Boş

Toplam: 0,00 ₺

Anadolu'da Neolitik

Değişen iklim ile değişen Anadolu insanı

Son buzul çağında (Late Glacial Maximum/ M.Ö. 13.000-11.700), dünyanın kuzey bölgelerindeki buzullaşmadan kaçıp güneydeki daha ılıman ve nemli bölgelere sığınan hayvan ve bitki türleri yeni yayılış alanlarındaki çevre şartlarına uyum göstererek hem hayatta kalmayı başarmış hem de yeni canlı türlerinin oluşmasına sebep olmuşlardır. Bu dönem jeolojik zaman skalasında Pleistosen’in sonu ile Holosen’in başlangıcına, insan toplulukları açısından ise arkeolojik zaman skalasında Paleolitik ve Mezolitik devirlere denk gelmektedir. Genç Dryas (Younger Dryas/ M.Ö. 10.800-9600) denen soğuk ve kurak dönemdeki kesintiyi takiben başlayan ılık kışların ve yüksek nem oranına sahip yazların yaşandığı Holosen’in Uygun İklim evresinde (Holocene Climatic Optimum/ MÖ 9600-5000) ise dünyada, doğal çevre ve insan topluluklarının yaşantıları açısından önemli değişimler gerçekleşmiştir. Yeni sosyal ve ekonomik arayışlara yönelen insan topluluklarından özellikle Yakındoğu’da olanlar, göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçişi temsil eden köy yerleşimleri ve yaşamsal etkinliklerin gerçekleştirildiği “ev” denilen yapıların inşası ile komşu bölgeler üzerinde de belirgin bir etki yaratmışlardır. Çanak Çömleksiz Neolitik (PPN/ MÖ 9600-7000) ve Çanak Çömlekli Neolitik (PN/ MÖ 7bin-6bin) olarak adlandırılan bu dönemde, bitkiler ve hayvanlar evcilleştirilerek güvenilir ve verimli besin kaynakları elde edilmiştir. Bu süreçlerde geliştirilen yeni teknolojiler zaman içinde Avrupa’ya yayılmıştır. Toplumsal yapının giderek karmaşıklaşması ve sembolik sanat eserlerinin üretilmesi ile insanların düşünce yapısında da önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Anadolu’da PPN ve PN dönemlerine ait çok sayıda arkeolojik yerleşim alanında, çeşitli ulusal ve uluslararası ekipler tarafından kazı çalışmaları yürütülmektedir.

Kapak sayımızın ilk yazısı, uzun yıllar Turizm ve Kültür Bakanlığı müzelerinde müdürlük yapmış olan uzman arkeolog Şinasi Başal’a ait. Sayın Başal yazısında, Anadolu’nun Neolitik döneminin genel bir değerlendirmesini yapmakta ve önemli Neolitik yerleşimler hakkında özet bilgi vermektedir.

Gökçeada Uğurlu-Zeytinlik arkeolojik kazı projesinin yürütücüsü, Trakya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Burçin Erdoğu, “Ege’de Neolitik Çağ’ın Yeniden Değerlendirilmesi” başlıklı yazısında, gerek Ege Adaları gerekse Batı Anadolu kıyılarındaki gelişimin klasik Neolitik Çağ yaşam biçimi modellerine uymadığını, dolayısıyla Ege’de Neolitik Çağ’a farklı bir perspektiften bakılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ege’de neolitik yaşam biçiminin başlangıcını belirli kökenlere bağlamaktansa, bölgenin kendi dinamiklerinin incelenmesi, kültürel, ekonomik, inançsal gelişiminin ortaya çıkartılması gerektiğini vurgulamaktadır.

Trakya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özlem Çevik, “Batı Anadolu’da Yerleşik Yaşamın Başlangıcı ve Gelişimi: MÖ 6800-5700” başlıklı yazısında, İzmir çevresinde Ulucak (Kemalpaşa), Çukuriçi (Efes), Yeşilova (Bornova) ve Ege Gübre (Aliağa) gibi Neolitik merkezlerde yürütülen kazı çalışmalarından elde edilen veriler kapsamında Batı Anadolu Neolitik insanlarının yaşam biçimlerindeki değişimleri, beslenme, konut, ritüel, sembolizm, ekonomi, obsidyen ve seramik üretimi açısından değerlendirmektedir.

