Antik dönemde bankerlik ve noterlik

Tarih

Noterlik mesleğine ilişkin yazılı belgelere Eski Çağ’ın çeşitli dönemlerinde rastlanır. Örneğin, Sümerolog Veysel Donbaz, Kayseri yakınlarında M.Ö. 2. binyılın ilk çeyreğine tarihlenen Kültepe (Kaniş/Neşa) yerleşim yerinde ele geçen bazı çiviyazılı belgelerdeki sözleşmelerin noter tasdikli olduğundan bahseder.(1) Bankerlerin aynı zamanda noterlik yaptıklarına ilişkin bilgiler ise daha çok Antik Dönem (M.Ö. 6. yüzyıl sonrası) belgelerinde yer alır.

Antik Dönem’de banka büroları iş dünyasının buluşma noktaları olmuştur; banka yöneticisi sık sık alışveriş anlaşmalarında aracı ve şahit konumunda bulunmuştur. Onun huzurunda makbuzlar düzenlenmiş, ihtilaflı meblağlar ve sözleşmeler ona emaneten bırakılmıştır. Bu şekilde bankerler, özellikle de Mısır’da, dürüst/güvenilir noterler haline gelmiştirler.(2)

Noterlik görevi de yapan bankerlere Eski Yunan’da trapezites enthesmos denirdi.(3) Enthesmos sözcüğü, “yasalara, hukuka uygun” anlamına gelmekteydi.(4) Roma’daki noterler “tabellio” olarak adlandırılmaktaydı.(5) Bunlar “yasal belgeleri hazırlayan kişilerdi.”(6) Şüphesiz tüm bankerler asıl işlerinin yanı sıra noterlik yapmamaktaydı, içlerinden bazıları bu konuda uzmanlaşmış ve yetkili kılınmışlardı. Bankerlerin noterlik yapmalarında etken olan iki unsurdan biri, toplumda kendilerine duyulan güven, diğeri de ekonomideki etkin konumları nedeniyle banker mekânlarının insanların sıkça uğradıkları yerlerden biri olması, burada çeşitli anlaşma ve sözleşmelerin yapılmasıydı. Örneğin Plautus’un Amphitryon (Amphitruo) adlı oyununun başkişisi olan Amphitryon, şehirde Naukratos’u ararken uğradığı işyerlerini sayar ve ”Her yanı dolaştım: çarşıda aradım, sarraflarda aradım” der (III. Perde V. Sahne).(7)

Roma’da yüzyıllar boyunca sözleşmeler genellikle sözlü olarak yani stipulatio yapılmıştır. Stipulatio, tarafların iradelerini sözlü bir şekilde belli kelimeler kullanarak beyan etmeleriyle, bir soru ve cevaptan meydana gelen sözlü bir akitti.(8) Üç şahidin huzurunda yapılan sözlü anlaşmalar tabellio belgesi ile eşdeğerde işlem görmüştür. Sözlü anlaşmaların, yerini yazılı hukuki metinlere terk etmesi ancak zaman içinde gerçekleşmiştir.(9)

“Ticari hayatın gelişmesi, sosyal yaşamın daha düzenli hale gelmesi, taraflar arasında sözleşme ilişkilerinin gelişmesi sonucunda Roma toplumunda devlet adına belge düzenleyen, muhasebe defterleri tutan ve buna benzer idari ve kamu hizmeti yapan, kendine bunu meslek edinmiş bir grup ortaya çıktı. Bu kişilere yazıcı (scriba) denmekteydi. Scriba terimi aynı zamanda, librarius anlamında, edebi yönden iyi yazı yazan kişiler için de kullanılmaktaydı. Daha sonra, sözleşme, vasiyetname ve benzeri hukuki belgeleri düzenleyen, devlet adına (mahkemelere veya senatoya bağlı) çalışan kişilere de yazıcı dendi.

