Ülkemizde uzay ajansı hazırlıkları ve düşündürdükleri

Prof. Dr. Sıtkı Çağdaş İnam
Astrofizikçi, Başkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

Uzay ve havacılık ajansları, 2. Dünya Savaşı sonrası soğuk savaş atmosferinin ortaya koyduğu siyasi kutuplar arası rekabetten gücünü alan uzay ve havacılık çalışmalarını koordine etmek üzere kurulmuştur. Soğuk savaş sonrasında da bu alanlardaki politikaları belirleme, fonlama ve koordinasyon görevlerini sürdüren bu ajanslar, bilim ve teknolojiye yön vermeye devam etmektedir. Ülkemizde böyle bir ajansın kurulma hazırlıklarının sürdürülmesi memnuniyet verici olsa da uzayda söz sahibi olabilmemiz için bilimi ve bilimsel eğitimi öne çıkaran uzun vadeli kapsamlı politikaların vazgeçilmez olduğu unutulmamalıdır.

Dünyada soğuk savaşla birlikte başlamış uzay ve havacılık çalışmaları, o dönemlerden günümüze değin hükümetlerce kurulmuş uzay ajansları tarafından yönlendirilmekte ve koordine edilmektedir. Günümüzde ülkeler ya da ülke birliklerince kurulmuş 38 kadarı “Uzay Ajansı” olarak adlandırılan 70 civarında uzayla ilgili çalışmalar yapan enstitü ve kurum bulunmaktadır [1].  Bu kurumlar arasında NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı – ABD), ESA (Avrupa Uzay Ajansı – 22 Avrupa Ülkesi), JAXA (Japonya Uzay Araştırma Ajansı), Roskosmos (Devlet Uzay Etkinlikleri Kuruluşu – Rusya) gibi bilim ve teknolojinin pek çok alanında ulusal ve uluslararası ölçekte çalışma ve işbirlikleri yapan kurumlar olduğu gibi ülkeler arası bilimsel ve teknolojik koordinasyonu hedefleyen COSPAR (Uzay Araştırmaları Komitesi) ve UNOOSA (birleşmiş Milletler Uzay İşleri Ofisi) gibi oluşumlar da yer almaktadır. Listede bulunan kurumların hatırı sayılır bir kısmı ise ulusal ölçekte kurulmuş, belli bilimsel ve teknolojik alanlardaki çalışmalara yoğunlaşmış ajans ve enstitülerdir.

 

Türkiye uzay çalışmalarının neresinde?

Türkiye’nin uzayla ilgili çalışmaları yeni başlamış değildir. Bu çalışmalar, uygulama ağırlıklı konulardan temel bilim konularına kadar uzanan geniş bir yelpazeye sahiptir. Burada dikkat çeken iki alanda –özellikle son yıllarda- neler yapıldığına kısaca göz atmak faydalı olabilir: Uydu teknolojileri ve Astronomi-Astrofizik.

Ülkemizdeki ilk ticari uydu çalışmaları, 1990’lu yıllarda Türksat haberleşme uydularıyla başlamıştır [2]. Halen Türksat tarafından aktif olarak işletilen 3 haberleşme uydusu (Türksat 3A, Türksat 4A, Türksat 4B) bulunmaktadır [3]. Türksat’ın uydu işletimi ile ilgili deneyimi önemli olmakla birlikte söz konusu uyduların yerli bir üretim ve tasarıma sahip olmamaları önemli bir eksiklik olarak değerlendirilebilir. Türksat’ın bundan sonraki uydularında yerli araştırma ve geliştirmeye ağırlık vermeyi planlaması bu eksikliği giderebilecektir [4].

Haberleşme uydularının yanı sıra ülkemizin uydu alanındaki diğer kayda değer çalışma alanı yer gözlem (uzaktan algılama) uydularıdır. Yer gözlem uyduları, haritacılık, istihbarat, şehircilik ve çevre gibi faaliyetlerde kullanılmak üzere yeri gözleyen alçak yörünge uydularıdır. Ülkemizin ilk yer gözlem uydusu, 2003 yılında yörüngeye yerleştirilen TÜBİTAK UZAY (Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü) tarafından projelendirilmiş BİLSAT uydusudur [5]. Yine TÜBİTAK UZAY tarafından –yıllar geçtikçe tasarımları ve üretimlerindeki yerlilik oranları artan- RASAT [6] ve GÖKTÜRK-2’de [7] ülkemizin yer gözlem uyduları tecrübesinin önemli göstergeleridir.

