Boş

Toplam: 0,00 ₺

Lozan Gerçeği ve Gericiliğin Martavalları

Lozan son süreçte siyasi bir hamle olarak gündeme geldi; kamuoyu Musul konusunda hazırlandı. Ancak ideolojik olarak sık sık tartışmaya açılan bir konu Lozan. Lozan’a ilişkin uydurulan efsanelerin arkasındaki niyet ne? Lozan neden gericilerin hedefinde?
Doğal bir şey onların saldırması. Atatürk devrimlerine karşı oldukları için görevleri zaten karşı çıkmak, beğenmemek, hatta yerin dibine batırmak. İşte Kadir Mısıroğlu örneğin; hezimet olarak değerlendiriyor. Bir sürü de kitabı var; Lozan zafer mi hezimet mi diye. Kadir Mısıroğlu Hakikaten pek tuhaftır; fes giyiyor falan.

Lozan’a saldıranların Sevr’in bir hezimet olmadığı konusunda hemfikir olduklarını görüyoruz. Neden Lozan’a düşmanlık ederken Sevr’e sahip çıkıyorlar?
Akıl dışı bir inat. Sevr’in berbat bir şey olduğu, iki kere iki dört eder gibi bir gerçek. Sevr korkunç bir şey. Benim bir makalem var; Haluk Ülman armağanında çıktı. O yazımda ufak bir araştırma yaptım; yazarlar, bilim adamları Sevr’i nasıl değerlendiriyor. Hepsi bunun çok ağır bir antlaşma olduğunu kabul ediyor.
1. Dünya Savaşı’na son veren birtakım antlaşmalar yapılıyor. Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan’la çeşitli barış antlaşmaları imzalanıyor. Ağır antlaşmalar bunlar; bilhassa Almanya’yla yapılan Versailles Antlaşması’nın ağırlığı yüzünden 2. Dünya Savaşı’nın çıktığı da genel kabul gören görüşlerden biridir. Sevr ise ağır değil, yok edici. İdam fermanı sözü boşuna söylenmemiş. Sevr uygulansaydı Anadolu’da Türklük herhalde kalmayacaktı; çünkü topraklara el koymakla kalmıyorlar, karikatür gibi bir devlet çıkıyor ortaya. Maliyesi tamamen dış kontrole bağlı. Maliye Komisyonu diye bir komisyon var; bir İngiliz, bir Fransız, bir de İtalyan üyeden oluşuyor. Bütçeyi onlar yapıyor, vergi kanunlarını onlar yapıyor, uygulamalara onlar nezaret ediyor. Osmanlı maliyesi yok yani.

Duyun-u Umumiye’de oluşturulmak istenen altyapının çok daha fazlası diyebilir miyiz?
Duyun-u Umumiye bir kısım vergi gelirinin borç ödemeye özgülenmesi olayı sadece. Tabii, büyük bir müdahale. Bir ülkenin iç işlerine büyük bir müdahale ama Sevr’de maliye kalmıyor ortada. Maliye tamamen yabancıların eline geçiyor. “Küçük bir Osmanlı devleti ama iyi bir maliye politikasıyla kendini toparlardı falan” deseniz, öyle bir umut da yok. Ordusu yok ayrıca. 50.700 kişilik bir silahlı kuvvet kalıyor. Jandarma yani. Oradaki “700”, saray muhafızı. Her şeyi hesap etmişler yani. Jandarma düzeyinde bir kuvvet bırakmışlar. Deniz kuvveti sahil güvenlikten ibaret. Öte yandan subayların belli bir kısmı, yabancı subay olacak. Hatta Harp Okulu’nu da kapatıyorlar sanırım. Şimdikilerin yaptığı gibi.

Prof. Dr. Sina AKŞİN
Söyleşi: Hazal SARAL

Söyleşinin devamı Bilim ve Ütopya Kasım sayısında