“Cumhuriyet döneminin sonlarında, M.Ö. 1. yüzyılda ve Cicero döneminde, bu kayıtların tutulmasını kolaylaştırmak için yeni bir sistem geliştirilmişti. Buna göre, notae tironinae denilen çeşitli işaretler ve kısaltmalar kamunun kullanımına girdi.(10) Bu yöntemi kullanan köle ve azatlılara ise, notarius dendi.(11) Notarius, kelime anlamı olarak, söylenilen şeyleri aynen ama çeşitli kısaltmalar kullanarak yazan kişi anlamına gelmekteydi.(12) Zamanla notarius terimi, imparator sekreteri veya eyalet valisine bağlı çalışan, kayıtları tutan özel seçilmiş bazı kişiler için de kullanılmaya başlandı... Bu kişilerin... yanında, onlara yardım etmekle görevli, hukuki belgelerin kaydını tutan köle ve azatlılar çalışırdı.”(13)

Roma’da yazılı sözleşmeler, tabula veya tabella denilen yazı levhalarına kaydediliyordu. Sonradan noterlerin tabellio olarak anılması bu yazı levhaları nedeniyle olmuştur. Tabellio’lar zaman içinde, şahitlerce onaylanan ve tarafların da imzasını taşıyan belgeler düzenlemeye başladılar, ki böylece tüm işlemler bittiğinde, taraflar, kendilerini, yaptıkları hukuki işlemle bağlamış oluyorlardı. Sözleşme ve tutanaklar şahitler huzurunda imzalanıyordu.(14) Roma’da kişiler arasında, vasiyetname düzenlenmesi, toprak paylaşımı gibi özel işlemler, kural olarak kamuya bağlı olmayan, tabellio denilen ve tamamen profesyonel çalışan bu kişiler tarafından düzenlenmekteydi. Tabellio’ların yaptıkları işlemler instrumenta publica sayılıyordu. Instrumenta publica, daha itibarlı ve kabul edilmiş olduğundan instrumenta private’den farklıydı. Önceleri, kişiler arasındaki özel işlemler hukuken kayıt altına alınmıyordu ve ispat açısından sorunlar çıkıyordu. Bu yüzden bunların, kayıt altına alınması ve kamu arşivlerinde saklanması gerekliliği doğdu. Böylece, bu belgeler kaydedilip bir yerde muhafaza edilerek, tam ispat varakası olan instrumenta publica haline geldi. Tabellio’ların ayrı bir çalışma büroları olmadığından, genellikle, büyük meydanlar ve pazar yerleri, onların çalışma mekânlarıydı. Zamanla, tabellio’ların sayısı ve önemi arttı. Görevleriyle ilgili düzenlemeler kanunla yapılıyordu.(15)

Tabellio yanında, belirlenmiş kurallar çerçevesinde çalışan kişilere ise katip, yazıcı anlamında tabularius, amanuensis veya notarius denilmekteydi. Örneğin, bir kişiye ait malların ve değerlerin dökümüne (envanter) ilişkin düzenlemeler yapılırken, mutlaka bir tabularius’un orada hazır bulunması gerekliydi. Bu şekilde birden fazla düzenlemenin yapılması halinde ise, en az iki tabularius’un işlem sırasında orada hazır bulunma şartı vardı.(16) Notarius’lar, özel kişilerin işlerinin yanı sıra magistra ve hukukçular için de hukuki kısa yazılar düzenleyebiliyorlardı. Ancak tabularius, amanuensis veya notarius’lar tek başlarına kamusal yetkiye sahip değillerdi. Bunların düzenlediği belgelerin tabellio tarafından onaylanması gerekmekteydi.

