskaca sahiptir. İki grupta da saldırı şekli aynıdır: Kolun ön kısmı açılır ve ileri savrulur, mızrak durumunda bu saplamayı, kıskaçta ise güçlü bir darbeyi sağlar, kol kapandığında da kurban canlıya doğru sağlamca çekilir. Bazı kıskaçlıların kıskacının iç kısmı keskindir, bu sayede kıskaç kapandığında kesme işlemi de yapılabilir.

Şimdiye kadar anlaşılabileceği gibi, Stomatopodlar hayli gelişmiş avcılardır. Kırıcı grubunun bazı üyelerinin kıskaçları, özellikle tavus kuşu peygamberdevesi karidesinin, neredeyse 22 kalibrelik bir kurşun hızında kapanabildiğinden, hem sualtında kör edici bir ışık, hem de çok güçlü bir ses dalgası oluşturur, bu sayede avını ilk denemede yakalayamasa bile sersemletip kovalayabilir. Aynı gücün (yaklaşık 1500 Newton) bir de avın üstüne kapandığı düşünülürse, av kıskacın gücü tarafından vurulurken, bir yandan da muazzam hızın oluşturduğu baloncukların patlamasından da zarar görür. Tabi ki bu tür bir güç canlının kendisine de zarar verebilir, buna karşı canlının yüksek zırhlı bir kabuğu vardır. Bu kabuğun yapısı askeri araştırmalarda yeni kalkan teknolojileri için araştırılmaktadır.

Bu takımın bir diğer özelliği, gelişmiş gözleridir. Bu gözleri açıklamak için diğer canlılarla karşılaştırma yapmak gerekebilir.

Örneğin köpeklerde mavi ve yeşil rengi algılayan iki renk reseptörü bulunur. Bu sayı insanlarda kırmızıyla beraber üçe çıkar ve bizim görebildiğimiz tüm renkler, kırmızı, yeşil ve mavinin çeşitli kombinasyonlarıyla ortaya çıkan spektrum sonucudur. Kelebeklerde reseptör sayısı 5’e çıkar, bu diğer iki renk insan göz algısının dışındadır ve haliyle kombinasyonlar sonucu kelebekler insanların görmek bir yana beyinlerinin iş- leyemeyeceği renkler görür. Peygamberdevesi karideslerine gelindiğindeyse, kırmızı, mavi ve yeşille beraber, toplam 16 reseptör bulunur. Bunların 12’si renk algısı, 4’ü ise renk filtresi için kullanılır. Olasılıklar düşünüldüğünde, insan gözünün algılamadığı spektrumun aslında ne kadar geniş olduğu anlaşılabilir. Aynı zamanda bu canlıların bileşik gözleri kafaya tam anlamıyla bağlı değildir, bu sayede döndürülerek geniş bir açı izlenilebilir.

Takımdaki tüm türler renkli ve ilgi çekici değildir, ama olanları ticari olarak akvar- yum ticaretine girmiş durumdadır. Akvar- yum ortamında bakılmaları birkaç sebepten hayli zordur. Öncelikle, kendinden kü- çük tüm canlılara saldırma potansiyeline sahiptir. Bir yandan da kendisine yuva yapmak için canlı kaya denilen mercanlara zarar verebilmektedir. Çok fazla gözlemlenmese de, yüksek korumalı olmayan bazı camlara zarar verebildikleri, hatta bazı camları kırabildikleri kaydedilmiştir. Diğer yandan sayıları özellikle Vietnam’ın sıcak kıyılarında hayli çok olduğundan avlanmakta ve pek çok kültürün mutfağında da çeşitli şekillerde kullanılmaktadır.

Cem Batuhan Berkol

Bu yazı Bilim ve Ütopya'nın aralık 2013 sayısında yayımlanmıştır.