Christopher Nolan Odysseia filmi, vizyona girmeden akademi dünyasında geniş çaplı bir tartışma başlattı. Variety’nin haberine göre; “The Oxford Critical Guide to Homer’s Odyssey” kitabının editörü Joel P. Christensen’in başını çektiği 17 kişilik bir grup -Homeros uzmanları, arkeologlar, tarihçiler, hatta aralarına katılan bir diş hekimi- geçtiğimiz Perşembe akşamı özel bir gösterimin ardından bir araya gelip filmi saatlerce tartıştı.
Christensen’e göre kendisi filme en başta oldukça temkinli yaklaşmış, çevresindeki akademisyenlerin filmden bu kadar etkilenmesine kendisi de şaşırmış. Uzun bir değerlendirmenin sonunda vardığı yargı kısa ve net: “Bu, Homeros’un Odysseia’sı değil. Bu, Nolan’ın Odysseia’sı.” Christensen’e göre film, kaynak metinle birebir kıyaslanarak değil, kendi bağımsız ölçütleriyle değerlendirilmeli.
17 Akademisyen Christopher Nolan’ın Odysseia Filmi İçin Ne Dedi?
Tartışma tek bir konuda toplanmadı. Nolan’ın tek gözlü dev Polyphemos’u -Matt Damon’ın canlandırdığı Odysseus’un gözünü kör ettiği Kyklop’u- sessiz bir karaktere dönüştürme kararından, filmin “dil”i doğrudan bir tema olarak nasıl kullandığına kadar geniş bir yelpazede ilerledi. Bu şaşırtıcı değil: Odysseia, edebiyattan tarihe, arkeolojiden dilbilime kadar pek çok disiplinin ortak konusu.
New Mexico Üniversitesi’nden klasik filoloji profesörü Monica Cyrino, akademik ilginin boyutunun kariyerinde eşi benzerini görmediği bir şey olduğunu söylüyor. Cyrino’ya göre bu ilgi, 2000’lerin başındaki “Gladiator” furyasından bile büyük: Film vizyona girmeden yüzlerce akademik makale kaleme alınmış durumda.
Christopher Nolan Odysseia filmi bu ilginin bir kısmını teknik yönden de besliyor: Yapım, tamamen IMAX kameralarıyla çekilen ilk uzun metraj film unvanını taşıyor ve Nolan’ın önerdiği 70mm IMAX gösterimlerinde ilk beş haftanın biletlerinin yüzde 95’inden fazlası şimdiden tükenmiş durumda.
“Woke” Tartışmalarına Akademisyenler Ne Diyor
Christopher Nolan Odysseia filmi, vizyona girmeden aylar önce zaten bir kültür savaşı tartışmasının parçası olmuştu: bazı çevreler, Lupita Nyong’o ve Elliot Page’in de aralarında olduğu kadroyu ve prodüksiyon tasarımını “woke” bulup bunun Odysseia’nın geleneksel olarak bağlandığı Miken dünyasına aykırı olduğunu savundu.Ama Variety’nin görüştüğü klasik filologlara göre akademik dünyadaki tartışmayı asıl tetikleyen bu değil. Üstelik Christensen tabloyu tersine çeviriyor: Ona göre film kadın karakterlere görece dar bir alan tanıyor, ırklar arası birlikteliklerin kurgulanış biçimi de “ilerici” değil, aksine geleneksel bir örüntüyü tekrarlıyor. Yani “çok woke” eleştirisinin tam tersi bir okuma da mümkün — ve akademisyenlere göre bu, kadronun renginden çok daha ilginç bir tartışma.