Iustinianus zamanında, noterler, prototabellio denilen bir başkan etrafında toplanmış bir birlik haline geldiler. İmparator Constantinus’un yeniden yapılandırması sonucu, noterler kendi görevlerinin dışında imparator tarafından bazı önemli kamusal işlerde de görevlendirildiler ve bir imparatorluk kurumu oldular.(17)

Bugünkü çağdaş noterliğin temellerinin Roma’daki tabellio’lara dayandığını söylemek mümkündür. Ancak tabellio ile tabularius, notarius, amanuensis ve scriba terimleri farklı dönemler içinde birbirlerinin yerine kullanılmış terimlerdir. Bundan dolayı aslında bu terimlerin birbirinden tam olarak ayrılması mümkün görülmemektedir.(18)

Sonuç olarak, noterlik mesleğinin ilk başlarda bankerlikle bir bağı olmazsa da, Eski Yunan ve Roma dünyasında, bazı bankerlerin aynı zamanda noterlik de yaptıkları, ancak noterliğin daha sonraki dönemde sadece bu işle uğraşan yetkili şahıslarca yürütüldüğü söylenebilir.

 

Dipnotlar

  1. Söz konusu noter tasdikli çiviyazılı kontrat (Envanter No. Kt 89/k 369) Veysel Donbaz tarafından Nimet Özgüç’e Armağan kitabında (TTKB, Ankara 1993, s. 143-44) yayımlanmıştır.
  2. B. Laum, a.g.y.
  3. E. Ziebarth, “Trapeza”, RE (Pauly-Wissowa-Kroll Real-Encyclopädie d. class. Altertumswissenschaft), C. 12, s. 2194-2207.
  4. W. Gemoll, Griechisch – Deutsches Schul- und Handwörterbuch, 9. baskı, 1997.
  5. Oxford Latin Dictionary, (Yay. Haz. P. G. W Glare), New York 2000 (‹lk baskısı 1982).
  6. Ulpianus, digesta 48.19.9.4.
  7. Plautus, Çömlek ve Diğer Oyunlar –Çömlek, Amphitryon, Buğday Kurdu, Çifte Bakkhis’ler, Urgan-, İstanbul, 1974, s. 123-124.
  8. S. Di Marzo, Roma Hukuku, İstanbul 1954, s. 376 vd. Stipulatio sözcüğünün “pazarlık, vaad, taahhüt” gibi farklı anlamları da bulunmaktadır, bkz. S. Kabaağaç ve E. Alova, Latince / Türkçe Sözlük, İstanbul, 1995.
  9. Yrd. Doç. Dr. S. G. Ceylan, “Noterliğin Doğuşu- Roma Hukukunda Noter”, Türkiye Noterler Birliği Hukuk Dergisi, S. 135.
  10. Bu yöntemin, Cicero’nun sekreteri M. Tullius Tiro tarafından, Cicero’nun konuşmalarını kaydetmek amacıyla bulunduğu düşünülmektedir.
  11. J. C. Brown, “The Origin and Early History of the Office of Notary”, The Juridical Review. V.: 47 No:4, Edinburg, 1935, s. 210; J. Cranstoun, A Notary of England, Londra, 1913, s. 2; Cranstoun, notae denilen kısaltmaları kullanan köle ve azatlılar için notarius terimin kullanıldığını üstüne basarak belirtmiştir. Aktaran Ceylan, a.g.y.
  12. Brown, a.g.y., s. 210; İmparatorluk Dönemi başlarında actuarii, notarii, cursores, logographi terimleri benzer ifadeler için kullanılmaktaydı. Aktaran Ceylan, a.g.y.
  13. Ceylan, a.g.y.
  14. H. J. Roby, Roman Private Law in the Times of Cicero and of the Antonines, V.II, New Jersey, 2000, s. 12; aktaran Ceylan, a.g.y.
  15. Ceylan, a.g.y.
  16. Brown, a.g.y., s. 216; aktaran Ceylan, a.g.y.
  17. Cranstoun, a.g.y., s. 5; aktaran Ceylan, a.g.y.
  18. Ceylan, a.g.y.

Erkan ILDIZ
Arkeolog

Bu yazı Bilim ve Ütopya'nın ağustos 2013 sayısında yayımlanmıştır.