Boş

Toplam: 0,00 ₺

Aziz Nesin tarihi

1915 yılında, İstanbul Heybeliada’da doğan Aziz Nesin’in asıl adı Mehmet Nusret’tir. Mehmet Nusret, komşu teyzelerden birinin götürdüğü tiyatrodan çıktığında, daha farklı kavrar kalemini; oyun yazma denemelerine başlar, küçük yaşlardan itibaren. Geçimini bahçıvanlık yaparak sağlayan babası, oğlunun hafız olmasını istemektedir. On bir yaşındayken, Kuran’ı ezbere okumaya başlar. Ailesi, eğitimi konusunda fikir ayrılığı yaşamaktadır. Sonunda tartışmayı İkbal Hanım kazanır. Mehmet Nusret yatılı okula gönderilecek, ancak kısa bir süre sonra, annesinin vereme yenik düştüğünü öğrenecektir.

Mehmet Nusret, 1926 yılında Darüşşafaka’ya başlar. Kuleli Askeri Lisesi’nin ardından Ankara’daki Harp Okulu’nu bitirerek 1939’da asteğmen olur. Kalemi elinden düşmez, edebiyat dergilerinde yayınlanan ilk şirinde Vedia Nesin ismini kullanır. Yeni bir isim arayışına girişmiştir ama, fazla düşünmesine gerek kalmaz; babasının ismi Abdülaziz’de, kısaltmaya gidecektir sadece. Subaylığı boyunca aldığı cezalara, oda hapisleri de eklenmektedir. 1944 yılında görevinden ayrılmış, gözünün yettiği işlere girip çıkmaya başlamıştır. Ordudayken ülkenin dört bir tarafından gelen askerlerin dertlerine derman olmaya çalışan Aziz Nesin; bakkallıktan gazeteciliğe kadar soyunduğu her işte, toplumun her kesimden insan tanımış olması da, yazarlığına bolca malzeme sunacaktır.

1944 yılının sonlarında, Sedat Simavi’nin yardımıyla Babıâli’ye adım atan Nesin:

Kolumun altına gazete alıp satmaktan başyazarlığa kadar gazeteciliğin her işinde çalıştım. Yazılarım yüzünden parça parça yattığım hapisliğin tutarı beş bucuk yıldır. Sonunda hapse girmeden yazı yazmanın cambazlığını öğrendim. Ama bu, yazarlık değil, cambazlık.” diye anlatır çileli yolcuğunu…

Derdini Marko Paşa’ya anlat
Sultan Abdülaziz’in başhekimliğine getirilen Marko Apostolidis, paşa unvanı da verilen ünlü bir Osmanlı doktorudur. Hastalarını bıkıp usanmadan can kulağıyla dinlediği için, zamanla “Git derdini Marko Paşa’ya anlat” sözü, deyim haline gelmiştir.

Yazar olarak Aziz Nesin’in ismi, Sabahattin Ali ve Rıfat Ilgaz’la birlikte çıkaracakları dergiyle duyulmaya başlanır. Adı işçiler tarafından konulan Markopaşa dergisi, 77. sayısına kadar durabilir bayilerde. Nedeni bellidir, çok partili döneme geçilmesine, adı demokrat olan partinin iktidara gelmesine karşın, eleştiriye izin verilmemektedir. İktidarı ele geçiren Demokrat Parti, tek parti dönemini mumla aratmaya başlatmış, Başbakan Aydın Menderes, meclis kürsüsünden bağırıp durmaktadır:

“Kökü dışarıda olan, parayı dışarıdan alan mizah dergileriyle de uğraşacağız!”

İktidar uğraşadursun, döneme ilişkin tanıklığını şöyle dile getirir Eleştirmen Asım Bezirci:

“Rıfat Ilgaz’ın da aralarında bulunduğu bir avuç aydın, mizah yolu ile topluma çarpıklıklarını, üçkâğıtçılıklarını, karaborsacılığı ve iktidardakilerin halka karşı almış olduğu yanlış kararları eleştirmekteydiler. O dönemin çok satan muhalefet ve halk gazetesi olan Marko Paşa büyük bir ilgiyle karşılandı ve satışı 60.000’e ulaştı. Cumhuriyet gazetesi bile 17.000 basıyordu. O yıllarda en çok satan gazete 3.000-4.000 civarında satış yapıyordu. 1947-48’deki 60.000 günümüzde 500 bin sayılır.”

Markopaşa dergisi, bir imkânsıza imza atarak 60.000 okura ulaşırken, diğer yandan da basıldıktan on saat sonra toplatılarak, dünyada benzeri olmayan bir rekora sahip olacaktır. Yazarları birbirlerinin yazılarını üstlenerek, sürgüne gönderilmeye, hapishaneye atılmaya aldırış etmemektedir. Bu yüzden, Markopaşa başlığının hemen altında “Toplatılmadığı zamanlar çıkar” ya da “Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar” sözü yer almaktadır.

Kapatma kararlarını hiçe sayarak, dergilerine yeni isimler bulurlar:

Merhumpaşa, Malumpaşa, Yedi-Sekiz Hasan Paşa, Hür Marko Paşa, Bizim Paşa, Ali Baba, Kırk Haramiler…

Bu kuşağın mücadelesini “Kafka’msı bir çile” olarak betimleyen Attilâ İlhan, onlara “fedailer mangası” adını takmıştır. İşin trajikomik tarafı, salt iktidara yönelik yazılarına değil, İngiltere Prensesi Elizabeth, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, Mısır Kralı Faruk’u kızdırması yüzünden de, altı aya mahkûm edilecektir Aziz Nesin.

İlk faili meçhul yazar: Sabahattin Ali
Dünya savaşı sonrası ABD, Avrupa’dan başlayıp Japonya’ya kadar, egemenliğini ilan etmiş durumdadır. Bu tarihten itibaren, ya sosyalist dünyadan ya da Amerika’dan yana olunacaktır. Bağımsızlığını yitirmekte olan ülkelerden biri de Türkiye’dir, devrim kendi çocuklarını yemeye başlayacaktır. Tek parti iktidarı, adı sonradan IMF olarak değişecek olan Bretton Woods anlaşmasını imzalayarak, Truman Doktrini çerçevesinde Sovyet desteği ile uygulanan beş yıllık kalkınma modelinden vazgeçmiş, toprak ağalarının baş düşmanı olan Köy Enstitüleri’ni kapatıp İmam Hatip Okullarını açarak, çok partili dönemde yerini Demokrat Parti’ye bırakılacaktır. 4 Aralık 1945 günü Tan gazetesi basılır, üniversiteler solcu öğretim üyelerinden arındırılır.
Ali YILDIZ

Yazının devamı Bilim ve Ütopya Şubat 2016 sayısında!