Boş

Toplam: 0,00 ₺

Osmanlı’da Sanayileşme Düşüncesi

19. yüzyıla girerken Osmanlı ekonomisi Avrupa’nın gerçekleştirmiş olduğu Sanayi Devrimi’nin olumsuz etkileriyle yüzleşmeye başlamıştı. Teknoloji alanında kendisini yenileyemeyen Osmanlı’nın mevcut sanayi kolları, devrimin yaratmış olduğu yeni ekonomik koşullara ayak uyduramamış ve gerilemeye başlamıştı. Osmanlı yöneticileri bu durum karşısında tedbir olarak sanayileşmeye yönelmiştir. İlk olarak III. Selim (1789-1807) ile başlayan sanayileşme girişimleri, daha sonra II. Mahmut (1808-1839) döneminde de devam etmiştir. Tanzimat Dönemi ile birlikte de sanayinin geliştirilmesine yönelik belirgin çalışmalar yapılmıştır.

Yenileşme hareketi ve sanayileşme
Osmanlı Devleti’nin 18. yüzyıldan itibaren Avrupa karşısında yaşadığı kayıplar Osmanlı’nın Avrupa’ya uyum gösterme çabalarına başvurmasına neden olmuştur. Başlangıçta askeri alanla sınırlı kalan bu çabalar 19. yüzyılda Osmanlı ekonomisinin bozulmasının ardından ekonominin güçlendirilmesine de yönelmiştir. Bu yüzyılda Osmanlı ekonomisinin güçlendirilmesi tarımın yanında ticaret ve sanayinin geliştirilmesi çabaları ile desteklenmiştir. Sanayinin geliştirilmesi adına devlet askeri amaçlı üretim yapan fabrikalar kurma yoluna gitmiştir. Bu fabrikalar Avrupa’daki Sanayi Devrimi’nin temsilcisi olan buhar gücünün kullanıldığı ilk tesisler olmuştur. Sanayi tesislerinin açılmasının yanında Hariciye Nezareti’ne bağlı olarak Ziraat ve Sanayi Meclisi kurulmuştur. Meclis başkanı Nuri Efendi, Fransa ve İngiltere’nin ekonomik faaliyetleri üzerinde incelemeler yapmış ve gerekli gördüğü uygulamaların mecliste tartışılmasının yolunu açmıştır. Bu doğrultuda meclis, güçlü ekonominin Avrupa kurumlarının örnek alınmasıyla sağlanabileceğini savunmuştur. Meclise daha sonra eğitim-öğretim çalışmaları da dâhil edilmiş ve adı Umur-u Nafia olarak değiştirilmiştir. Meclis-i Umur-u Nafia Layihası olarak adlandırılan bildiride meclis, eğitimin sanat, ticaret ve sanayinin geliştirilmesindeki rolünden söz etmiştir. Dolayısıyla sanayileşme düşüncesi eğitimi de kapsayan çok yönlü bir program olarak uygulanmak istenmiştir. Bu program dâhilinde sanayileşme düşüncesi mevcut fabrikaların genişletilmesiyle birlikte devam etmiştir. Başlangıçta yalnızca ordunun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik üretim yapan fabrikalar yeni tesislerle güçlendirilmiş ve zamanla piyasaya yönelik üretim yapar hale getirilmiştir. 1810’da kurulmuş olan Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası, bu dönemde yeni tesisler eklenerek genişletilen fabrikalardan biri olmuştur.

Cemre UĞURAL
Ankara Üniversitesi DTCF Bilim Tarihi Anabilim Dalı

Yazının devamı Bilim ve Ütopya Ekim sayısında…