Bize Ulaşın

     

İnsanın biyolojik evrimi: Kronobiyoloji

Bugün “Fizyolojinin Kopernik’i” diye anılan Miguel Servet (1511-1553) şöyle diyor: “Bu dünyada herhangi bir gerçek yok; sadece gerçeğin gelip geçen gölgeleri var.”

Servet, insanlığa ve bilim dünyasına bıraktığı armağanlarla önemle anılmakta. Ne ki kendisinin ödediği bedeller çok acı olmuş. İlkin, Hıristiyan inancının temelini oluşturan kutsal üçlemeye inanmayı ret ediyor ve akıl çağına erişmeden yapılan vaftize de karşı çıkıyor. Sonra, Engizisyon için yeterince ağır olan günahlarını, cürette sınır tanımayarak daha da geliştirmeye devam ediyor. Kanın hareketsiz bir sıvı olmadığını, vücudu dolaşarak akciğerlerde temizlediğini kanıtlamaya kalkışması, yaşamının odun ateşinde yakılarak sonlandırılmasına yol açıyor.

Servet’in tümcesinin anlamını çözebilmek için, yola başka bir kapıdan çıkmak da gerekiyor.

Gerçeğin gerçekliğine kısa bakış...
 “Kestirimlere bakılırsa, kadın erkek ayırımı yapılmaksızın erişkin bir insan bedeni 7 trilyon x trilyon (7x10+24) atoma sahip. Yani bedenimizin en küçük yapı taşı olan milyarlarca hücrenin asal yapısı bu atomların bileşkesinden oluşuyor. ‘Dünyadaki insan toplamının atom bileşkesi nedir?’ diye sorulacak olsa, yedi buçuk milyarlık dünya ahalisinin bedeni içinde, 7 trilyon x trilyon x 7,5 milyar (5.25x10+34) atomun hareket halinde olduğunu saptamak için sıradan bir çarpma işlemi yapmak da yeterli oluyor.”

Bitki, hayvan ve diğer cansız doğaya ilişkin atomların, bu toplamın içine dahil olmadığını da buraya not düşmek gerekiyor.

“Gün 24 saat. Başka bir hesaba göre, 1440 dakika veya 86400 saniyede bir yeni bir güne kavuşuyoruz. Günü kıpırdamadan yatakta geçirmeye kalksak bile, esasen dünyanın kendi ekseni etrafında, her dakikada 12 ve her saniyede 0,2 ve güneş etrafında da her dakikada 1770 ve her saniyede 29,5 kilometre hızıyla bizler de yer değiştirip duruyoruz. Yani kesintisiz bir hareket halindeyiz.”

“Bu arada becerdiklerimize bakılırsa, soluk havası olarak ciğerlerimize çektiğimiz oksijenin 4,5 gramını da bir dakikada metabolize ediyoruz. Ne olmuş yani demeyin; bu zaman aralığında metabolize olan oksijen atomunun sayısı bir küsur katrilyona denk düşüyor. Hücresel kimyadaki bu sürgit çözülme ve sentezlemeyle geçen her kırk yıllık bir ömürden geriye de vücudun kütlesini oluşturan atomların neredeyse tümünün değişmiş olması kalıyor. Yani, bir başlangıç dönemine göre beraber yola çıktığımız atomlarımızın tümünü yenileyerek ve aslında bir başka ‘ben’ ya da ‘kendi’ olarak ahir ömrü tamamlamaya doğru yol alıyoruz.”

“Bunları ben uydurmuyorum. İnsanın biyolojik doğasının bilimi olan ‘fizyoloji’nin yalancısıyım. Başka bir gerçeklik de kozmik olarak gezegenimizle beraber devinirken, zamanın mikro saniye gibi her bir parçacık kesrinin içinde, moleküler değişimimiz de bize hiçbir zaman bir dakika önceki kişi olmadığımızı sürekli öğretip duruyor.”

Prof. Dr. Nurettin ABACIOĞLU
Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji ABD

Bu yazının tamamını Bilim ve Ütopya'nın ağustos 2017 sayısında okuyabilirsiniz...