Aydın Sayılı'nın ardından

Yavuz Unat
Kastamonu Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi

Türkiye’de bilim tarihi araştırmalarının geçmişi on dokuzuncu yüzyılın sonu ile yirminci yüzyılın başlarına kadar geri gitmekle birlikte, Sâlih Zeki Bey ile Adnan Adıvar gibi bilim insanlarının yapmış oldukları çalışmalar sonucunda, yavaş yavaş tanınmaya ve sevilmeye başlamış, üniversite içine girmesi ve öğretimin bir parçası olması içinse Sayılı’yı beklemek gerekmiştir. Türkiye’de bilim tarihi çalışmaları akademik olarak Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı tarafından kurulmuştur.

Tıp tarihçimiz Prof. Dr. Aykut Kazancıgil, Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı’nın mesleki alandaki hizmetinin üç temel özelliğini şöyle belirtmektedir:

1. Sayılı, memleketimizde Bilim Tarihi’ni meslek olarak seçen ve bu konuda doktora yapan ilk kişidir.

2. Uzun yıllar Ankara Üniversitesi, Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmış, bilim tarihi dalında geniş bir kadro yetiştirmiştir.

3. Yayınları ile Türk Bilim Tarihini dünyaya tanıtmıştır.

Sayılı, Ortaçağ İslâm Dünyası’nda Müslümanların ve özellikle de Türklerin bilimsel yapıtlarını filolojik bir biçimde yayımlama çalışmalarını sistemli bir biçimde başlatmıştır. Böylece İslâm bilim tahindeki gelişmeleri birincil belgelerden yararlanarak inceleme ve yorumlama imkânı sağlayan edisyon kritik yapma geleneğinin temellerini atmıştır. Sayılı’nın neredeyse bütün ömrünü bu konudaki çalışmalara adadığını söyleyebiliriz.

Ayrıca Sayılı, Türklerin bu alanda öncü rol üstlendikleri gibi 12. Yüzyıl Rönesansı olarak adlandırılan ve Doğu’dan Batı’ya bilimsel ve kültürel birikimin ve etkinin geçişini tanımlayan dönemde bu birikimde önemli rol oynayanlar arasında Hârezmî, Fârâbî, Beyrûnî ve İbn Sinâ gibi Türk asıllı bilim insanlarının da bulunduğunu göstermiştir.

Sayılı, Atatürk gerçeğini, Atatürkçülüğün özünü, Aydınlanma Hareketimizi, en doğru biçimde kavramış ve anlatmış bilim insanlarımızdandır. Onu Atatürk’e bağlayan düşünsel temel öğeler, Türk ulusuna ve Türkiye’ye tükenmez sevgisi ile bilime ve akla sarsılmaz güvenidir. O, Türkiye’ye ve ulusuna olan sevgisini eylemiyle kanıtladı. Sayılı, Atatürk’ün manevi mirasçılarından biriydi. Atatürk’ü ve Atatürk’ün bilim üzerine görüşlerini yaymak maksadıyla birçok makale kaleme aldı. 1983 yılında Atatürk Kültür Merkezi başkanlığı görevine getirildiğinde Türk aydınlarını ve gençleri Atatürk’ün aydınlık yoluna yöneltmek üzere çalışmalara girişti.

Sayılı sadece İslâm Dünyası’nda yapılan bilimsel çalışmalar üzerinde değil diğer uygarlıkların da bilimsel katkılarını araştıran yayınlar yaptı. Bu alanda yazmış olduğu çeşitli eserlerde, bilimin insan faaliyetleri arasında sanıldığının aksine çok daha erken ortaya çıktığını ve felsefeden eski olduğunu iddia etti. Genel olarak kuramsal bilimlerin Antik Yunan’da doğduğu kabul ediliyordu ve bu gelişimi karşılamak üzere “Yunan Mucizesi” kavramı kullanılıyordu. Ancak Sayılı, eserlerinde Antik Yunan öncesinde de bilim olarak adlandırılmaya değecek nitelikte çalışmaların olduğunu bu alanda yapılmış çeşitli araştırmaları kaynak vererek gösterdi. Özellikle Sümerlilerin kökenleri meselesine ilgi duydu ve Sümerlileri Türk bilim tarihi açısından değerlendirmeye çalıştı.

Sayılı, Türkçe üzerinde uzun zamandan beri hararetli bir şekilde yapılan tartışmalara da katıldı. 1978 tarihinde Türkçenin bilim dili olabilmesi için neler yapılması gerektiği konusundaki görüşlerini “Bilim ve Öğretim Dili Olarak Türkçe” adlı kapsamlı makalesinde yayımladı. Sayılı’ya göre Türkçenin gelişmesi için, bilim ve öğretim dili olarak kullanılması gerekiyordu. Yabancı dil çok iyi öğretilmeliydi ama yabancı dille öğretim yapılmamalıydı.  Ayrıca çağdaş bilimlerin bütün terimleri mümkünse Türkçe köklerden karşılanmalıydı. Bu bir metni anlamayı kolaylaştıracaktı.

Sayılı’nın Türkçenin geliştirilmesi ve bilim diline dönüştürülmesi doğrultusundaki önerileri İngiliz Oryantalistlerden Geoffrey Lewis’in de ilgisini çekmiş, Atatürk dışında Türkçenin sözcük dağarcığına katkıda bulunma çabalarından dolayı Sayılı’yı da incelenmeye değer görmüştür.

Türk bilim tarihi konusunda geçmişten bu yana oldukça çetin bir yol kat edildi. Artık bilimin tarihinde Türklerin de yer aldığını kanıtlayan verilere sahibiz, ki bu varsayım Sayılı hocamızın da en önemli varsayımı idi. Onun bu varsayımı Atatürk tarafından da destek buldu ve bilimin tarihinde artık bir çok Türk bilim insanından söz edebiliyoruz.

* Bu yazı Prof. Dr. Yavuz Unat'ın "Vefatının 25. Yılında Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı Anısına Türkiye’de Bilim ve Bilim Tarihi Çalıştayı"nın açılış konuşmasından derlenmiştir.

Bilim Tarihi