Bize Ulaşın

     

Günlük hayatta evrim: Evrim devam ediyor mu?

Canlılığın tarihinde çok büyük bir ize sahip olan evrim; elbette ki günümüzde de devam  ediyor.

Ama bildiğimiz anlamda doğayı, insanı ve diğer canlıları oluşturan şekliyle değil. İnsanoğlu öyle bir çağa girdi ki artık kendi evrimini bile kontrol edebilecek güce sahip olabilir. Bugünkü bilimsel gelişmeler ışığında; kendi tarihimizi artık sadece tarihi kaynaklardan değil de DNA’larımızdaki harf sıralarından okuyabiliyor olmak heyecan verici bir duygu değil mi sizce de? Gen dizilerimizde rasgele olarak gerçekleşen değişikliklerin bazı durumlarda canlıya avantaj sağlaması değişikliğe uğramış o genin popülasyon içinde frekansının artmasına yol açabilir. Evrim bunu bir bilinç ile hareket ederek yapmaz, bu yüzden evrimin kör olduğu söylenir. Ama artık biz canlıların genleriyle laboratuar ortamında oynayarak onlara istediğimiz bazı özellikleri kazandırabilecek potansiyele sahibiz. Başka canlı türlerinden diğerlerine aktarılan genler veya mutasyon yoluyla harf dizisi değiştirilerek yeni işlevler kazandırılan genler, evrimin uzun yıllarda yapabileceklerini bize haftalık ya da günlük zaman dilimlerinde başarabilme imkânını veriyor.

Tabi insanoğlunun doğayı yönlendirme alışkanlığı her zaman olumlu sonuçlar vermeyebiliyor. Hayatımızı kolaylaştırmak için yaptığımız her değişiklik doğanın diğer aktörleriyle olan ilişkilerimizi geri dönülmez biçimde etkileyebilir. Ekosistemlerde bir türün yok olması sadece kendisini etkilemez, besin zincirinde üst ve alt basamağındaki diğer canlılar da bu yokoluştan mutlak suretle etkilenecektir. Eğer yeni duruma uyum sağlayamazlarsa onlar da yok olmaya mahkûm olurlar. Evrim tarihinde öyle süreçler yaşanmıştır ki; varolan türlerin %90’ından fazlasının soyunun tükendiği toplu yokoluşlar görülmüştür. İnsanin bu doğal süreçlerden etkilenmeyeceğini söylemek aptallık olacaktır.

Sokaktaki insanın evrim kuramını kabul etmekte zorlandığı söylenebilir. Bunun en büyük nedeni zihinlerimizin canlılardaki büyük çaplı evrimleşmeyi mümkün kılan çok uzun zaman dilimlerini algılayamamasıdır. Evreni, doğayı ve evrimi anlayabilmek için günlük veya yıllık zaman dilimlerinde düşünmek her zaman yeterli olamaz. Yine de, nereye bakacağınızı bilirseniz, insan ömrünün kısa süresi içinde bile, dikkatli bir gözle, evrimin farkındalık yaratabilen gücünü görmek mümkündür.

İnsanın biyolojik olarak en büyük düşmanları olarak patojen mikroorganizmalar sayılabilir. 20. yy’dan önce insanların ölüm nedenlerinin başında yaygın şekilde salgın hastalıklar gelmekteydi. 20. yy başlarında antibiyotiklerin keşfedilmesiyle beraber bu oran yüzyıl ortalarında ciddi ölçüde azalmıştı. Ama daha sonraki yıllarda fark edilmeye başlandı ki; daha önce aynı hastalıklara karşı korunmamıza yarayan antibiyotikler işe yaramaz hale geliyordu. Bakteriler bu ilaçlara karşı direnç geliştirmeyi başarıyordu.

Tarım zararlılarına karşı savaşta, evrimle yarışabilmek mümkün mü?

Aynı etkiyi böceklerde böcek ilacına (insektisit) karşı görmek de mümkün. Tarıma zararlı böceklerle mücadele için kullanılan tarım ilaçları; bir süre bu böcekleri ürünlerden uzak tutmaya yarasa da, zamanla bu ilaçlara karşı dirençli olan böcekler ortaya çıkıyor.

İnsektisitlerin yaygın kullanımı böceklerin adaptasyon göstererek bu insektisitlere direnç kazanmalarına sebep olmuştur. Bu kazanımların genetik kökenli olması sebebiyle direnç sonraki nesillere de aktarılmaktadır. Sadece hedef canlıyı öldürmek amacı ile kullanılan insektisitler, kazanılan direnç nedeniyle etkisiz kalmakta ve besin zincirine bulaşması sebebi ile ciddi çevre sorunlarına neden olmaktadır. İnsektisitlere karşı böceklerde görülen dayanıklılık ile ilgili ilk makale 1914  yılında  "Journal of Economic Entomology” isimli dergide A. L. Melander adındaki araştırmacı tarafından yayımlanmıştır. Melander, San Jose kabuklu bitinin inorganik bir insektisit olan kükürde karşı dayanıklılığını açıklamıştır. Organik insektisitlerin geliştirilmesinden sonra ilk olarak 1946’da karasineklerde DDT direnci gündeme gelmiştir ve o zamandan beri her yeni insektisit grubuna karşı 2-20 yıl içinde dayanıklılık gelişerek zararlı böceklerin kontrolünde büyük sorunlar görülmektedir. 2006 yılı itibariyle rapor edilen çalışmalara göre 550 eklembacaklı (arthropod) türünün bir veya daha çok kimyasal maddeye karşı direnç geliştirdiği belirlenmiştir.

