Boş

Toplam: 0,00 ₺

Can devrimi olacak mı?

Biz insanlar taşıdığımız enerjiyle etrafımızda bir enerji alanı oluştururuz. Bu alana en az iki açıdan bakabiliriz: 1. Güç (iktidar alanı) 2. Can alanı. Güç alanı yaşamda kalmamıza katkı sunar. Bu alan, görünüşümüzün sanki görünmeyen özelliğidir. Güç alanımız zayıfsa ezik, kullanılan bir insan olma yatkınlığımız fazladır. Güçlüyse “karizmamızla” etkin, buyurgan, sözü dinlenir, saygın bir insan görünüşüne sahip olmaya çalışırız.

Güç alanını can alanına, yaşam enerjisini can enerjisine dönüştürme olanağı insana verilmiştir. Güç enerjisini can enerjisine dönüştüremezsek ne olur? Güç özürlü bir insan oluruz. Gücü başkalarını ele geçirmeye yönlendiririz. Bedenimizi güçlendirerek diğer bedenler üzerinde egemenlik kurmaya kalkarız. Beden takıntımız oluşur. Görünüşümüzün budalası oluruz. Bilgiyle, düşünceyle, sanatla olan ilişkimiz bir güç ilişkisine döner. Belli öğretilere çabucak kapılıp onların kolayca yobazı olabiliriz. Sadece güçlü olmanın, beğenilmenin ardına düşeriz. Narsisizme giden yollar, bu benliğimize odaklı güç kafesinin içinden geçer.

Ezberciler, kolaycılar, tembeller, yobazlar, dar kafalı, öfkeli, hemen küfre, hakarete yatkın insanlar, güçlerini can gücüne dönüştüremeyenlerden çıkar. Değer yaşayamazlar, tek ilkeleri güçlü olmaktır. Kolayca yalan söyleyebilirler, hırsızlık yapabilirler, güç sahibi olmak için her yolu denerler, her insanı kullanırlar. Neden güçlü olmak isterler?
Prof. Dr. Ahmet İNAM
ODTÜ Felsefe Bölümü

Can Pınarından köşesinin devamı Bilim ve Ütopya Şubat 2016 sayısında!