Tarihsel doğruluk kaygısı da beklenenin aksine akademisyenleri pek meşgul etmiyor. Antik dünyayı konu alan hiçbir Hollywood yapımının tam anlamıyla tarihe sadık kalmadığı, kalamayacağı zaten biliniyor; her uyarlama kendi çekildiği dönemin beklentilerini de beraberinde taşıyor. Kaldı ki Tunç Çağı Doğu Akdenizi’nin kendisi, bugün sıradan bir izleyicinin tahmin edebileceğinden çok daha “karışık” bir dünyaydı: Anadolu, Mısır, Girit ve Yunan anakarası arasında deniz yoluyla yoğun bir ticaret ve nüfus hareketliliği vardı — yani filmin çok kültürlü kadrosu, aslında dönemin gerçekliğine iddia edildiğinden daha yakın durabilir.
Prodüksiyona yönelik eleştiriler bambaşka bir eksende ilerliyor: parlak görünümlü Truva Atı’ndan, Benny Safdie’nin canlandırdığı Agamemnon’un Tunç Çağı’ndan çok bir süper kahraman zırhını andıran kostümüne kadar. Christensen’e göre akademisyenler bu detaylardan hiç rahatsız olmadı, çünkü Odysseia’nın kendisi zaten farklı tarihsel katmanları iç içe taşıyan, zamandışı bir metin.

Her Kuşak Kendi Odysseia’sını Yazar
Filmin akademide bu kadar rahat karşılanmasının arkasında, klasik filolojinin çok daha eski bir tartışması yatıyor. Harvard’dan Gregory Nagy’nin hatırlattığı gibi Odysseia sözlü bir gelenekten doğdu; dolayısıyla modern anlamda tek bir “orijinal” versiyonundan söz etmek zaten mümkün değil. Bu görüş, 1795’te filolog Friedrich August Wolf’un öne sürdüğü ve döneminde büyük tartışma yaratan bir teze kadar uzanır: Wolf’a göre Homeros metinleri tek bir yazarın değil, kuşaklar boyunca aktarılıp yeniden düzenlenen “bütün bir halkın” ürünüydü.
Bu da Odysseia’yı, tanımı gereği sürekli yeniden yazılan bir metne dönüştürüyor. 18. yüzyılda Alexander Pope’un çevirisi destanı “kibar görgü kuralları” üzerinden okurken, Richmond Lattimore 1960’larda orijinal Yunancanın ritmini ve biçimsel kalıplarını koruma derdine düştü — bugünün öğrencilerine artık oldukça “arkaik” gelen bir çeviri bıraktı geride. Son yıllarda öne çıkan Emily Wilson çevirisi ise metni, kadınların ve toplumun bastırılmış kesimlerinin destan içindeki yerini merkeze alarak yeniden okuyor.
Stanford’dan Richard P. Martin’in vurguladığı gibi, bunların hiçbiri “yanlış” değil; çünkü zaten “doğru” tek bir çeviri ya da uyarlama yok. New York Üniversitesi’nden Laura Slatkin, Nolan’ın senaryosunu bu bakımdan yaklaşık 3.000 yıllık bir zincirin “en yeni ezgisi” olarak tanımlıyor — Variety’nin ödüller editörü de bu senaryonun önümüzdeki yıl Akademi Ödülleri’nde uyarlama senaryo dalında aday gösterilmesini bekliyor.
Bu satırlar, daha önce sitemizde yayımlanan Penelope’den Odysseus’a mektup yazısında ele aldığımız noktayla da örtüşüyor: Odysseia, yüzyıllardır her dönemin kendi sorularıyla yeniden yazdığı, yaşayan bir metin.
Akademisyenlerin Ortak Noktası: Merak, Heyecan ve Bazı Eleştiriler
Tennessee Üniversitesi Knoxville’den doçent Justin Arft, genel havayı meraklı ama eleştirel bir heyecan olarak özetliyor: Akademisyenler filmin çıkardığı, değiştirdiği unsurlara takılmak yerine bunu bir sanat eseri olarak tartışmayı tercih ediyor. Yine de eleştiri tamamen yok değil — Martin ve Christensen başta olmak üzere bazı isimler, Nolan’ın destanın “incelikli” ahlaki katmanlarını görsel ihtişamın (özellikle uzun tutulan Truva’nın düşüşü sahnelerinin) gölgesinde bıraktığını düşünüyor.

