Boş

Toplam: 0,00 ₺

Ayağımız Anadolu’da, gözlerimiz insanlıkta

Çiviyazısı

Her ne kadar kapağımızda “Yıl: 23” yazsa da 1 Mayıs’ta 24. yaşımıza giriyoruz. 23 yıl ise Aydınlık gazetesinin eki olarak yayınlanan 49 sayıdan sonra Bilim ve Ütopya’nın aylık dergi olarak çıkışına vurgu yapıyor. Ama biz tarihimizi 1 Mayıs 1993’ten başlatıyoruz.

Bilim ve Ütopya bugüne kadar binlerce okura ulaştı. Adeta bir okul ve odak oldu. Okul oldu; çünkü insanlara bilimin, aydınlanmanın ve materyalist felsefenin ışığını taşıdı. Odak oldu; çünkü bilim düşmanlığıyla, aydınlanma düşmanlığıyla, gerici felsefe ve düşünce akımlarıyla mücadele etti. Sözünü sakınmadı, doğruyu söylemekten çekinmedi.

Eğer bugün Türkiye’de dergicilik adına olumlu kazanımlardan bahsediyorsak bunda Bilim ve Ütopya’nın katkısı azımsanmayacak derecede çoktur. Adı anılsın ya da anılmasın, fark etmez. Etkisi telaffuzun ötesindedir. Çünkü hayata köklü müdahalelerde bulunmakta, insan bilincini bilim ve aydınlanma doğrultusunda devrimcileştirmektedir.
Bilim ve Ütopya yüzeysel, sığ, okuru sağılacak inek gibi gören dergiciliğin tam karşısında konumlanmaktadır. Onlara karşı açtığımız bayrağı elimizden asla bırakmayacağız. Neden? Çünkü bizim bir amacımız, bir derdimiz var. O nedenle bu dergiyi çıkarıyoruz. Davası olmayanların tutkusunun, insana söyleyecek sözünün, dönüştürme yeteneğinin olmayacağını biliyoruz. Böylelerinin barutu çabuk tükenir. İlk çıktıklarında saman alevi gibi parlasalar da, alkışları toplasalar da kaçınılmaz bir kaderleri vardır: Tarihe karışıp yok olmak. Kuşkusuz tarihe karışan her dergi olumsuz bir rol oynamaz. İçlerinde iz bırakanlar vardır mutlaka. Onlar, tarihe renk verirler. Ancak bir de bugünden çöp olacağı belli olanlar var. Dar çevrelerde, çıkar için kurulan birlikteliklerin omuzlarında yükselen yayınlar bunlar. Yükselten aydınların hepsini tanıyoruz, biliyoruz. Sorumsuz oldukları kadar vicdansızlar da… Bu topluma, bu gençliğe sunacak hiçbir şeyleri yok. Koca koca kadınlar ve adamlar, kurulu düzene boyun eğmişler. Fakat sorsanız onlardan aykırısını bulamazsınız. Çünkü aykırılık serbest piyasada sattıkları en önemli ürünleridir. Onlar adına utanıyoruz!

Bilim ve Ütopya ise “içeriği olan dergi”! Evet, bizi diğerlerinden ayıran en iyi tanımı geçtiğimiz günlerde bir okurumuz yaptı: İçeriği olan dergi. Biz insanımıza görünüşü güzel ama içi bomboş pamuk şekeri vermiyoruz. Böyle bir vaadimiz olmadı ve asla olmayacak. Biz okurumuza antropolojinin, astronominin, biyolojinin, fiziğin, kimyanın, tıbbın, tarihin, psikolojinin, psikiyatrinin, felsefenin, kültürün ve sanatın birikimini sunuyoruz. Evreni, dünyayı, yaşamı, toplumu ve insanı anlamak için uğraşıyoruz. Okurumuzla, yazarımızla ve dergi emekçimizle yaptığımız iş bu. Gelin diyoruz, el birliğiyle bu etkinliği ve çabayı daha çok insana ulaştıralım, binleri aydınlatalım. Üniversitelerimizde bilim ve aydınlanma çekirdekleri kuralım. Bu çekirdeklerin etrafını adım adım güçlendirelim.
İşte bizim davamız bu, hedefimiz bu!

24. yaşımıza merhaba dediğimiz kapak dosyamızda ayaklarımızı Anadolu toprağına basıyoruz. Güzel yurdumuzun Neolitik dönemine odaklanıyor, özgünlüklerini özellikle vurguluyoruz. Dosyamızın editörlüğünü Yazı Kurulu üyemiz Doç. Dr. Burçin Aşkım Gümüş yaptı. Burçin Hoca sadece biyolog kimliğiyle değil; çok yönlü bir bilim insanı olmasıyla da Bilim ve Ütopya’nın niteliğini yansıtan çok değerli bir akademisyen. Sunuşunda dosyamızın ne olduğunun ve yazıların kısa özetini yaptı.
Dosyamıza katkı sunan değerli akademisyenlere çok teşekkür ediyoruz! Bu dosya Türkiye’nin bilim ve kültür yaşamına ciddi bir katkı sağlayacak, yeni meraklara kapı açacaktır.

Kapak fotoğrafı: Figürin. Jason Quinlan, Çatalhöyük, 2016 - Ian Hodder’in izniyle. Kapak fotoğrafını kullanmamıza izni verdikleri için kendilerine teşekkürü borç biliriz!

Emrah Maraşo

Bilim ve Ütopya Genel Yayın Yönetmeni

Yazı Konumu: