Bilim Tarihi

Mısır piramitleri nasıl inşa edildi?

Mısır teknolojisi büyük ölçüde Nil nehri tarafından belirlenmiştir. Sulama, hendek ve kanalların inşası, sel sularının denetlenmesi ve kullanılması en önemli mühendislik işleriydi ve bu teknikler devlet tarafından düzenleniyor ve yürütülüyordu. Devlet ise din adamlarıyla yakın ilişki içerisindeydi. Böyle olunca Mısır'da din örgütlenmesi ile denetlenebilen piramitler, dikili taşlar (obeliskler) gibi birtakım büyük yapılar ortaya çıktı.

Otomatik sistem denetimi: Sanayi Devrimi tarihinden iki dostun yakın paslaşması

James Watt’ın buhar makinesi güzel güzel çalışıyorken, bazen olmadık saçmalıklar yapıyordu. Makine birden artan bir biçimde sarsılarak hızlanıyor, kazanı patlıyor, tekerlek fırlıyor, bunlara benzeyen sebebi açıklanamayan arızalar oluşuyordu. Bu sorunların sebebinin geribesleme düzeneğinden kaynaklanabileceği sezinleniyor ama bir türlü tatminkâr bir açıklama getirilemiyordu. Bu sorun aslında denetim sistemlerinde en büyük sorun olan ve insanları yıllarca uğraştırmış olan “kararsızlık” (instability) sorunuydu.

Modern atom kuramı ve temelleri

Modern bilimin en önemli devrimci görüşlerinden biri, varlıkların atom adını verdiğimiz temel parçacıklardan oluştuğu düşüncesidir. Atom kavramı Antik Yunan'a kadar gider. Ne var ki, modern atom kuramında atomlar ölçülebilir parçacıklar olarak tanımlanmış olmasına karşın Antik Yunan atomcu düşünüşünde atomlar daha çok niteliksel olarak düşünülmüştür.

Evrim Kuramı'nın temellerini atan Orta Çağ İslâm bilim insanları

Evrim Kuramı'nın kurucusu Darwin olarak görülse de gerçekte onun ulaştığı sonuçların bir kısmı ondan önceki bilim insanları tarafından dile getirilmiştir. Evrim düşüncesine ilişkin ilk görüşlerin Anaksimandros'ta (M.Ö. 610-545) ortaya çıktığı birçok biyoloji tarihçisi tarafından kabul edilmektedir. Ona göre, insanlar önceleri suda, balıkların arasında oluşmuş ve kendilerine bakacak hale gelince karaya çıkmışlardır. Çünkü Yer önce denizle kaplıydı. Yeryüzünde ilk meydana gelen canlılar da suda yaşayan balıklar gibi yaratıklardı. İnsan da bu balığa benzer yaratıklardan türemişti.

Şark'ın büyük tabibi: İbn Sina

Azerbaycan’ın ünlü milli liderlerinden Ebülfez Elçibey’in kaleme aldığı bu makale pek çok bakımdan çarpıcıdır. Makalede Elçibey, “Marksist metodoloji tarihe yeni bir bakış açısı getirdi” saptamasını yapmakta ve “Şark medeniyeti” dediği İslam uygarlığının yükselişini tarihsel materyalist bir temelde tahlil etmektedir. Elçibey, Farabi ve İbn Sina’nın katkılarını hakkıyla verirken onların felsefi düşüncelerinin “dinler için korkunç” olduğunu söylerek bu iki büyük ismin gericilik için nasıl tehlikeli olduğuna işaret etmektedir.

Osmanlı Rönesans ve Reformu neden son bulmuştur?

Bu soru, muhtelif itirazlarla karşılaşabilir; birkaç örnek verelim:

“Rönesans ve Reform kelimeleri, XV. ve XVI. yüzyıllarda İtalya başta olmak üzere Hıristiyan âleminde yaşanan belirli gelişmeleri simgelemek için kullanılır… Bir İslâm İmparatorluğu olan Osmanlı Devleti’nde bu süreçlerden hiçbirine rastlanmaz ki böyle bir adlandırma yerinde olsun!”

“Bütün toplumlar aynı süreçlerden geçmek ve Rönesans ve Reform yaşamak mecburiyetinde değildirler; dolayısıyla böyle bir yaklaşım, Batı merkezcil (oryantalist) bir yaklaşımın eseridir.”