Boş

Toplam: 0,00 ₺

Amerika'daki Gururumuz Doktor Canan Dağdeviren ile Röportaj

Bilim ve Ütopya Dergisinin Aralık 2015 sayısında ki Dr.Canan Dağdeviren ile röportajının tamamı...

Dr. Canan Dağdeviren’i Türkiye kamuoyu, giyilebilir kalp pili icadı, Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyeliğine seçilmesi ve MIT Technology Review’in 35 Yaş Altı 35 Yenilikçi listesine girmesi ile tanıdı. Ülkemizde az konuşulan ve az haber yapılan “bilim” konusunda başarılı bir bilim insanı çok gündeme gelmemiş olsa da çeşitli gazetelerde, çeşitli kurum yayınlarında çıkan röportajları ve verdiği konferanslar aracılığı ile önemli bir kesim tarafından izlenmektedir. Bilim ve Ütopya olarak başarılı çalışmalarını, bilime olan katkılarını ve bu çalışmaların geleceğe nasıl yön vereceğini konuştuk.

Bilim ve Ütopya: Konformal piezoelektrik sistem nedir? Biraz ayrıntılandırabilir misiniz? Bu yöntemi kalp pili çalışmanız dışında hangi alanlarda kullandınız? İlerleyen yıllarda ne gibi yeniliklere kapı açılacak?

 Canan Dağdeviren: Herkesin doğduğu şehre biraz benzediğini düşünüyorum. Ben İstanbul’da doğmuşum. İstanbul iki farklı kıtayı birleştiren bir köprü. Ben de İstanbul gibi bir köprüyüm. Kalın, kıvrımsız, esnek olmayan elektronik aletler ve esnek, yumuşak biyolojik sistemler arasında köprü görevi görüyorum. Vücuda uyumlu aletler yapıyorum.

Konformal piezoelektrik sistem, vücutla uyumlu, giyilebilir aktif entegre devre demek. “Giyilebilir kalp pili”; kalbin, akciğerin ve diyaframın hareketi ile elektrik enerjisi üreten ve bu enerjiyi depolayan esnek ve ultra ince piezoelektrik entegre aleti anlatmakta. İnsan vücuduyla uyumlu plastik bir yüzeye tutturulan bu malzeme, saç telinden yüz kat daha ince olup kağıt gibi katlanıp bükülebiliyor.

Kalp uygulaması dışında, aslında hareketin olduğu her yerde kullanılabilir. Alet, içindeki aktif elementler sayesinde mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebiliyor ve aynı zamanda kullanılmayan/artan enerjiyi bir pile depolayabiliyor. Bu aleti yakın zamanda dövme şeklinde yapıp dirsek ve diz kısımlarımıza yapıştırıp dinamo seklinde kullanabileceğiz. Onun dışında basınç ölçme kabiliyeti olan bu sistemler ile ayak tabanı altındaki basınç haritasını çıkarıp, özellikle şeker hastalarının sağlık durumlarını kontrol edebileceğiz. Uygulama alanı saymakla bitmez, yeter ki hayal edin ve doğru teknik kişiler ile çalışın.

Bilim ve Ütopya: Yeni tür kalp pili buluşunuz dışında başka çalışmalarınız da olduğunu görüyoruz. Örneğin kısa sürede deri kanseri tanısına olanak sağlayacak malzemeler üzerinde çalışmaktasınız. Biraz bahsedebilir misiniz?

Canan Dağdeviren: Vücut/deri mekanik özelliklerini tespit eden cihazım, annemin fikriydi. Kullandığı yüz kremlerinin işe yarayıp yaramadığını tespit eden bir alet olup olmadığını sormuştu. Ben de sadece annemi değil, deri hastalıklarını da memnun eden bir alet tasarladım. Klinik denemeler, Arizona’da deri kanseri taşıyan hastalar üzerinde denendi, harika sonuçlar alındı ve çalışmam gecen ay itibariyle çok saygın bir dergi olan Nature Materials’ta yayınlandı. Bu alet, deri ve organ dokularının mekanik özelliklerini 10 saniyeden daha kısa sürede saptayan giyilebilir bir bant. Vücuda tamamen uyumlu, hissedilmeyecek kadar hafif. Amaç, özellikle deri hastalıklarının haritasının elde edilmesi ve hastalıklar için erken teşhis sağlanması, böylelikle ağrılı biyopsi sürecine son verilmesi.

Bilim ve Ütopya: Parkinson ve beyin hastalıkları ile ilgili bir beyin pili geliştirmeye çalıştığınızı görüyoruz. Bu pilin amacı nedir?

Canan Dağdeviren: Parkinson ve farklı beyin hastalarına yardımcı olabilmesi için iğne şeklinde bir pil yapıyorum. Lokal olarak beynin en ücra noktalarına inebilen alet, ağız yoluyla aldığımız ilaçları direk beyine iletebilecek ve kırılmış/çalışmayan nöronları tamir edebilecek. Maymunlar üzerindeki denemeler çok başarılı sonuçlandı. Çok heyecanlı ve umutluyum.