Çatalhöyük’te gerçekleştirilen arkeolojik kazı projesinin yürütücüsü, Stanford Üniversitesi, Kültürel ve Sosyal Antropoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ian Hodder, “Çatalhöyük 2016: Yukarılar ve Aşağılar” başlıklı yazısında 2016 yılı itibariyle Çatalhöyük arkeolojik kazısından elde edilen veriler hakkında bilgi vermektedir.

Boncuklu Höyük kazısının yürütücülerinden, Bülent Ecevit Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü (Prehistorya) öğretim üyesi, Yrd. Doç. Dr. Gökhan Mustafaoğlu, yazısında, 2007 yılından beri gerek Yakındoğu ve gerekse Anadolu arkeolojisi için son derece önemli bir süreç olan yerleşik hayata geçişin izlerini sürdükleri çalışmaları hakkında bilgi vermektedir.

 

Aşıklı Höyük arkeolojik kazısının yürütücüsü, İstanbul Üniversitesi, Tarihöncesi Arkeolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mihriban Özbaşaran’ın öğrencileri, genç akademisyenler Fatma Kalkan, Melis Uzdurum ve Sera Yelözer, yazılarında M.Ö. 9 binli yıllarda volkanik Kapadokya bölgesindeki ilk yerleşikler olan Aşıklı sakinleri hakkında bilgi vermektedirler.

Kapak konumuzun son yazısı ise Tel Aviv Üniversitesi Steinhardt Doğa Tarihi Müzesi ve Harvard Üniversitesi Peabody Arkeoloji ve Etnoloji Müzesi’nde görev yapan Dr. Daniella E. Bar-Yosef Mayer’e ait. Yazarımız, Anadolu’daki çeşitli Neolitik yerleşim alanlarında yaşamış insanların, mollusk (salyangoz, midye ve fildişi kabuklular) kabuklarından yapılan boncuklardan ürettikleri kolye, bilezik, küpe ve düğmelerle kendilerini ve giysilerini nasıl süsledikleri hakkında bilgi vermektedir.

Bir biyolog olarak benim Anadolu’nun Neolitik dönemi ile tanışmam, Çatalhöyük’te Dr. Bar Yosef-Mayer ile alandan elde edilen mollusk kabukları üzerine arkeomalakolojik çalışmalar yapmak üzere davet edilmem sayesinde olmuştur. Molluskların Paleolitik’ten itibaren insanlar tarafından besin olarak tüketildikleri, dekorasyon, süs eşyası, su deposu, yağdanlık, müzik aleti, ruhani obje, inşaat malzemesi ve ilaç olarak kullanıldıkları bilinmektedir. Arkeomalakolojik veriler sadece kültürel yorumlar yapılmasında değil, aynı zamanda alanın paleoçevresel özelliklerinin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Arkeomalakoloji disiplini sayesinde akademik çalışmalarımda yeni bir ufuk açıldı ve yerli-yabancı çok sayıda akademisyen arkeolog, jeolog, paleontolog, biyolog, coğrafyacı, antropolog ve etnolog ile tanışma ve birlikte çalışma olanağı elde ettim. Dergimizin yazı kurulu toplantısında değerli hocamız Prof. Dr. Zafer Kars bu kapak konusunu işlememizi önerdiğinde duyduğum heyecanı sizlerle de paylaşmak isterim. Kendisine ve dergimizin profesyonel kadrosu genç arkadaşlarıma, Mayıs-2017 sayısının kapak konusu olarak ele aldığımız Anadolu’nun Neolitik Dönemi hakkındaki yazıları ile dergimize katkı sağlayan değerli akademisyen ve arkeologlarımıza teşekkür ve saygılarımı sunuyorum. 17 Nisan 2017 günü kaybettiğimiz değerli hocamız Prof. Dr. Güven Arsebük’ü saygı ve rahmetle anıyorum. Arkeoloji camiasına, sevenlerine ve ailesine sabır diliyorum. Dergimizin değerli takipçileri; Anadolu’nun Neolitik şölenine hoş geldiniz, sizlere zevkli okumalar diler, saygı ve selamlarımı sunarım.

Doç. Dr. Burçin Aşkım GÜMÜŞ

Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji (Zooloji) Bölümü, Ankara, Türkiye

Yazı Konumu: