Bize Ulaşın

     

Dik yürümenin getirdiği anatomik değişimler

İnsan beyninin gelişimine zemin hazırlayan en önemli olgu, dik yürümedir (bipedalizm). Çünkü dik durmayı benimsemiş bir canlının kafatası, az miktardaki bir kas desteği ile omurga üzerinde dengede kalabilir. Kısmen eğik duran kuyruksuz büyük bir maymunun (Antropoid ape: goril, şempanze) iri ve öne doğru çıkık kafatasını dengede tutabilmesi için, kuvvetli bir kas baskısı gerekir. Fakat dik yürüyen bir hominidin başında bu kadar güçlü bir baskı yoktur. Böylece beynin gelişmesi için temel zemin oluşmuştur. Bilindiği gibi modern insanda ortalama 1350-1400 cm3 olan beyin kapasitesi, şempanzede 390 cm3, orangutanda 425 cm3 ve gorilde 525 cm3‘tür.

Ateşin kontrollü kullanımı ve ön hazırlığı yapılmış yiyeceklerin yenmesi, dişlerin küçülmesi ve masseter (çiğneme) kaslarının zayıflamasına neden olmuştur. Bu da beynin gelişmesi için bir başka olumlu etkendir.

Belirli bir lokomosyon (yer değiştirme) davranışını benimseyen primatlar, çoğu zaman farklı bir hareket biçimini uygulayabilirler. İnsanlar da dik yürümeye başlamadan, dört ayaklı bir emekleme dönemi geçirir. Buna karşın kuyruksuz büyük maymunlarda tek bir özelleşmiş formdan söz etmek mümkün değildir. Pongo (orangutan) neredeyse tamamen arboreal (ağaçsı) iken dikey tırmanma, dallarda sallanma, yerde el parmaklarına dayanarak yürüyüş, ağaçta quadrupedalizm ve hatta bazen ağaçta bipedalizm gibi lokomosyon davranışlarını da uygular.

Yaklaşık yedi milyon yıl önce, primat takımı içinde yer alan ve dik yürümeye başlayan öncü hominidlerin (1) (insan ailesi) bu yeni lokomosyon davranışına uyum sağlamaya başladıklarını ve vücutlarında bu sürece ilişkin dramatik değişimlerin meydana geldiğini biliyoruz. Ağaç yaşamını sürdüren hominid ataları, quadrupedal yürümeye (dört ayaklılık) uygun anatomiye sahip olduklarından, hareket ederken vücutlarının ağırlığı ön ve arka ekstremitelere dağılmaktadır. Ön ve arka ayaklar, ya da diğer bir deyişle kol ve bacak yapıları birbirine benzer. Bu nedenle aynı aileden gelinse bile tüm ağırlığın gövdeden sadece arka ayaklara iletildiği bipedal hominidlerden çok farklı bir vücut yapısı sergilerler. Nitekim dik yürüyen bir hominidin vücudunda kafatası, omurga, kalça kemeri, bacak ve ayağı etkileyen dramatik bir değişim zinciri gözlenir. Yukarıdan aşağıya doğru giderek artan ağırlık aktarımı vücudun anatomik yapısını şekillendirmiştir: Burada doğal seçilimin bipedal iskelette oluşturduğu en temel anatomik değişimler incelenecektir.

Prof. Dr. Erkin SAVAŞ
​Ankara Üniversitesi Antropoloji Bölümü

Yazının tamamı Bilim ve Ütopya'nın nisan 2018 sayısında!