Christopher Nolan Odysseia Filmi Hakkında Bilinenler
Interstellar, Dunkirk, Inception ve Oscar ödüllü Oppenheimer‘ın yönetmeni Christopher Nolan, kariyerinde ilk kez doğrudan bir antik edebiyat klasiğini beyazperdeye taşıyor. Başrolde Odysseus’u Matt Damon canlandırıyor; kadroda Lupita Nyong’o ve Elliot Page de yer alıyor, Agamemnon rolü ise Benny Safdie’ye emanet edilmiş.
Bu ölçekte bir bütçe ve oyuncu kadrosuyla çekilen Christopher Nolan Odysseia filmi, hem stüdyo hem akademi için riski yüksek bir bahis. Yukarıdaki tartışma, bu bahsin fikir dünyası açısından şimdiden karşılığını verdiğini gösteriyor.
Homeros’un Odysseia’sı Neden Hâlâ Bu Kadar Güçlü?
Odysseia, yaklaşık 2.700 yıl önce sözlü gelenekte şekillenmiş, dünya edebiyatının kurucu metinlerinden biri. Truva Savaşı’nın ardından Ithaka Kralı Odysseus’un yurduna dönüş yolculuğunu anlatan destan; sürgün, kimlik, sadakat ve insanın doğayla mücadelesi üzerine kurulu bir metin olarak da okunabilir.
Destanın arka planındaki Truva Savaşı’nın bugünkü Anadolu topraklarında geçtiğini hatırlatmakta fayda var. Bu coğrafya, çoğu zaman sahiplenildiği gibi yalnızca Hellen-merkezci bir mirasa değil, çok daha karmaşık bir kültürel katmanlaşmaya ait.
Odysseia’nın yüzyıllar boyunca sayısız kez yeniden yorumlanması da bu yüzden tesadüf değil: James Joyce’un Ulysses‘inden Coen Kardeşler’in O Brother, Where Art Thou? filmine kadar pek çok eser, destanın izleğini kendi çağına taşıdı. Nitekim antik Akdeniz’in denizcilik kültürü üzerine sitemizde yer alan bu yazıda ele aldığımız gibi, Odysseus’un yolculuğu tamamen kurgusal değil; döneminin gerçek denizcilik pratiklerinden de besleniyor.
Sonuç: Klasikler İçin Beklenmedik Bir Reklam mı?
Cyrino, akademisyenlerin filme yönelik eleştirilerini gayet iyi anladığını söylüyor; ama ona göre asıl mesele filmin klasik filolojiye kısa ve uzun vadede sağlayacağı fayda. Beşeri bilimler ve özellikle klasik filoloji bölümleri dünya genelinde bütçe kesintileriyle boğuşurken, bir bölüm başkanı olarak kendi sözleriyle “bu yıl Yunanca derslerimin dolup taşacağına garanti” veriyor.
Bu iyimserlik boşuna değil ama düşündürücü de: 2.700 yıllık, sözlü gelenekten doğma bir destana bir stüdyonun bu ölçekte bütçe ayırması; klasik metinlere duyulan ilginin çoğu zaman üniversite bütçelerine değil piyasanın o anki iştahına bağlı kaldığı bir tabloyu da gözler önüne seriyor. Christopher Nolan Odysseia filmi vizyona girdiğinde geniş izleyici kitlesinin tepkisinin akademisyenlerinkiyle aynı olacağını söylemek güç. Ama bir şey şimdiden kesin: Bu uyarlama Homeros’un metnini silmiyor, ona -iyisiyle kötüsüyle- yeni bir katman ekliyor.
Bu yazı, Variety’de Antonio Ferme imzasıyla yayımlanan “The Odyssey”: What Academics Are Saying About Christopher Nolan’s Epic başlıklı haberdeki açıklamalardan yararlanılarak hazırlanmıştır. Homeros’un destanı hakkında daha fazla bilgi için Britannica’nın Odysseia maddesine göz atabilirsiniz.