Astronomi-astrofizik alanındaki çalışmaları temelde iki farklı alanda inceleyebiliriz. Birinci alan Dünya’mızın dışında diğer gökcisimleri ve genel olarak Evren’i anlama çalışmalarını kapsayan temel bilim çalışmaları diğer alansa bu temel bilim çalışmalarının altyapısıyla ilgili (gözlemevi, algılayıcı, optik sistem vb.)  çalışmalardır. Tüm bu çalışmaları özetleyen ve tanıtan bir derleme çalışmasına geçtiğimiz Eylül ayında Türk Astronomi Derneği tarafından başlanmış ve konuyla ilgili bir ilk sürüm belge meydana getirilmiştir [8].

Ülkemizde Astronomi ve Uzay Bilimleri, Uzay Bilimleri ve Teknolojileri bölümleriyle bazı Fizik ve Fizik Mühendisliği bölümlerinde sürdürülen Astronomi ve Astrofizik faaliyetlerinin başlangıçta üniversitelerimize ait mütevazi teknik imkanları olan gözlemevlerindeki optik bant gözlemsel astronomi çalışmalarıyla başladığını söyleyebiliriz. Daha sonraları 1997’de TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin (TUG) hizmete girmesiyle gözlemsel çalışmaların hacmi ve niteliği de artmıştır [9]. Gözlemsel imkanlar önümüzdeki yıllarda yeni teleskoplarla imkanları artacak TUG, radyo astronomisi alanında Türkiye’de ilkleri gerçekleştiren Erciyes Üniversitesi’nin [10] başlattığı radyo astronomi altyapısının daha da geliştirilmesi ve Erzurum’da yakın kızılötesi astronomisi alanında Dünya’nın önemli teleskoplarından birine ev sahipliği yapacak DAG (Doğu Anadolu Gözlemevi) ile birlikte daha da gelişecektir [11,12].

Astronomi ve astrofizik alanında; ülkemizdeki gözlemsel çalışmaların yanı sıra kozmolojiden nötron yıldızlarının iç yapısına, Güneş fiziğinden yıldız ve gökada evrimine kadar pek çok farklı konuda ses getiren kuramsal çalışmalar da sürdürülmektedir. Ayrıca hem kuramsal hem de gözlemsel çalışmalarda diğer ülkelerle iş birlikleri yapılmakta, bu ülkelerin bilim insanlarıyla ortak çalışmalar yürütülmekte ve uluslararası iş birlikleriyle elde edilen gözlem verilerinden yararlanılmaktadır. Ülkemizde ne kadar farklı alanlarda ve ulusal - uluslararası işbirlikleriyle çalışmalar yapıldığını daha iyi anlamak için 2015 ve 2016’da ODTÜ’de ve Atatürk Üniversitesi’nde gerçekleştirilmiş son iki Ulusal Astronomi Kongresi programlarına bakmak yeterli olacaktır [13,14].

 

Türkiye Uzay Ajansı kuruluyor

Birkaç yıldır kurulma hazırlıklarının hızlandığı bilinen Türkiye Uzay Ajansı’yla ilgili kanun tasarısı geçtiğimiz aylarda TBMM Başkanlığına sunuldu [15]. Ülkemizin, uzay ve havacılıkla ilgili yetişmiş insan ve altyapı potansiyelinin geliştirilmesi ve bu potansiyelden daha etkin yararlanılabilmesi için böyle bir kurumun oluşturulmak istenmesi olumludur. Söz konusu kurumun ülkemizin uzay ve havacılıkla ilişkili politikalarında belirleyici rol oynayacağı ve bu alanlarla ilgili temel bilim ve mühendislik çalışmalarını koordine edeceği söylenebilir.

Türkiye Uzay Ajansı’nın kurulmasıyla ilişkili haberde ajansın kurulma amacıyla ilgili dikkat çeken bazı maddeler şöyle sıralanabilir:

 

  • Dışa bağımlı olmayan rekabetçi sanayinin geliştirilmesi,
  • Uzay ve havacılık alanında bilimsel ve teknolojik altyapıyla insan kaynaklarının geliştirilmesi ve böylece kapasite ve yeteneklerin artırılması,
  • Uydu, uzay ve hava araçlarının geliştirilmesi amacıyla yerli veya yabancı tüzel kişilerle  işbirlikleri için anlaşmalar yapılması,
  • Uzayın yanı sıra okyanuslarla ve kutuplarla ilgili çalışmaların da koordine edilmesi.

