Boş

Toplam: 0,00 ₺

Doğamızda bulunan logaritmik ilişkiler ile doğrusallık tanımları üzerine tartışmalar

Canlıların dış dünyayı algılamada kullandıkları duyu organlarının çalışma prensipleri incelendiğinde, sıklıkla logaritma fonksiyonu karşımıza çıkmaktadır. Algılarımız ile gerçekteki değerler (sesin şiddeti, sıcaklık/soğukluk, koku, tad vb.) neden farklıdır? Yoksa farklı olmaları gerektiğinden dolayı zorunlu olarak kullanılmakta olan güzel bir çözümün eseri midir? Gelin logaritma konusundaki ikinci yazımızda, doğayı anlamada matematik dilini kullanarak, sorularımıza cevap arayalım. Ders kitaplarında olduğu gibi, sadece düz bir çizgi üzerinde kalmadan, arada bir konu dışına da taşarak, sohbet ederek gezinelim.

Doğadaki bir değişimi doğru şekilde algılamanın gerçekte ne kadar zor bir görev olduğunun farkına bile varmadan; sıcak çay bardağının elimizi yakmayacak sıcaklıkta olduğuna karar verip hemen tutuyor, duyduğumuz sesin şiddetini algılayarak ne kadar uzaktan gelmiş olabileceğini yönü ile aynı anda tahmin ediyor, müzik gibi içinde inanılmaz güzellikte matematiği barındıran karmaşık ses işaretlerini (sinyallerini) kusursuz şekilde ve hiç zahmet etmeden dinleyerek ruhumuzun derinliklerinde hissediyoruz, adeta çok kolay bir işmiş gibi.

kulak
Dış dünyada mevcut ses dalgaları, ‘kulak kepçemiz’ ile ortadaki deliğe yönlendirildi; uydu alıcılarımıza radyo dalgalarını toplayarak ileten çanak anten gibi. Kulak kanalı sayesinde, ilgi duymadığımız bazı sesler süzgeçlendi (ilerlemesi engellendi), sesin zara ulaşan kısmını algılamak istiyoruz. Fillerle oldukça farklı duyulara sahip olduğumuz sadece kulak kepçemize bakarak bile anlaşılabilir.
Ses işaretleri (sinyalleri) havadaki çok ama çok küçük titreşimlerdir. O kadar küçük ki bunları bir organın hissetmesi gerçekten zordur. Oysa, bir ‘rock’ konseri sırasında ön sıradaysanız, 16 Hertz ve altındaki frekanslar o kadar güçlüdür ki midenizde hissedersiniz, vücudunuz titreşime girer. Onun için kulaklıkla müzik dinlemek bir türlü konser heyecanını karşılamaz. Televizyon ile sinemanın kendisi bize eşit gelmez.
Prof. Dr. Süleyman Gökhun TANYER
Başkent Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik–Elektronik Mühendisliği Bölümü

Matematiğin Sesi koşesinin devamı Bilim ve Ütopya'nın Şubat 2016 sayısında!