Bize Ulaşın

     

Avrasya’nın ilk hükümdarı Attilâ ve Hunlar

Bilim ve Ütopya: Avrupa Hunlarının kökeni hangi kavimdir? Tam olarak nereden ve hangi olaylar sonucu Batı’ya göç etmiş ve Kavimler Göçü olarak bildiğimiz dalgalanmaya sebep olmuşlardır? Avrupa Hunlarının kökenini Orta Asya’dan başka yerlere ve başka kavimlere dayandıran yazarların bu iddialarının sebebi nedir? Günümüzde bu iddialar çürütülmüş müdür ve elde edilen bulgular sonucu bir fikir birliğine varılmış mıdır?

Ali Ahmetbeyoğlu: Bugün Avrupa Hunlarının kökeni dendiği zaman, etnik tartışmadan daha çok, bir farklılaşma, bir kültür ve medeniyet ayrışması ve bunun etrafında oluşan mücadeleler belirleyici olmuştur. Bugün ciddi kaynaklar bazında çalışan tarihçilerin genel kabulü Avrupa Hunlarının Asya Hunlarının devamı niteliğinde olduğudur. Zaten Avrupa Hunlarında hükümdar ailesinin aidiyetine ve kökenine bakıldığı zaman bu net olarak görülmektedir. Ayrıca bugünkü ana hatlarıyla Pannonia (Macaristan) bölgesinden Çin Seddi’ne kadar olan geniş coğrafyada -ki burası Hun arkeoloji coğrafyasıdır- Macaristan’da bulunan bir buluntunun kökeni bizi Asya Hunlarının coğrafi merkezine kadar götürmektedir; sanat, üslup, tarz vs. incelemesinde.

Ayrıca batı ve doğu kaynaklarının, özellikle Çin ve Latin kaynaklarının az sayıda bilgilerinin mukayesesi de Avrupa Hunlarını Asya Hunlarına bağlamıştır. Şöyle ki, 350 yıllarına bakıldığında olaylar anlatılırken Hunların Alanları mağlup etmesi meselesi önemlidir. Burada Çin kaynakları Alanları mağlup edenin Asya Hunları olan Hiung-nular olduğunu kaydeder. Batı Romalı Marcellinus ise olayları Hunlar etrafına kurarak Hunların Alanları mağlup ettiğini söyler ve Alanların Hunların önünden kaçtığını anlatır. Bu ve Hunların sahip olduğu bilinen az sayıda ismin kökeni gibi unsurlar üst üste konulduğu zaman Avrupa Hunları Asya Hunlarına götürülür.

Neden batıya göçmüşlerdir? Özellikle MS. 220’li yıllardan sonra Kuzey Hun Devleti’nin çökmesi ve sona ermesi üzerine Orta Asya coğrafyasında Orta Asya’yı kuşatan bir siyasi üst çatının olmaması, ekonomik zorluklar, iklimsel koşullar, coğrafi meseleler, iç mücadeleler gibi unsurlar Hunların bir kolunu Kazakistan bozkırları üzerinden batıya sevk etmiştir. Burada şunu belirtmek gerekir: Şahsi kanaatim gereğince, Hunların batıya göçü hareketli bir devlet disiplini içerisinde olmuştur. Macera arayan bir göç hareketi değil, planlı programlı ve çeşitli boyların katıldığı bir göç hareketidir. Hun sülalesi, Hun boyu, nasıl adlandırırsak adlandıralım, bu göçün sevk ve idaresinde bir devlet disiplini uygulamışlardır. Kaynaklardan ve sınırlı sayıda bilgilerden anladığımız kadarıyla Kazakistan bozkırlarında gidecekleri güzergâh ve yerler hakkında ciddi malumat elde etmişlerdir.

Toparlayacak olursak, Avrupa Hunları ana noktada ve daha sonra devletleşme sürecinde kurucu unsur olarak Asya Hunlarının devamıdır. Asya Hun hükümdar ailesinin devamı niteliğindedir. Devlet felsefesi, kültürel unsurlar gibi Türk devletlerini birleştiren hadiselere bakıldığında Avrupa Hunları, Asya Hunlarına bağlanır. Burada bir konu, Kazakistan bozkırlarından hareket ederkenki devletin ilk aşamasında bir boylar birlikteliği vardır; her boy kendi boy beyinin idaresindedir. Ancak karar alma sürecinde, herkesi ilgilendiren konularda, bir savaşta, bir tehlike anında idare Hun sülalesinindir. Onların etrafında birleşilmiştir.

Göç güzergahı ve tercihler

Kazakistan bozkırları geçildikten ve Alan ülkesi fethedildikten sonra Don kıyılarına gelindiğinde şöyle bir tartışma gerçekleştirilmiştir: Tamamen Karadeniz’in kuzeyine mi yönelinecek yoksa Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya mı girilecek? Tarihler tartışmalıdır; 390 yılları, 400’lü yılların başı ya da daha erken tarihler verilmektedir.

Söyleşi: Gökalp Çiftcioğlu

Söyleşinin tamamı Bilim ve Ütopya'nın ekim 2017 sayısında!