 

Amaçlara giden yola dikkat

Türkiye Uzay Ajansı’nın amaçlarını başarıyla gerçekleştirebilmesi ve etkin çalışabilmesi için sadece ajans ve ajans tarafından koordine edilen kurumlarda çalışanların çabalarının yeterli olmayacağını belirtmek gerekir.

Ajansın, dışa bağımlılığı azaltmak için sanayiye destekler vermeyi hedefleyeceği öngörülebilir. Ajans, Kamu-Üniversite-Sanayi-İşbirliği (KÜSİ) stratejilerini [16] yakından takip etmeli, üyeleri ve paydaşlarıyla birlikte aktif olarak il valiliklerince düzenlenen KÜSİ çalışma grubu toplantılarına etkin olarak katılarak sanayicileri ve üniversiteleri uzayla ilgili teknolojiler geliştirmeleri konusunda cesaretlendirebilmelidir. Her ne kadar sivil çalışmalar gerçekleştirmek amacıyla kurulacak olsa da ajansın gerekli hallerde savunma sanayi ile ilgili ileri teknolojik çalışmalar yapan firmalarla yakın ilişkiler kurması yararlı olacaktır.

Bilimsel ve teknolojik altyapının geliştirilmesi ve yerlileştirilmesi için sanayinin desteklenmesi gerekli olsa da bu tek başına yeterli değildir. Yüksek teknolojiler geliştirmek ve ileri düzeyde bilimsel araştırmalar yapmak için iyi eğitilmiş insan gücüne ihtiyaç duyulduğu açıktır. Bu nitelikli insan gücü, ancak STEM (ya da FeTeMM) olarak adlandırılan fen bilimleri, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki eğitime ağırlık verilerek yetişebilir.

STEM alanlarındaki eğitimle ilgili pek çok sıkıntımız olduğu kanaatindeyim. Ayrıntılı olarak başka bir yazıda incelenmeyi hak edecek kadar ciddi sıkıntılardır bunlar: Daha ilköğretimden başlayarak bu alanlarla ilgili derslerin “zor” ve “anlaşılmaz” olduğuna dair bir önyargıdan tutun da öğrencilerin test sınavlarına ve bu sınavların dayattığı ezberlenen kalıplara hapsedilerek analitik düşünmeyle ilgili hiçbir alışkanlık edinememelerine varıncaya kadar eğitimle ilgili dağlar kadar sorunumuz olduğu açıktır. Üstelik bu sorunlara rağmen müfredatla ilgili çalışmaların sorunları gidermekten ziyade, daha çok günlük politika tartışmalarıyla şekillendirilmeye çalışıldığına dair bir izlenim edinmek pek de zor sayılmaz.

Üstelik sorun sadece müfredat da değildir: Biz çocuklarımızı ve gençlerimizi STEM alanlarında eğitim almaya ne kadar teşvik edebiliyoruz? Onları motive edebilecek önlemleri yeterince alabiliyor muyuz? Daha da önemlisi bu alanlarda eğitim alan gençlerin ne kadarını hak ettikleri koşullarda istihdam edebiliyoruz? Üstelik analitik düşünmeyi, sorgulamayı ve gerekirse itiraz ederek daha iyiyi önerebilmeyi öğretebiliyor muyuz ya da öğretiyorsak da bu kazanımlarını kullanabilecekleri bir düşünce iklimini sağlayabiliyor muyuz?

Türkiye Uzay Ajansı ile birlikte eğitim politikalarımızı mutlaka gözden geçirmeli, günlük politikalarla eğitimde iyi düşünülmeden kararlar alınmamasına özen göstermeli ve bilimi rehber edinen bir anlayışı önde tutmalıyız. Gençlerimizi mutlaka STEM alanlarına yönlendirecek önlemler almalıyız: Bu önlemler arasında, eğitim görenlere burs sağlanması, bu alanların ilköğretimden başlanarak çocuk ve gençlerimize tanıtılması ve belki her şeyden önemlisi bu alanlardaki yaratıcılığı özendirecek kültürel bir iklimin topluma hâkim kılınması olabilir.

