Bize Ulaşın

     

Bin yılın dâhisi: Albert Einstein

“Eğer insanların sadece yüzde 2’si askerlik hizmetini yapmayacaklarını bildirip aynı zamanda uluslararası düzeyde anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözülmesini istediklerini bildirirlerse, hükümetler hiçbir şey yapamayacaklardır.”(1) 14 Aralık 1930 yılında Ritz-Carleton Oteli’nde “Yüzde 2” konuşması olarak adlandırılan bu konuşmada, savaşa açıktan bir cephe almıştı ünlü bilim adamı Albert Einstein (14 Mart 1879-18 Nisan 1955). Ona göre insanlığın yüzde 2’sini yerleştirecek kadar hapishane yoktu yeryüzünde. Einstein’ın bu tavrı, 1933 yılında tüm Almanya’yı etkileyerek, yükselişe geçen Hitler’e karşı bir şeyler yapılması gerektiğine karar verene kadar sürdü. Artık Einstein başka türlü düşünüyordu.

Atom bombasına çeyrek kala
Kaiser Wilhelm Enstitüsü’nden iki Alman bilim adamı, Otto Hahn ve Fritz Strassman, kendilerini de şaşırtan bir keşifte bulunurlar. Uranyum çekirdeklerine nötronlar bombardıman ettiklerinde, bozunma ürünlerinde baryumun olduğunu görürler. Bu çok şaşırtıcıydı; çünkü baryumun ağırlığı neredeyse uranyumun yarısıydı.(2) Hahn durumu meslektaşı Lise Meitner’e, Meitner Otto Fritsch’e, Fritsch’de Niels Bohr’a bildirir. Deneyler gösterir ki, uranyum çekirdeğinin parçalanması yeni Şzyon reaksiyonlarına sebep olmaktadır. “Zincir reaksiyonu” sonucunda çok kısa bir zaman diliminde, inanılmaz büyüklükte bir enerji açığa çıkabilmektedir. Muazzam bombanın geleceğini fark eden Bohr, bu bilgiyi Enrico Fermi’ye ulaştırır. Leo Szilard da çok geçmeden durumdan haberdar olur.

Roosevelt’e mektuplar
Szilard’ın endişelenmek için yeterince sebebi vardı. Belçika Kongosu’ndaki geniş uranyum yataklarının Almanya tarafından ele geçirilebilmesi ihtimaline karşı, Belçika kraliçesinin arkadaşı olan Einstein ile iletişim kurmaya karar verir. Einstein’ın Long Island’daki yazlığına giden Szilard, onu, Belçika kraliçesi ve ABD başkanı Franklin Roosevelt’e yazacağı mektupları imzalaması konusunda ikna etmeye çalışır. Einstein imzalı mektup, Lehman şirketinin bakan yardımcısı Alexander Sachs tarafından Roosevelt’e götürülür. Fakat başkan yoğundur, zaman ayıramaz. Aradan haftalar geçer. Roosevelt durumu ciddiye alır ve görüşme gerçekleşir. Komiteden geçen cüzi bir parayla atom bombası araştırmalarının yapılmasına karar verilir. Somut adımların atılmaması, ikinci bir mektubu zorunlu kılar. Einstein bunu da imzalar. Tarih 7 Mart 1940’dır.

Mayıs 1945’de Avrupa’da savaş bitmiştir. Szilard gene Einstein’ın yanına gelir. Bu sefer amaç farklıdır. Einstein’ı, Amerika’nın başlatacağı atom bombası silahlanma yarışına karşı uyaran Szilard, bir mektup daha imzalatır büyük bilgine. Fakat bu sonuncusu, Roosevelt’e ulaşmaz. Başkan, mektup kendisine gelmeden önce ölür. Bilim adamlarının korkuları, Roosevelt’in yerine geçen başkan Harry S. Truman’ın emriyle Hiroşima ve Nagazaki kentlerinin yaşadığı kanlı birer gerçeğe dönüşür.

Başkanlık teklifi
Musevilik, Einstein’ın yaşamında kritik bir rol oynamamıştı. Fakat, Yahudi düşmanlığının öne çıkmasıyla dinini açıkça dile getirir olmuştur. Şöyle yazmıştır:” İsviçre’de yaşadığım sürede Museviliğimin farkına varmadım. Bu, Berlin’e yerleşir yerleşmez değişti. Yahudi düşmanlığının, Yahudileri, çalışmalarını düzenli bir şekilde yürütmekten nasıl alıkoyduğunu ve onların yaşamlarını güvence altına almak için nasıl mücadele ettiklerini gördüm.”(3)

Einstein, savaş bitiminde, tüm Yahudilerle birlikte İsrail devletinin yaratılmasını destekledi. Hatta ve hatta, İsrail’in ilk başkanının ölümü ardından, Israil’in Amerika konsolosu tarafından başkan koltuğuna oturması teklif edildi. Gerek kendisinde bir ülke yönetecek beceriyi görmemesi, gerek teklifin ülke imajını düzeltmek için biraz göstermelik oluşu gerekse de bozulan sağlık durumu nedeni ile teklifi reddetti.

Ve ölüm
1954 yılında hemolitik anemi teşhisi konulmuştu. Anevrizması büyümekteydi. 13 Nisan 1955 yılında durumu ciddileşmiş ve ameliyattan söz edilir olmuştu. Anevrizması patlarsa, şansı kalmayacaktı. Fakat ameliyata karşıydı. “Ne zaman gitmek istersem o zaman gitmek istiyorum” diyordu.(4) Sonunda korkulan oldu. 18 Mart 1955 günü anevrizması patladı ve büyük bilgin hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra anevrizmasına bakan doktorlar, ameliyatı kabul etmiş olsaydı muhtemelen o sırada öleceğini söylediler.

Einstein ne cenaze töreni ne de mezar taşı istemişti. Yakılmak istiyordu. Sade bir tören sonunda külleri Delaware Nehrin’e serpildi. Yakılmayan tek bir yeri kalmıştı. O da beyniydi.

DİPNOTLAR

  1. Parker, Barry, Einstein Bir Bilim Adamının Tutkuları, Güncel Yayıncılık, Kasım 2004
  2. Parker, Barry, Einstein Bir Bilim Adamının Tutkuları, Güncel Yayıncılık, Kasım 2004
  3. Parker, Barry, Einstein Bir Bilim Adamının Tutkuları, Güncel Yayıncılık, Kasım 2004
  4. Parker, Barry, Einstein Bir Bilim Adamının Tutkuları, Güncel Yayıncılık, Kasım 2004

KAYNAKÇA

  1. Parker, Barry, Einstein Bir Bilim Adamının Tutkuları, Güncel Yayıncılık, Kasım 2004
  2. http://www.ppu.org.uk/learn/infodocs/people/ppeinstein3.html
  3. Assimov, Isaac, “Bilim ve Buluşlar Tarihi”, İmge Kitabevi, 2006
  4. Ashall, Frank, Olağan Üstü Buluşlar, Tübitak Popüler Bilim Kitapları, Şubat 2006
  5. Ronan, Kolin A., Bilim Tarihi, Dünya Kültürlerinde Bilimin Tarihi ve Gelişmesi, Tübitak Yayınları Akedemik Dizi, Haziran 2005 
  6. Bilim Tarihine Giriş, Nobel Yayın Dağıtım 
  7. Sagan, Karl, Karanlık Dünyada Bilimin Mum Işığı, Tübitak Popüler Bilim Kitapları, Mart 2006  

    Mustafa ALTUNEL