Bilim ve Ütopya: Fizik mühendisisiniz ve malzeme bilimi alanında yüksek lisans yapmışsınız. Çalışmalarınızın esasını oluşturan kısım malzeme biliminin gelişmesi midir yoksa tıbbı açıdan biyomedikal malzemelerin kullanılabilmesi konusundaki gelişmeler midir?

Canan Dağdeviren: İkisi de. Hem farklı malzemeleri çalışıyorum, hem de farklı yöntemler kullanarak (tamamen benim tarafımdan bulunmuş özel teknikler) bu malzemeleri vücutla uyumlu elektronik aletlere dönüştürüyorum. Vücudumuz aslında bizimle konuşuyor, sinyaller veriyor fakat anlamakta zorlanıyoruz veya anlamakta geç kalıyoruz. Ben, biyonik tercümanlar yapıyorum. Yakın gelecekteki teknoloji, bir takım elbise gibi işlev görecek, pijama gibi değil. Anne-babanızın veya eşinizin, arkadaşınızın pijamasını giyebilirsiniz; üzerinize tam oturmaz ama işlev görür. Yakın zamanda bu durum büyük oranda değişecek. Benim aletlerim, bir takım elbise gibi herkesin ölçütlerine göre uyum sağlayacak ve vücuttan daha anlamlı bilgiler toplamamıza uygun ortam oluşturacak. Böylece kişiselleştirilecek, pijama gibi emanet durmayacak.

Bilim ve Ütopya: Bilimsel çalışmalarda ve eğitimde planlı ve sistematik bir bilim politikasının olmadığı ülkemizden yurt dışına giderek çok önemli bir başarıya imza attınız. Türkiye’de biyofizik ve biyomedikal alanındaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Canan Dağdeviren: İnanılmaz yavaş. Eksiklikler var; bilimsel farkındalık, bilime ayrılan bütçe, mantıksız var olan kalıplaşmış düşünceler gibi. Fakat umutsuz değilim. Bilimin politikası yapılmaz ama stratejisi olur. Bilirkişilerin oluşturduğu stratejiler ile yavaş ilerleyen temel bilimlerin onu açılabilir. Ben kendi çapımda yardımcı olmaya çalışıyorum genç arkadaşlara. Her pazar “skype” (bir görüntülü iletişim programı, B.Ü.) toplantıları ile bana ulaşan öğrencilere danışmanlık veriyorum.

Bilim ve Ütopya: Bir söyleşinizde kendinizi “insan kalmayı hayal eden bir bilim emekçisi” olarak tanımlıyorsunuz. Bilim, insan ve emek arasında kurduğunuz bu ilişkiyi biraz açabilir misiniz?

Canan Dağdeviren: Adil kazanılmış emek herkese yarar, insan ayırt etmez. İnsan kalabilmek de önemli zira tüm insanların biyolojik yapıları birbirine benzer; doğduğumuz, yaşadığımız mekân ve yaşanan olaylar bizleri farklı kılar. İnsan özünü hatırlar ve özüne dönerse ve de öyle kalabilirse, istemese bile adil emeği meydana getirir her yaptığı eylemde. Bir fizikçi ve malzeme bilimci olarak, dünyada herkese yetecek kadar malzemenin olduğunu biliyorum. Gerçekleştirdiğim bilimsel emeği insanlığa hizmet olarak sunuyorum.

Bilim ve Ütopya: Konferanslarınızda ilham kaynağı olarak Mustafa Kemal Atatürk’ü özellikle vurguluyorsunuz. Kadın bir bilim insanı olarak Atatürk ve bilim ile ilgili fikirleriniz nelerdir?

Canan Dağdeviren: Benim için bilim demek, sonsuz aşk demek, tutku demek, hayattaki en hakiki mürşit demek. İnsanlığa sunulan karşılıksız hizmet demek. Benim için Atatürk demek, özgür olmak demek, pes etmeyecek kadar ‘delikanlı’ olmak demek, az zamanda çok iş yapmak demek. Mustafa Kemal’in; kadınlara verdiği önemi, bilime verdiği desteği, çocuklara verdiği değeri, öğretmenleri yüceltmesini, hayatını yoktan var ettiği bir memlekete adamasını, ileri görüşü ile bugünleri görebilmesini, kitapları üstündeki muazzam notlarını, doğa sevgisini, milletin efendisi köylüyü dinlemesini ve daha nice insani tavrını/tarzını beğeniyorum. O’nun dediği gibi bir kıvılcımdım ama şimdi alev oldum. Benden sonra gelecek genç arkadaşlarımın yolunu biraz olsun aydınlatabiliyorsam ne mutlu bana.

Dr. Canan DAĞDERVİREN
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)

Röportaj: Gökalp Çiftçioğlu-Deniz Kel