 

Uzay çalışmalarının görünürlüğü

Ülkemizde uzay ile ilgili çalışmaların daha “görünür” olabilmesi ve böylece toplum tarafından daha iyi anlaşılarak takdir edilebilmesi de yeni kurulacak ajansın işini kolaylaştıracaktır. Bu bağlamda, halkla ilişkiler (PR) faaliyetlerinin de etkin olarak ajans tarafından koordine edilmesi faydalı olacaktır. Böylece ulusal ve uluslararası ölçekte bilim insanları ve kurumlarımızla ilgili başarılar daha görünür olabilir. Halkla ilişkiler faaliyetleri açısından NASA ve ESA gibi büyük ve köklü ajansların haber bültenleri ve yayınlarından faydalı örnekler çıkarılabilir [17,18].

Uzay çalışmalarının görünürlüğüyle ilgili olarak NASA örneğine daha ayrıntılı bakabiliriz. NASA, soğuk savaşın sürdüğü dönemlerde; Ay’a insanlı araç göndermesi, Mars yüzeyine başarılı inişler gerçekleştirmesi ve Güneş Sistemi’nin daha iyi anlaşılması amacıyla uzay araçları göndermesi gibi projeleri için gereken bütçeyi Dünya’daki çift kutupluluktan kaynaklanan rekabet ortamına borçludur. Öte yandan 1990’larla birlikte NASA’nın projelerini sürdürebilmesinin ardında yatan temel nedenlerden birinin 7’den 77’ye halkla yakın ilişkiler kurması olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Günümüzde de Güneş Sistemi’nde yaşam arayışları ve Güneş Sistemi’nde insanlı uçuş planları, Güneş Sistemi dışında yıldızlarının etrafında yaşanabilir bölgelerdeki ötegezegenlerin keşfi ve benzeri pek çok proje, fonlanabilmelerini halkın ilgisine borçludur.

Bu bağlamda, bilim ve teknolojiyle ilgili meraklı kişileri bir araya getiren dernek ve topluluk gibi oluşumlar da çok faydalıdır. Bir ülkede, ne kadar çok amatör astronom, hobi elektronikçisi, amatör telsizci vb. varsa o ülkede uzay bilim ve teknoloji daha çok gündemde kalır ve önemsenir. Aynı şekilde üniversitelerimizde de konuyla ilgili mesleki ve amatör öğrenci topluluklarının yönetimlerce teşvik edilmesi ve bu topluluklara gerekli olanakların sunulması, üniversite öğrencilerinin uzayla ilgili konulara ilgilerini sıcak tutmak açısından yarar sağlayacaktır.

 

Kaynakça:

[1] https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_government_space_agencies

[2] https://www.turksat.com.tr/tr/uydu/turksat-uydu/omrunu-tamamlamis-uydular

[3] https://www.turksat.com.tr/tr/uydu/turksat-uydu/uydularimiz

[4] http://www.hurriyet.com.tr/turkiyenin-uzaydaki-filosu-genisliyor-40297234

[5] http://uzay.tubitak.gov.tr/tr/uydu-uzay/bilsat

[6] http://uzay.tubitak.gov.tr/tr/uydu-uzay/rasat

[7] http://uzay.tubitak.gov.tr/tr/projeler/gokturk-2

[8] http://www.tad.org.tr/turkiyede-astronomi

[9] http://www.tug.tubitak.gov.tr/tug_hakkinda/tanitim_brosuru/tug_brosur.pdf

[10] http://uzaybimer.erciyes.edu.tr/

[11] http://dag-tr.org/Wiki/AnaSayfa

[12] http://dag.atauni.edu.tr/

[13] http://uak.info.tr/2016/Program

[14] http://uak.info.tr/2015/Program

[15] http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turkiye-uzay-ajansi-kuruluyor/758677

[16] http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/06/20150627-16-1.pdf

[17] https://www.nasa.gov/socialmedia

[18] http://www.esa.int/For_Media
 

Bu yazı Bilim ve Ütopya'nın nisan 2017 sayısında yayımlanmıştır. 

Astronomi
Etiketler
uzay
uzaybilim
astronomi