Tesadüfî mutasyonlar evrime yön veriyor: HIV’in evrimi

HIV’in evrimi bu noktada güzel bir örnek olabilir. Retrovirüslerin genetik mekanizması oldukça aksaktır ve hataya son derece açıktır. Bu sebeple virüslerin evrimi bizim evrimimize göre çok daha hızlıdır. Virüslerin üremelerini engellemek için geliştirilen ilaçlar bir süre sonra etkilerini kaybetmektedir. Virüsler bu ilaçlara karşı hızlı bir şekilde direnç geliştirebilmektedir.

AIDS’in çok fazla sayıda ölüme yol açmasıyla birlikte bu virüs üzerinde yapılan araştırmalar da yoğunlaşmıştır. Bu araştırmalarda özellikle Kuzey Avrupa'daki bazı insanların HIV’e karşı dirençli olduğu keşfedilmiştir. Bu, müthiş bir keşiftir, çünkü biz bir yandan HIV ile mücadele etmeye çalışırken, evrimsel süreç çoktan yolunu bulmuştur bile. Bilindiği üzere, insanın vücudu da, diğer her şey gibi mükemmellikten son derece uzaktır. Vücudumuz çeşitli hastalıklarla sürekli olarak karşı karşıya kalmakta ve bu süreçte milyonlarca insan yok olmaktadır. Var olan bütün zekâmız ve teknolojimiz, metrenin milyon ila milyarda biri boyutundaki varlıklarla bile mücadele edebilmemiz için yeterli olamamaktadır. Bu, tarih boyunca böyle olduğu gibi, 21. yüzyılda bile böyledir.

HIV’e karşı direnç insanlarda şu şekilde gelişmiştir: Günümüzden 700 yıl kadar önce Kuzey Avrupa’sa başlayan “bubonik veba” isimli bir hastalık, Avrupa’yı kırıp geçirmiştir. Ancak bu süreçte, hastalığın bir yan etkisi olarak, CCR5 koenzimini üreten genlerde 32 baz çifti uzunluğunda bir mutasyon meydana gelmiştir. Bu mutasyona sahip bireyler, 700 yıl önceki bu vebadan başarıyla kurtulmuşlardır. Bu dönemde, Avrupa’daki insanların %30-60’ına karşılık gelen 25 milyon insan ölmüştür. İşte tek bir mutasyon, bir grup insanın bu vebadan kurtulmasını sağlamıştır. Bu, doğrudan yararlı mutasyonların en güzel örneklerinden biridir. Ancak bu mutasyonun önemi burada bitmemektedir.   adı verilen bu mutant yapı, bubonik vebadan yaklaşık 650 yıl sonra ortaya çıkacak yeni bir salgına karşı tamamen rastlantısal (tesadüfi) bir şekilde direnç kazandırmıştır: HIV-direnci! Günümüzde, bu mutasyona sahip birçok insan bulunmaktadır. Özellikle Kuzey Avrupa'da, bu direnç oranı HIV’in ortaya çıktığı zamanlarda %9 civarındadır. Günümüzde ise, bu oranın kimi yerde %20’ye ulaştığı görülmektedir! Bu, insanın üzerinde evrimin halen işlediğini göstermektedir. Doğal Seçilim ve Genetik Sürüklenme gibi mekanizmalar sayesinde, insanın özellikleri halen gelişmektedir, değişmektedir. Evrim, durdurulamaz bir şekilde türler üzerindeki etkisini sürdürmektedir.

İnsan eliyle yönlendirilen evrim: Evcilleştirilmiş gıdalar

Bunun nedeni insanların bu canlılara yüzyıllardan beri seçilim uygulamasıdır. Doğa’yı değiştirmede en büyük etkenlerden biri olan insan da canlılara seçilimler uygulamaktadır. Buna belki evrimin motoru olan doğal seçilim diyemeyiz; ama yapay şekilde uygulanan seçimlerle canlıların bunlara uyum sağlayabildiğini sürekli değiştiklerini gözlemleyebiliriz. Aynı şey bugün dünya üzerinde bulunan köpek cinsleri için de doğrudur. Köpeklerin atası olan kurtlardan çok farklılaşmış, sıçan boyutuna kadar küçülmüş; insanların kol çantalarında taşıyarak gezdirdikleri köpekler görmek mümkün. Ya da metrelerce büyüklükteki köpek cinsleri de mevcuttur. Köpeklerde insan eliyle kısa sürelerde yaratılan bu akıl almaz çeşitlenme, yapay seçilimle evrimleşmenin gücüne iyi bir örnektir.

Bu konuda bir sürü örnek vermek mümkün olabilir biz bir kaç tanesine değinmeye çalıştık. Bir canlı türü olarak insanoğlunun tarihi sonsuz değil; geleceği de öyle olmayacak, biz de bir gün yok olacağız, en azından şu anki bilimsel veriler, dünyayı bu hızla değiştirmeye devam edersek aynı hızla uyum  sağlayamayacağımızı gösteriyor. Evrim devam ediyor, durmayacak. Hayat döngümüzü doğanın kurallarına daha çok kulak vererek şekillendirmek, soyumuzu sürdürebilmemiz açısından akıllı bir seçenek olacaktır.

Kaynakça
Evrimsel Analiz; Jon C. Herron, Scott Freeman, Palme Yayıncılık.
Insecticide Resistance on the Move, Denholm et. al, Science, 2002.
Putting DNA to Work, https://koshland-science-museum.org

Ediz SARIIŞIK